Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
196
 

Yalan dünya

Yalan dünya
 

Küçüklüğümüzde henüz yalanın ne olduğunu bilmediğimiz zamanlarda annemiz bize “Yalan söylersen ağzına biber sürerim!” derdi. Babamız da “Ağzınızdan çıkanı önce kulağınız dinleyecek,  ondan sonra konuşacaksın” diye öğüt verirdi.

Siyasileri biliyorsunuz, oy alabilmek,  partisini iktidara taşımak veya geldiği iktidarda uzun yıllar kalabilmek adına yaptıkları ilk konuşmalarıyla, sonradan yaptıkları icraatlarının birbiriyle örtüşmediğini çoğu kez gözlemlemişizdir. Genelde konuşmalarından dolayı birbirlerini yalancılıkla suçlayıp, yalan makinesine bile davet ettikleri olmuştur. Bende “Yalan nedir?” diye sözlükleri karıştırdım. Karşıma yalanın; “Herhangi bir kişi, topluluk veya kuruma, yanıltmak amacı güdülerek yapılan rol veya doğru olmayan herhangi bir ifadedir”diye yazıyor. Bütün dinlerin de kabul etmediği bu durumu bir kenara bırakıp, Başbakan’ın bizi ilgilendiren önemli olaylar üstüne yaptığı konuşmalarından bazılarını İnternetten yaptığım araştırmaya göre aynen aktaracağım.

Tek Dil, Tek Din konusunda Bütçe görüşmesinde yaptığı bir konuşmada: “… Benim milletimin dili tektir. Bu Türk Milleti ve dili de tektir.” Daha sonraki bir konuşmasında: “…Ben ne tek dil dedim ne tek din dedim. Benim hiçbir yerde böyle bir ifadem yoktur. Çünkü bunlar yalan makinesidir.”

“Füze Sistemlerinin Komutası” hakkında: “Topraklarımızın genelinde düşünülüyorsa, komutanın Türkiye’de olması gerekiyor” Daha sonra: “… Buranın komuta sisteminin tamamıyla NATO’da olması gerektiğini söyledim”

Bedelli Askerlik” için Rusya dönüşünde: “…Parası olan Bedelli Askerlik yapsın, parası olmayan gidip askerlik yapsın, eğer bunun halkımızın bir kesimini mağdur etmeyeceğini biz bilseydik, buna inansaydık, biz bunu çoktan masaya getirirdik.  Ben Tayyip Erdoğan olarak böyle bir sorumluluk altına giremem. Çünkü parası olan var parası olmayan var. Benim görüştüğüm kenar köşedeki vatandaşım buna hiç sıcak bakmıyor. Biz kimsesizlerin kimsesi olarak yola çıktık ve buna uygun davranmak zorundayız.” Bedeli Müjdesi:Yeni bir çalışma değil, eski bir çalışma ama süreç itibariyle ‘şu gün olacak’  diye bir şey yok. Bizim de tabii gönlümüzde yer alan biran önce neticelendirip, içeriği ne olacak ama şu anda içeriğinde şu var, tarih şudur, dememiz yanlış olur. Netice alacağımızı umuyorum.”

Müslümanlık Ve Laiklik” konusunda İktidar öncesinde yaptığı bir konuşmasında: “Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın ya laik. İkisi bir arada olduğu zaman adeta ters mıknatıs yapar.” Arap Baharı sonrası Mübarek’in gidişenden sonra Mısır’a yaptığı ziyarette:“Bir Müslüman laik bir devleti başarılı bir şekilde yönetebilir. Laik devlet her inanç grubuna eşit mesafelidir. İster Müslüman ister Hıristiyan ister Ateist olsun hepsinin güvencesidir.”  

“NATO’nun Libya’ya Müdahalesi” için: “NATO Libya’ya müdahale etmeli midir? Böyle saçmalık olabilir mi? NATO’nun ne işi var Libya’da?” sözünden sonra: “NATO’nun Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir.”

“Başkanlık” için rahmetli Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün Programı’nda Mehmet Ali Birand soruyor: “Sizin kalbinizde ‘Başkanlık Sistemi’ yatıyor mu? Başbakan: “Gönlümde var. Ama illa bu olacak diye bir direncim yok. Milletin takdiri neyse odur. Ben tartışılsın diyorum.” Aynı program içinde 11 dakika sonra Mehmet Ali Birand satır başlıkları ile konuyu özetliyor: “Gönlünüzde Başkanlık Var” dediniz. Başbakan: “Öyle bir şey yok! Tartışılsın diyorum. Gönlümde başkanlık var demedim.”

İmralı Görüşmeleri’nde Muhalefetçe Apo ile görüşmelerin yapıldığı ortaya atıldığında,  Kayseri Seçim Meydanında: “…Bunlarla bizi dört kez bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar bu alçakça iftirada bulunanlar bunun hesabını her yerde verecekler. Hiçbir zaman masaya oturmadık, hiçbir zamanda oturmayacağız!”  Başbakan Slovakya’ya da: “Bizim İmralı’yla yapmış olduğumuz çalışmayı engellemeye yönelik böyle bir adım daha olsa, bu bizim çalışmalarımızı engellemez. Adalet Bakanlığımız kime müsaade verirse adaya ancak onlar gidebilir. Biz çözüm sürecini başlatmış bulunuyoruz. Bu çözüm sürecine söylemleriyle, fiilleriyle gölge düşürecek olanlarla kaybedecek vaktimiz yok.”

Yorumu sizlere bırakıyorum ancak Politikacıların ilk söyledikleri ile son yaptıkları birbirine uymalı mıdır? Siyasette dün söylenenler ile sonradan söylenen ve hayata geçirilen icraatlar bir biriyle örtüşür mü? Bu da tartışılır bir konudur. Seçim meydanlarında seçmenini etkileyerek iktidara geldikten sonra, vaat verdiklerinin zıddını hayata geçirmek etik midir, yoksa değil midir ve seçmenler bunu takip edebilecek kültürde midir? Sözlerini de söylemeden geçemeyeceğim.

 İlerleyen yaşlarda, beynimizin dış yüzeyine yakın bulunan hücreleri zamanla ölmekte ve yerine yenisi de gelmemektedir. Yine ilerleyen yaşlarımızda çocukluğumuzu hemen hatırlamamıza rağmen, yakın zamandaki gelişmeleri, konuşmaları veya okuduklarımızı da hemen unutabiliyoruz. Halk diliyle Sara, Tıpta ise Epilepsi adı verilen hastalıkta unutkanlığı daha da tetiklediği düşünüldüğünü de göz ardı etmemek gerekir.

Ve Kuran’ın Bakara Suresi’nin 10. Ayetinde: “Kalplerinde bir hastalık vardır da Allah onları hastalık yönünden daha ileri götürmüştür. Ve onlar için, yalancılık etmiş olmaları yüzünden acıklı bir azap öngörülmüştür.” Denilmektedir.

Önce insanız, sonra ne desek, yine de “YALAN DÜNYA” !

Ertuğrul Erdoğan

Şubat 2013 /Bursa

www.erdoganlaedebiyat.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Selamlar, yalandan kim ölmüş, dinliyen olduktan sonra! saygılarımla..

Mahmut Ekrem Muhalefet demokrasiye geliştirir 
 11.02.2013 13:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 301
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 447
Kayıt tarihi
: 06.05.08
 
 

Ertuğrul Erdoğan, 1958 yılının sonbaharında Ankara'da doğdu. 1968 -1980 yılları arasında babasını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster