Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '19

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
70
 

Yalan Tarih Artık Susuyor (3)

Meclis Zabıtları’ndan anlaşılan şu ki: İngilizlerin ağır baskılarına karşın Sultan Vahdettin’in Kuvayı Milliye’yi desteklediği, Osmanlı Hükümeti’nin ise Anadolu’daki mücadeleye mümkün olan her türlü yardımı yaptığıdır.

Zabıtlara devam etmeden önce, Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’dan Sultan Vahdettin’e çektiği ve “İrade-i Milliye” (*) gazetesinde yayınlanan bir telgrafını aşağıda veriyoruz. Telgraf,  İrade-i Milliye’nin 14 Eylül 1919 tarihli nüshasında yer alıyor.

Telgrafı Çeken: “Üçüncü Ordu Müfettişi, Yaver-i Hazret-i Şehriyarileri Mustafa Kemal”.

Telgraf Çekilen kişi: “Zat-ı Şahane” (Sultan Vahdettin).

Telgrafın Çekildiği Yer: Havza. 14 Haziran 1919

Mustafa Kemal Paşa telgrafta, Sultan Vahdettin’le olan son görüşmelerini hatırlatıyor ve Padişah’a şöyle diyor :

Huzur(unuz)dayken İzmir’in işgali karşısında ‘pek mahzun olan’ kalbinizin ‘bu nokta-i necâta ait ilhamatı’nı (yani ülkenin sizin öncülüğünüzde millî mukaddes bir kudretle kurtulacağına dair verdiğiniz ilhamları) şu an gibi hatırlıyorum.

“Sizin ‘ilkâ’nızdan aldığım imanın azmiyle görevime devam ediyorum…”. (Şemseddin Sami’nin ‘Kamus-i Türkî’sine bakılırsa, “fikrimi çelmenizden”) (**)

“Ancak, ‘Nutuk’ dahil diğer kaynaklarda ‘ilkâ’ kelimesinin, ‘ilham’a dönüştürüldüğünü görüp hayrete düşüyorsunuz (mesela: ‘Atatürk’ün Bütün Eserleri’, c.2, s.375). Meğer, diyorsunuz, Atatürk’ün kendi sözleri de zamanla kitabına uydurulmuş.” (1)

….

Bu noktada Mustafa Kemal Paşa hakkındaki “İdam Fermanı” ile ilgili bir bilgiyi  de konunun birinci dereceden yetkilisinin ağzından aktaralım :

Kaynak: 27 Nisan 1920 tarihli Meclis Zabıtları (TBMM Arşivi Zabt-ı Ceridesi) Sy.90-93.

(Fevzi Çakmak’ın konuşması)“...PADİŞAHIMIZ ANKARA’NIN ZAFERLERİYLE SEVİNİP, BAŞARISIZLIĞI İLE HÜZÜNLENMEKTEYDİ.

O sıralarda hepinizin malûmu olduğu üzere İngilizler, baskıyla ve tehditle Mustafa Kemal Paşa hakkındaki o mahut ve kötü idam fetvasını aldılar. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’nin imzaladığı Mustafa Kemal hakkındaki idam fermanı malûmunuz olduğu üzere, o fetva süngü zoruyla alınmış ve İslam sinesinin birbirine düşürülmesi hesaplanmıştı. O fetva acı bir vesikadır. Millet ve siz sanırım bu fetvanın geçerli olmadığını ve hangi şartlarda zorla yazdırıldığını anlamışsınızdır (Tüm meclisten ‘şüphesiz’ sedası yükselir).

(araya giren) Konya Milletvekili Refik Bey : Zaten o fetvanın bizce bir hükmü yoktur. Hangi baskılarla yaptırıldığı bizce de malûmdur” demiştir (2).

İstanbul’dan padişahın telkin ve emirleriyle Ankara’ya geçen Fevzi Çakmak sözlerini bitirerek, coşkun bir alkış tufanı altında kürsüden inmiştir.

“PADİŞAH SULTAN MEHMED VAHİDEDDİN HAN, HARBİYE NAZIRI MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK PAŞA’YA HİTABEN: ‘GİT, SEN DE ANKARAYA GİT… BURADA YAPILACAK BİR İŞ KALMAMIŞTIR’ ” (3) şeklinde hitap etmiştir. Bunun üzerine Harbiye Nazırı 26 Nisan 1920 günü İstanbul’dan gizlice çıkmış ve 27 Nisan 1920 günü Ankara’ya ulaşmıştır” (2 no.lu kaynağın sonu).

...

27 Nisan 1920 tarihinde, Osmanlı Devleti Harbiye Nazırı (Savaş Bakanı) olan Fevzi Çakmak Paşa, İngilizlerle gerçekleşen görüşmesini Ankara TBMM’de aktarmaktadır :

“...Siz bize hakkı hayat verirseniz biz bunu kabul edeceğiz. Millete kabul ettireceğiz ve sizin bize bahşedeceğiniz adilâne şeraiti sulhiyeyi (barış şartlarını) yapacağız ve millette ayrılık gayrılık olmamak hissini bizim kabine tekeffül ediyor ve bu kadar sulha teşne ve kendisini ileri atan bir kabineyi düşmanlarımızın ne yolda telakki edeceklerini anlamak istiyorduk. Madem ki, Avrupa sulh istiyor. Madem ki, sulh teessüs ettikten sonra vaziyet tavazzuh edecektir. Biz de bunu tekeffül ediyoruz. Biz yapacağız diyoruz, bu gayet ağır, belki altından kalkamayacağımız müşkülata vatan aşkiyle giriyoruz. Fakat acaba İngilizlerin fikri nedir? İngilizlerin teklifi nedir? Bunu anlamak istiyorduk.

Efendiler, bu teklifimizi İngilizler kabul etmediler ve bunun üzerine bir mazbata yazdık, Bab-ı Âlide kabinenin siyaset-i muslihanesi İngilizlerce kabul olunmuyor ve İngilizlerin maksadı bizim dahilimizi nifakla birbirimize düşürmek. (Kahrolsun, sadaları) Maatteessüf bir heyet de bulmuşlar, harp istiyorlar.

Fakat öyle bir harb ki, kendilerinin burnu kanamaksızın birbirimize düşürmek ve harp etmek istiyorlar. Maatteessüf Zat-ı Şahane tazyik içinde (baskı altında) bulunduğu için biz durduk, tahammülün fevkinde tazyika duçar olduk (dayanılacak olanın ötesinde baskıya maruz kaldık). En nihayet bize  dediler ki: Efendiler, gayet ağır  muameleye duçar olacaksınız, yani (İngilizler) bizi Bab-ı Âli’den süngü ile atacaklar. Bunu ihsas ettiler. Biz buna da tahammül edecektik, ancak o zaman payitahtlık (başkentlik) İstanbul'da kalmazdı. Biz çekildik, bizden sonraki kabine bir, iki gün teessüs edemedi.

Ancak tabii malûmatınız, var, bu kabinenin teşekkülü ile beraber benim temasa geldiğim gerek o kabine erkanından olan zevattan, gerekse Harbiye nezaretinde bulunan bazı arkadaşlardan aldığım malumata nazaran o kabineye tazyik icra ettiler (Canmehmet: baskı altına aldılar, Mustafa Kemal’in idamı ile ilgili) Fetvayı veriniz diye. Nihayet o fetvayı aldılar. Malumunuz veçhile o fetva İngiliz süngüsiyle alınmış, İslâmı sinesinde birbirine düşürmek için, ilk defa yazılmış acı bir vesikadır . Milletin hissi hakikatini, ümidederim ki, 'bundaki fecaati görecek ve bunun ehemmiyeti sıfıra inecektir. (Şüphesiz, sadaları)

REFİK B. (Konya) : Zaten yoktur, inmiştir ...

FEVZİ Pş. (Devamla) - Efendiler, bendeniz İstanbul’dan daha evvel çıkmak istiyordum. Ancak temasım evvelen İngiliz. siyasetini anlamak hususuna matuf idi. Anladım, bunda hiç şüphem  kalmamıştır. Saniyen İngilizlerin askerlikçe ne yapacağını tetkik etmek idi.

Bunların en büyük arzuları, içimizdeki bazı hainleri teşvik ve tergib ederek millet arasına kan düşürmektir ve bu kan ne kadar tevessü ederse (yayılırsa) o kadar kendi işleri suhulet (kolaylık) bulacaktır ve bunu söylemekten de çekinmiyorlardı. Diyorlardı ki : Siz madem ki, bize arzu ettiğimiz imzayı vermiyorsunuz, yani en ağır, ne olursa olsun sizi mahvedecek sulhü imza etmeye rıza göstermiyorsunuz, biz buna rızadade olacak bir heyet bulacağız. Fakat bu rıza dade olacak heyet millet namına olsun. Buraya dikkat isterim.

MÜFİD Ef. (Kırşehir) : Kabul etmez millet...

FEVZl Pş. (Devamla) - Yani diyorlar ki, sulhü milletle yapacağız, bunun için ‘siz milleti elinize alınız ve millet elimizdedir’ deyiniz, ondan sonra biz sulh yaparız. Bu ne dernektir, efendiler! Birbirinizle boğazlaşınız, kuvvetsiz kalınız, zebun kalınız, biz bir İngilizin burnu kanamadan Anadolu'yu istila edelim, sizi esir edelim  demektir. (Kahrolsunlar, sesleri) Cenabı Hakkın lûtfundan kaviyen ümidederirn ki, İngilizler şimdiye kadar bir çok şeylerde aldandıkları gibi -Çanakkale hücumunda olduğu gibi- bu meselede de tamamiyle aldanacaklardır.

(Alkışlar) Bunları aldatan, efendiler, birkaç hainlerdir (Kahrolsunlar, sadaları). Ve bu hainler içimizde ne kadar az olursa ve biz birbirimizle bir vifak (anlaşma) dahilinde ne kadar azimkarane hareketedersek İngiliz planı tamamiyle ve o kadar çabuk suya düşecektir. Nerde bir fenalık zuhur ederse derakab bastırılır ve İngilizler görürler ki; Türkler kütle-i vahide (tek vücut) halinde, İslamlar kütle-i vahide halinde kendi hakk-ı hayatlarını istiyorlar. Bunu görürlerse efendiler? Biz istikbalimizi kurtardık demektir...” (4)

Fevzi Çakmak Paşa’nın Meclis’te aktardıklarını, bakınız İngilizler nasıl teyit etmektedirler:

“...İngiliz yüksek komiseri Amiral Robeck’ten Lord Curzon’a yazılan 17 Eylül 1919 tarihli raporda ise şunlar bildirilmiştir:

‘…alınan bütün haberlere göre Millî Hareket, Anadolu’da müstakil bir Cumhuriyet’e doğru gelişmektedir. Bu hareket İstanbul’dan, bilhassa Harbiye Nezareti’nden desteklenmektedir. Bu yeni milliyetçi parti, bugünkü Damat Ferit hükümetinden ziyade, halk umumî efkârını temsil etmektedir. Hükümetin kabul edeceği bir anlaşma barış ve huzur getirmeyecektir. Çünkü milliyetçiler bunu kabul etmeyeceklerdir. Hükümetin emirleri artık yerine getirilmemektedir...’ ” (5)

...

Şimdi sormak gerekir :

Sultan Vahdettin’in, “Resmi Tarih”te anlatıldığı gibi bir “Hain”liği var mıdır ?

Yoksa, yukarıdaki yazılanlardan anlaşıldığı gibi, Sultan Vahdettin ve Osmanlı Hükümeti, Kuvayı Milliye’nin, Ankara’nın rahat çalışması için her türlü fedakarlığı yapmış ve tüm düşmanlıkları üzerlerine çekmişler, mükâfat olarak da "Hain(!)" mi olmuşlardır ?

 

Devam edecek…

www.canmehmet.com

 

  • AÇIKLAMALAR VE KAYNAKLAR:
  • (*)“Milli Mücadele Döneminde Basın ve İrade-i Milliye Gazetesi”,  4 Eylül 1919 yılında Sivas Kongresi’nde alınan kararla çıkartılan ilk gazete. İlk sayıda,  gazetenin yayınlanmasından 10 gün önce toplanan Sivas Kongresi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın Kongreyi açış nutku ile Padişah’a, Sadrazam’a ve İtilaf Devletleri’ne çekilen ariza (bilgi yazısı) ve muhtıralar yer almaktadır.
  • İrade-i Milliye gazetesi, Heyet-i Temsiliye’nin Sivas’ta çalışmalarını sürdürdügü 8 Eylül 1919 - 13 Aralık 1919 tarihleri arasında 16 sayı yayınlanmıştır. Ankara’da, Heyet-i Temsiliye yayın organı Hâkimiyeti Milliye (10 Ocak 1920) tarihinde yayın hayatına katılmıstır. Bu iki zaman dilimi arasında Irade-i Milliye dört sayı daha yayınlanmıştır. Hâkimiyet-i Milliye’nin yayınlanmasından iki gün sonra (12 Ocak 1920), İrade-i Milliye’nin 20. sayısı neşredilmiştir. Milli Mücadele’nin yeni yayın organı, Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin (10 Ocak 1920) tarihinde yayınlanmasına kadar geçen zaman zarfında İrade-i Milliye gazetesinin ulusal kimliğini muhafaza etmiştir.” (Dr. Fatih M. DERViŞOGLU).
  •  
  • (**)Kaynaklar için bakınızhttp://www.canmehmet.com/irade-i-milliye-gazetesinde-yazilanlar-tarihimizi-degistirir-mi.html
  •  
  • (1)Daha fazlası için bakınız : Mustafa Armağan, 14 Aralık 2008, Zaman Gazetesi.
  •  
  • (2)27 Nisan 1920 tarihli Meclis Zabıtları (TBMM ARŞİVİ ZABT-I CERİDESİ, Sy.90-93). (Aktaran : Ahmet Anapalı). http://www.haber7.com/yazarlar/ahmet-anapali/2702236-ataturkun-idam-fermanina-inanan-cahiller-hele-oturun-yamacima/?detay=1
  •  
  • (3)GÖRÜP İŞİTTİKLERİM. Ali Fuat Türkgeldi. TTK Yayınları, Sy.182-185. (Aktaran : Ahmet Anapalı). http://www.haber7.com/yazarlar/ahmet-anapali/2702236-ataturkun-idam-fermanina-inanan-cahiller-hele-oturun-yamacima/?detay=1
  •  
  • (4)27 Nisan 1920 tarihli Meclis Zabıtları.
  •  
  • (5)MİLLİ KURTULUŞ TARİHİ. Doğan Avcıoğlu. Sy.54. (Aktaran: Cengiz Yazoğlu. OSMANLI’NIN TASFİYESİ. Sy.504).

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaynak Ahmet Anapalı,Mesela Niye Kaynak Nutuk değil?Niye Kaynak Soner Yalçın,Sinan Meydan,İlber Ortaylı,Murat Bardakçı değil?Duymak istediklerinizi mi yazanlar hep kaynak?

mehmet binlik 
 04.09.2019 10:51
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, Tek kelime ile "İnsaf!!!" Kaynak olarak meclis zabıtlarını verdik. Anapalı'nın aktardığı da bizim işaret ettiğimiz zabıtlardır. Bununla beraber Anapalı sadece kaynaklarını iletmiştir. Yorumlarını değil. Hiç kimse görmek istemeyen birisi kadar kör, duymak istemeyen birisi kadar sağır değildir. Sağlıcakla kalınız.  04.09.2019 15:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1049
Toplam yorum
: 2662
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1717
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster