Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
460
 

Yalan

Yalan
 

Blogdan bir arkadaşımla “Aşkın hangi halini sever gönlün” adlı yazım hakkında konuşuyoruz. takılmış kıskançlıklarla. http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=52873

- Yok otobüste seni arayacakmış da. Yok yanında kim var diye soracakmış da. Yok taksinin arkasından koşacakmış da.

Bunlar yaşanıyor toplumumuzda hem de İstanbul gibi bir şehirde. Adam böyle seviyor.

Duyuyorum, görüyorum.

- Yalan, dedi her zaman ki kendine has üslubuyla. Argo aşklar bunlar, biz enteliz.
- Yaşayanlar üniversite mezunu insanlar, hasbelkader de olsa tahsil görmüşler, dedim.

Sonra düşündüm entel aşkları. Nasıl olur pek bilmem. Bir şarkı sözü geldi aklıma.
“Seni kendime sakladım. Hepsini ben hesapladım”
Sevenler kendilerine göre hesaplıyor aşklarını, kendilerine göre şekillendiriyor. Karışmak yakışık almaz.

Aşkın halleri de saymakla bitmez.

Bir de şöyle yüksek kesimlere çevirdim gözlerimi. Aşk kelimeleri altına sığınan kişiler nasıl yaşıyordu aşklarını. Aynı anda birden fazla kişiyle çıkanlar ve sonra yaptıkları her neyse aşk kelimeleriyle süsleyen çapkınlar. Aşk kelimesinin karşılığı cinselliktir diyenler. Değer yargılarını yitirenler.

Yukarıya doğru çevirdim başımı ama buradan çok küçük görüyorum onları. Ödünç yaşıyorlar aşklarını, ödünç girip çıkıyorlar hayatlara. Konuşuyorlar kendi aralarında.

Hissediyorum.

“Taktik bunlar öğren oğlum” diyor biri diğerine. Kahkaha sesleri geliyor ardından.

Yine bir şarkı sözü geliyor aklıma.

“ Yalan dostum aşk diye bir şey yok

Aşk dediğin üç günlük eğlence, bilemedin beş gün sürsün….”

Velhasıl herkes farklı yaşıyor aşkını.

Yalansız aşklarınız olsun…

Foto: Milliyet

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bir de aşkı yaşadıklarını zannedenler... O anlattıkların onlar arkadaşım. Aşk olmasaydı eğer senin yazdıklarını bu kadar dikkatli okuyabilir miydim?

kevser şekercioğlu akın 
 02.06.2008 18:20
Cevap :
Sevgili Kevser'cim her zaman yanımda olduğunu hissediyorum. Yorumların beni mutlu ediyor, sanki arkamda beni direyen bir omuz hissediyorum. Dostluğun ve paylaşımın çok güzel. Aşkın çeşitleri var elbet ve bir de aşkı kullananlar var. Onlardan da söz etmesek gücenirler diye düşündüm:) Aşk çıkarsız olursa AŞK. Teşekkürler Canım...  02.06.2008 19:53
 

onlarınkine -aşk- demesek de macera desek nasıl olur acaba? aşk entel ayaklara düşmesin yazık olur !! eline sağlık Sema'cım.. sevgilerimle.

sema öztürk 
 28.05.2008 23:44
Cevap :
Mutlaka adı aşk değil onların yaşadıklarının. Aşk yere düşse bile değerini asla kaybetmez. Yüreklerimiz sevgisiz kalmasın. Teşekkürler canım...  28.05.2008 23:59
 

kişisel çıkarlar üzerine oturmaktır aşk. erozyona uğratmaktır sevgiyi.

Yapukay 
 28.05.2008 21:27
Cevap :
Aşk sevgiyi heyecanda tutmaktır. Kişisel çıkarlar değildir aşk. Aksine çıkarsız ilişkidir. Beklentisiz sabırdır. Tabi her gönülde farklı yaşanır. Bana göre öyle. Teşekkürler, saygılar.  28.05.2008 23:54
 

Ne zaman kimi vuracağını asla bilemezsiniz. Gece yarısı aniden, dipten yükselen coşkulu bir dalga gibi kabarır içinizde. Toprak ayağınızın altından kayıyor gibi olur ve en hazırlıksız olduğunuz anda bütün şiddetiyle vurur. Sarsılır, neye uğradığınızı şaşırırsınız. Heyecan, korku, kararsızlık, cesaret, acı, öfke, hüzün, merhamet, şiddet kaplar bir anda dünyanızı. Es dost yardıma koşsa da kolay toparlanamazsın. Bittiğinde ağır bir enkaz bırakır geride. Daha kötüsü, "tamamen bitti" sandığınız sarsıntı, hafif bir şiddette artcı şoklar halinde yıllarca sürebilir. Kalbinizdeki kirik hat ara sıra yoklar yeniden... Can Dündar

Ali Gülcü 
 28.05.2008 19:40
Cevap :
Yine Üstattan; "Dün gece mehtaba daldım hep, seni andım/öyle bir an geldi ki, mehtap seni sandım". Sonra birden bastırıverdi kasvet. Kalleş bir gölge, ağır ağır sokuldu dolunayın nurdan yüzüne ve birkaç dakika içinde kara bir şal gibi tamamen örttü üzerini gece güneşinin. Bir süre kıvranıp durdu ay ışığı, sonra tutulup kaldı aniden. Ölü bedenlere can veren o ürpertici buğusu hoyratça gölgelendi. Karanlık, hükümranlığını ilan etti dağ yamaçlarında.Bozkır, siyaha teslim oldu. Ay tutuldu, dilimiz tutulmuşçasına şaşırtarak bizi. Aydınlık yüzü keder bulutlarıyla gölgelenirken, gözümüzü semaya dikip paylaştık sancısını.Okşadık bakışlarımızla; doğum anında bir annenin terli saçlarını okşarcasına... Öyle masum, öyle sessiz çekiliverdi ki başucumuzdan, daha kirpiklerimizdeki nemi kurumadan ışıklı busesinin, yokluğunun boşluğuna yuvarlandık ıssız bir yol ortasında, yapayalnız... Efkârlandık mahrumiyetinden... Aya tutulduk, ay tutulurken. Can Dündar  28.05.2008 21:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 898
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1361
Kayıt tarihi
: 21.02.07
 
 

Bir yaz gecesi hatırasıyım. Haziran doğumluyum. Bilirler haziran doğumlular. Hele ki haziranın tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster