Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
377
 

Yakılan maskelerin kokusu...

Yakılan maskelerin kokusu...
 

...


Siz, hangi kinlerden, nefretlerden hayat buldunuz? Hangi lanetlenmiş düşüncelerden geldiniz? Ya da şöyle demeli; size şeklinizi, biçiminizi verenlerin, doğmanıza neden olanların ne tür kinleri-nefretleri ve lanetleri vardı (?) bilinmez... Belki de doğmanıza neden olanlar, bir birlerini sevmeyen-sevemeyen birileriydi; ki onlardan olan siz, o sevgisizlikleri nefretlere- kinlere çevirebildiniz... Gönülsüz olduğunuz sanılmasın; o lanetleri ve nefretleri gönülsüzce yarattığınızı-yaşattığınızı siz de söylemeyin... Söylediğiniz de inanan bulunur mu bilinmez.

Siz uykularınıza nasıl başlıyorsunuz? Ellerinizi-yüzünüzü temizleyebilecek su ve sabun bulabiliyormusunuz? Kurulanmak için kağıt mendiller kullanıyorsunuzdur mutlaka; ama çöpe de atamıyorsunuzdur, yakıyorsunuzdur... Ellerinizden ve yüzünüzden bulaşan kirli işlerinizi, nefretlerinizi bir havlu üzerinde görmekte istemezsiniz-görülmesini de istemezsiniz o nedenle... Neden ve kimden olduğunu ne sizin, ne de başkasının bilmediği-bilemediği korkularınız var ve o korkularınız hep var olacak (gözleriniz her vakit o korkularla bakıyor ve fark ediliyor)... Belki de annelerinizin bir an için olsa da gösterebildiği bir sevgi dir korktuğunuz; bilinmez...

Yastığa başınızı koyduğunuz bütün geceleriniz de Tanrı dan kaç kez af dilediniz (?) ve yarın ki işleriniz için gönül ferahlığı dilemek amacıyla kaç kez dua ettiniz, kaç kez..? Yıl 365 gün dür unutmayın. Siz çok uzun yıllardır o nefretlerinizle, kinlerinizle yatıp, sabahı da aynı düşünce-isteklerinizle karşılamaktasınız. Güneş doğmadan çok önce uyanır ve ışıklarınızı güneş doğana kadar da söndüremezsiniz. Rüyalarınıza giren genç delikanlılar, genç kızlar ve de küçük çocuklar, elleri-yüzleri yara-bere için de öylece , dimdik, hiç seslerini çıkarmadan karşınız da dururlar. Hiç bir şey yapmaz, sadece öylesine dururlar; yüreğiniz de başlayan o gürültülü korkunun sesini dinlerler. Siz de bunu bilir, kimseye anlatamaz, dillendiremezsiniz. Ne karınıza, ne çocuklarınıza, ne de arkadaşlarınıza; kimselere diyemezsiniz... Sayınız çok fazla olsa da hiç biriniz, evet hiç biriniz bu gecelerinizi birilerine, bir birinize bile anlatamazsınız. İçiniz de, kendinin en korkak olduğunu zannedenler de yanılıyor, çünkü kendisi gibi-siz den olan diğerleri de korkmakta, belkide siz den daha fazla korkmakta... Buna inanın ve hiç unutmayın, yalnız değilsiniz...

Siz korkaklar güruhusunuz ve çok uzun yıllardır o, kirli, lanetli işlerinizi yaparken yüzünüz de hep başka bir maske oldu. Çünkü her defasında yüzünüzün kiri ve laneti kullandığınız maskenin üstüne kadar çıktı, körler bile görmeye başladı pis işlerinizi. Bütün maskelerinize kan bulaştı.

Ve şimdi siz, şu sıralar, bu güne kadar kullandığınız bütün maskeleri toplayıp ateşte yakmaya başlasanız da, o ateşte yanan maskelerden çıkan koku her yanı sarıyor, kötü-kötü kokuyor, katlanılır gibi değil; o kokunun fark edilmemesi, duyulmaması imkansız...

Bilmeniz gereken başka bir şey de şu; O yaktığınız maskelerden çıkan pis kokuyu bu dünya ve üzerin de yaşayan hiç bir varlık, hiç bir vakit unutmayacak...

Ne yağmurlar temizleyebilir, ne de denizler yıkayabilir. Bunu bilin ve kabullenin...

Siz artık hep böyle, ellerinizin ve yüzünüzün pis kokularıyla anılacaksınız...

Bilmeniz veya hatırlamanız gerekenler diyelim:

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=202694

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=206220

Blog yazım tarihi: 07-10-2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 742
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Sosyoloji, psikoloji, kültürel alanlar ve ilişkiler, insan ilişkileri ve ekonomi-politik ilgi ala..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster