Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '13

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
75
 

Yağmurun intikamı

Başlığı okuyunca "İntikam" dizisiyle ilgili yorum yapacağımı sanmayın. İşim mi yok bu yaştan sonra öyle ciddi konularla uğraşmaya. Ülke sorunları” Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” misali. Akıllılar anlatmaya kalktı barış sürecini. Reyhanlı da ki patlama, arkasından kaçak yakıtın patlaması ve yangın, sınırda ki sosyal yapı ortaya koymaktadır. Yetkililer kevgire benzetiyorlar güneyimizdeki sınırları.

Dinlencedeyim arkadaş. Marksist ve kır gerillacısı olarak bilinenlerin bile emperyalist devletlerin güdümünde hareket ettikten sonra, bana mı kalmış emekçi ve yoksul halkın kavgası. Her gün yağmur yağdığı için bahçeye çiçek ve fide dikmekte de zorlanıyoruz. Zaten üç dört aileyiz erkenden dinlenceye gelen. Giyiyoruz gocukları, akşama dek oynuyoruz okeyi.

Okey karesi kurulmayınca, yazı yazma hobimi tatmin edeyim diye oturdum bilgisayarın başına. Facebook’ tan okul arkadaşlarımın resimlerine baktım; dostlar yaşlılıkta bile yakışıklı olduklarını yazıyorlar birbirlerine. Gülümsedim iltifatın böylesine. Pörsümüş olduğumuzu yazayım da muhalifliğin, aykırılığın daniskasını görsünler.

Bizim yağmurun intikamının senaryosu, kendiliğinden oluşan doğal yaşam. Sokakta üç beş insan, kediler köpekler ve kuşlar. Yağmur ve Rüzgar sokak köpeği. Rüzgar, deniz kenarındaki kafenin vazgeçilmez canlısı. İki üç yıldır birlikte yaşamakta bizlerle. Çocukların köftesinin, tostunun ortağıdır Rüzgar. İntikam dizisi ortalıkta yok iken çocuklar tarafından koyulmuştu bu ad. Yağmur bu sene sokağımızın yeni konuğu. İki canlının dostluklarını gören komşular, konuğumuza yağmur diye seslenmişler. Konuklara adlarıyla seslenince, dönüp bakıyorlar gözlerinin içleri gülüyor sanki. İki ayak üzerine kalkarak oynamak istiyorlar seninle. İri yarı ama sevimli sevimli.

Üç arkadaş sokağın başında sohbet ediyorduk. Yağmur hızla yanımızdan geçti, üç köpek yağmuru kovalıyorlardı. Sınırı koruma iç dürtüsü ile köpeklerin üzerine yürüdüm; kovalayanlar kaçtılar. Rüzgar koşarak imdada yetişti, birlik de kovalayanların üzerine yürüdüler, onlar kaçtı. Biraz sonra Yağmur ile Rüzgar arkamıza sığındılar. Başımı çevirdiğimizde kocaman dört beş köpek bize doğru geliyordu. Bu cenk de bende varım diyerek yere eğilip taş alır gibi yapınca, kaçtılar. Kaçan köpeklerden biri küçüktü, Yağmur koşarak onu yere yıktı. Bu kez de mağlubun imdadına yetiştim. Yağmura kızınca durdu. Arkadaşlar bana gülüyorlardı.

Sınır bekçiliğim çok güzeldi. Kevgire çevirmedim. Burası yolgeçen hanı değil dedim. Gülen arkadaşlarıma sizleri korumam altına aldım, korkmadan gezebilirsiniz diye takıldım. Biz sohbet ederken kavga eden tüm köpekler, bir araya gelip koklaşmaya başlamışlardı bile. Arkadaşların sohbetini kestim. Hayvanlar alemin de barışı nasıl sağladım dediğimde, arkadaşlardan biri” SENİ AKİL İNSAN SEÇMEYENLER UTANSIN” dedi. Doğanın akil insanı benim diyerek, salına salına yürümeye başladım.

Yağmur yeni doğum yaptığı için komşular süt ile besliyorlardı. Bizde katıldık besleme kervanına. Memeleri keçimemesi kadar büyüktü. Yavruları da toramandı.

Bir hafta sonra bahçeye yayıldılar, dikilen fideleri ezmeye başladılar. Doğayı kendimize göre dizayn etmenin sonucu bu dedim. Biraz felsefi oldu ama kusura bakmayın dostlar diye de ilave ettim. Birlikte yaşamanın güçlükleri burada; güçlüler kendilerine göre dünyayı dizayn etmeye çalıştıkça, çatışmalar kaçınılmaz oluyor.

Birkaç gün daha dayanıldı yavruların bahçede dolaşmalarına. Yavrular senelerdir dinlenceye gelmeyen evin bahçesine taşındı. Yağmura verilen yemekler o bahçeye götürüldü. Alışsınlar diye bahçe de onlarla oynaştık, sevdik okşadık. Mutluluk üç gün sürdü, yağmur yavrularını alarak doğum yaptığı bahçeye geri döndü.

Sokağın hamile kedisi iki tane koruma ile geziyor idi. Yemek yerken, üçü birden miyavlıyordu. Doğal orkestramızdı onlar. Bir sabah uyandığımızda Per gülenin altındaki divanın üzerinde yatıyordu dişi kedi. Baktım yavrulamış, komşulara “DEDE OLDUK” diye seslendim. Üç yavrudan biri ölü idi. Mukavva kutunun içine eski iç çamaşırları serilerek koruma altına alındı yavrular.

Yağmur kuşundan söz etmeyeceğim bu kez. Ötüp duruyor zaten. Hafta sonu havaların ısınacağını söylüyor yetkililer. Oysa geçen sene çoktan yüzmeye başlamıştık denizde.

Dinlenceye geleli iki hafta olmasına karşın, doğadaki güvenlik ve Akil Adamlık rolüm fazla olmaya başladı. Divana uzanmış gazete okuyordum. Serçe, yağmur kuşu ve akbabaların ötüşlerine alışığız. Alışık olmadığımız bir kuş sesi ile irkildim. Karşımızdaki evin çatısında farklı bir kuşa, üç dört serçe dalış yapıp kaçıyorlardı. Kuş uçmak istiyor, serçeler bırakmıyordu. Darwin boş yerine dememiş "Tabiat sofrasında zayıfların yeri yoktur" diye. El çırparak kaçırdım hepsini, kuşta uçup gitti. Barış sürecine desteğimin devam etmesi gururuyla gazeteyi okumaya başladım.

Birkaç günlüğüne Ankara’ya dönüyorum. Seslendim doğada yaşayan canlılara." Akil Adamlığım bugün sona eriyor, dönünce kalanlarla paylaşırız yaşamı"

 

YAĞMURUN İNTİKAMI

M.Ferit Kotan

 

    

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 441
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster