Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '10

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
14
 

Yakın Tarih

“Arzular başka şey, hatıralar başka; Güneşi görmeyen şehirde söyle nasıl yaşanır.”

Orhan Veli Kanık’ın bir şiiri bu. Öyle anlamlı ki! Arzularla ile geleceği, hatıralarla geçmişi ifade etmiş ve demiş ki.

“Geçmişin güneşi, önümüzü aydınlatmazsa, geleceğimizi şekillendiremeyiz.”

Ne kadar doğru. Öyle değil midir? Kişisel ve aile geçmişimiz, özel hayatımızı şekillendirirken, ister istemez bize yol gösterir. Ülkeler ya da toplumlar için de böyledir? Toplumsal tarih ve insanlık tarihi geleceğe ışık tutar?

Bu konuyu Tarih ve insan ilişkisini irdelemek için ortaya getirdim. Yahu bize 12 yıl tahsil yaptırdılar da bir yakın tarihi öğretmediler. Laf aramızda öğrettiklerini de “yanlış öğretmişler.”

Kendilerince haklı yanları vardı. Yakın tarihi kurcalamak “sıhhate muzırdı” o zamanlar. Ama artık görüyorum ki, bizden sonrakiler için “tarih” denecek bir dönemin, biz canlı tanıklarıyız.

60’lı, 70’li, 80’li, 90’lı yılları yaşamak az şey değil. Bu gün yarım asır’a şahitlik ediyoruz. Şakası yok.

Bu zaman zarfında; Ülkede: 60 İhtilali, 67 Kıbrıs gerilimi ve Makarios, (bütün evin camlarını koyu renk kağıtlarla kaplamıştık. Jetler uçuş yaptılar tepemizde), 71 muhtırası, 73 Boğaziçi köprüsü, 74 harekatı, 24 ocak, 80 İhtilali, 82 anayasası, 94 ekonomik krizi ve 5 nisan kararları,

Tam da 17 ağustos 99 depreminin ardından, 2000 krizi ve anayasa kitabının baş aktör oluşu, bir sürü partinin kapatılıp sonra mantar gibi yeniden ortaya çıkması,

Tüp gaz, sana yağı, samsun sigarası ve benzin kuyrukları. Bir yanda ise otomobil sahibi olma yarışı, kampanya ve kumpanyalar. Şu kadar kişi bir araya gelip araba alma organizasyonu yapmalar ve kura ile araba almak. Ya da parasını şimdi yatırıp arabayı 6 ay sonra almak. Böylece aldığı anda kar etmek. Taksitli satış ile beyaz eşyaya hücum. Yürüyen çamaşır makineleri, mini çamaşır makinesi rezilliği ve hemen ortadan kaldırılması.

Üzerinde Amerikan sigarası bulunursa ya da herhangi bir döviz bulunursa içeri girmeler. Tombalacılar “kent var malboro var”.

Bakın tarih deyip geçmemek lazım. Şurada bir kaç dakikada neler çıktı. Daha sinema kapılarındaki karaborsa bilet satışı gibi teferruata girmiyorum. Bunların hepsi artık tarih.

Biz de “tarihi eser” oluyoruz bu arada. Olsun gerçekken pek de kıymetimiz bilindiği söylenemez. Tarih olunca belki antika değerimiz olur. (örnekleri gelişi güzel verdim. Bilimsel bir yan, ya da kronolojik bir sıra aramayın.)

Dünyada ise: 63 John Kenedy suikasti , 72 Watergate skandalı ve Richard Nixon, 64 Vietnam savaşı, 73 Petrol krizi ve Zeki Yamani, 73 Arap-İsrail savaşı, Mısır başkanı Cemal Abdülnasır’ın ölmesi, 80 İran-Irak savaşı, 79 İran da yeni rejim ve Ayetullah Humeyni . 79 Rusyanın Afganistanı işgali, 91 Irak’ın Kuveyt’i işgali ve 1. Körfez savaşı. 82 de İngilterenin Falkland adalarına müdahelesi. 86 Çernobil faciası, 91 Rusyanın dağılması, soğuk savaşın bitmesi , 89 Berlin duvarının yıkılması.

Daha neler neler. Ha bu arada küçük ve basit bir olayda oldu…!

İnsanoğlu 69’da aya gitti…! Ama bunca şeyin arasında kaynadı.

Bir kaç da siyasi aktör ismi sayalım da tam olsun. Golda Meir, Zülfikar ali Butto ve kızı Benazir Butto, Nelson Mandela, Muhammet Ali , Mahatma Gandi, Mihail Gorbaçov, İdi Amin ve daha kimler kimler...?

Alın size yakın tarih. Bu konularda dünyada binlerce kitap yazıldı. Bütün bunları yaşayarak görenler olarak, yaşayan tarih kitabı gibi olduk…

Peki, ister kendi kişisel geçmişimizden, ister ülke, ister dünyadaki yakın geçmişin ışığından yararlanıyor muyuz? Herkese göre değişir. Bunu bilmem ama. Tarih önümüze ışık tutmayı sürdürüyor. Anlayana! Anlamak için de okumak lazım. O zaman nasıl olurda hayal kurar, arzular yaratırız içimizde. Tarihin ışığı genlerinize kadar işlemediyse, 17 ağustosu bile hatırlamıyorsanız. Ne hayal kursanız boş…!

Bu arada tarih sadece savaşlar ve krizlerden ibaret de değildir. Bu sözünü ettiğim dönem içinde Mesela; Ortak Pazar, AET, (bunlarda ne? diyenler olacaktır!) Cem Karaca , Barış Manço , Zeki Müren, Sadri Alışık, Yımaz Güney, Kemal Sunal, Cemal Kamacı, Naim Süleymanoğlu, Gırgır dergisi, 67 Anadol Otomobilimiz, ..vs, var.

İyi de! hatırlayan kaç kişi var.

Dünyadan: Beatles, Elvis Presley, Pablo Pikasso, Kaptan Kusto, Neil Armstrong (buda kim?) Salvador dali, Pablo Neruda var, Yehudi Menohin , konserler ve sevinç çığlıkları.

Maharishi Mayesh Yogi. Mark Spitz, Nadia Comaneci, İrina Rodrina- Alexander Zaitsev, Maykıl Ceksın!, Orhan Pamuk! ..…vs, vs, vs

Önemli olan budur. Güneşten yararlanmak için geçmişi unutmamak gerek. Geçmiş en değerli verilerimizdir. Tarihten yararlanmadan gelecek kurmak, derme çatma bir baraka kurmaya benzer. Bütün bu yukarıda sıraladığım örneklerle, yarım yüzyıllık tarih yaşanırken bizler içindeydik. Bunlar bizim için tarih değildi, yaşanan gerçeklerdi. Ama artık tarih oldular.

Bir insan geçmişinden ne kadar kaçarsa kaçsın. En azından onun genetiği ve kültür mirası kovalar kendisini.

Bir ülke ise tarihini ne kadar anlamak istemese de maalesef gelenekleri ve kültürel mirası önünde dağ gibi durmaktadır. Eğer, 500 yıllık, 5000 yıllık, 5 milyon yıllık tarihten alınacak derslerde varsa yandık. O kadar şeyi nasıl bilebilir bir insan? Okuyarak tabii. Allahtan bilim insanları var da onlar bize yararlanmamızı sağlıyorlar. Prof. Dr. Sayın İlber Ortaylı ve Çok kıymetli hocaların hocası Halik İnalcık ile diğer değerli bilim adamları boşuna mı yazıyor, konuşuyor?

(aşk ve polisiye romanlar ile tv dizileri dururken bunlara zaman ayırırsanız)

Ayrıca, İnternet var, google var, kitap var, dergi var, kütüphane var, tv de belgeseller var, gazete var. Sen iste yeter ki. Kaynak çok. İlgilenen yok. Her şey kulaktan dolma. Yani dedi kodu. Tarihin dedikodusu olur mu? Hem de alası olur. Olunca da işte bu günkü gibi bir durum çıkar ortaya. Keşmekeş. Yahu okulda bize tarihi yanlış anlatmışlar. Bu olacak şey mi? oldu ama.

Sonuç: Tarihi bilmek ve yararlanmak gerek.

Bülent Selen

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herkes kendi yaşadıklarıyla şekilleniyor. Kütüphanelerden isim yazdırarak kitap alıp kısacık sürelerde okuyup götürmek vardı. Sana-Vita yağı kuyruklarını görmüş bir tarih ansiklopedisi yazıyor şu an:))) Kilis den kaçak mallar. Babamın damalı 56 şevrolesi vardı. Benzin kuyruklarında babama yemek götürmüşlüğüm var. M.Ali nin boks maçlarını annemler saat kurup gece dörtte seyretmişlerdi. Dayım Kıbrıs'ta ilk çıkarmada Kara Oğlan tarafından gönderilen askerlerden biriydi. Deniz Geçmiş gibi kara kayıplarımız. Ismarlama kaset doldurmalar, 12 Eylül, yasaklar, kaçaklar, kayıplar. Türk kahvesi sadece Kadıköy de taze satılırdı. 29 Ekim Cumhuriyet bayramı yürüyüşleri,... Yazını okuyunca az mı hatırlıyorum diye hayıflanmalar. Ama her kişi kendine en çok ne zarar vermiş en çok ne keyif vermiş özellikle onu hatırlar. İstanbul eskiden dut, söğüt, leylak şehriydi. Bir de Romen bir tanker yanmıştı günlerce. Yorum biter hatırlanmayanlar gelir akla. Her şeye rağmen güzel yıllardı. Her açıdan sağlıkla kal

kevser şekercioğlu akın 
 09.04.2020 23:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 959
Kayıt tarihi
: 09.07.10
 
 

Marmara Üniversitesinde  İşletme okudu. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.  Dış Ticare..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster