Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '17

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
53
 

Yalandan Teşhis Tedavi

Yalandan Teşhis Tedavi
 

Sağlık üzerine Dr. ünvanıyla sosyal medyada paylaşılan bir metne rastladım. İsimler uydurma olabilir diye buraya almadım. Sağlık gibi hayati bir konuda tıbbi ünvanla bu denli ciddiyetsiz ve sorumsuz paylaşım tehlikelidir. Bildiğim doğruları ve yanlışları ayıklama yapmaya çalıştım. Siz siz olun bu tür paylaşımları ünvana aldanıp da hepten doğru saymayın. Ünvan kişiyi bilimsel yapmaz.
 
Naçizane irdelememdir:
 
* (Küçükusta ezberleri bozdu) Bu Küçükusta kimdir belli değil.
 
*(Tüm sağlık reçeteleri yalan) Bu genellemeyi yapandan bilim insanı olmaz. Reçete derken tıbbi reçeteyi kasdetmişse hepten de bilgiç ukalalığı. Hani o medyatik sağlıklı yaşam reçetelerini kasdediyorsa, kısmen doğrudur.
 
*“Hastaneye giderseniz sizi zorla hasta ederler”... Böyle bir şey yok. Ben 17 yıldır Hepatit C virüsü taşıyorum; 6 ayda bir virüsün aktif olup olmadığına baktırmama rağmen hâlâ beni hasta etmediler.
 
*( Mr’ların yüzde 90’ı gereksiz yere çekiliyor) Bunu hangi araştırma sonucuyla çıkarmış belli değil. Türkiye'de MR çekim merkezi sıkıntısı olmadığından gereksiz çekimler, belki de ticari çıkar bağlantısıyla isteniyor olabilir. Ancak bunun yüzde 90 gereksiz yere istendiği kafadan atma gibi duruyor. MR çekimiyle daha ayrıntılı ve derinlemesine teşhis yapılabildiği de bir gerçektir. Hekim teşhise kısa yoldan gitmek istemiş olabilir; bunun ne durumda gereksiz olduğunun bilimsel açıklaması bende yok. Burada hekimin kararına saygıyla uymaktan başka seçeneğim olduğunu sanmıyorum.
 
* (– Kanser taramalarının çoğu kandırmaca. Insanlar kendilerini kullandırmasın) Sadece kanser için değil genel sağlık gidişatını ve olası sorunları görmek için gücü yeten sağlık denetiminden geçmelidir.
 
*(– İlaçların çoğu boşa veriliyor. Yüzde 37’si çöpe gidiyor) Yüzde 30-40) kadarının israf olduğu doğru olabilir. Ben de ona yakın olduğu kanısındayım. Ancak, ilacın boşa verildiği söylenemez. İlaç israfının asıl nedeni kullanım hatasındandır. Yüzde10 oranında hekim hatasından da olabilir tabi.
 
*(– Antibiyotik yazan değil, yazmayan doktor makbuldür. Ama bizde tam tersi geçerli maalesef) Böyle bir değerlendirme neresinden ele alsam mantıksız. Önce neye göre antibiyotik diye sormak gerekir. Sadece, antbiyotik yazmadı diye bir doktoru makbul saymak akıl işi değildir.
 
*(– Grip aşılarının etkinliği sıfır.. Ben hayatta vurdurmam) O kadar da değil. Zaten genç ve bağışıklık sistemi güçlü olanlara tavsiye edilmiyor ki. Yaşlı ve bağışıklık sistemi genç olanların da ihtiyacı olmayabilir. Bu aşı bir önceki yıllarda bilinen grip virüslerine karşı bağışıklık sistemini uyarıp ön savunma hazırlığı yaptırmak için. Grip virüsü oldukça değişkendir. O yıl yeni bir türevi ortaya çıkabilir ve grip aşısı ona karşı işe yaramaz tabi. Koruma sadece bilinenlere karşı.
 
*(– Her yıl gereksiz yere binlerce biyopsi yapılıyor, röntgen çekiliyor) Bu sağlık hizmetinin gereği normal bir durumdur. Tanı kesinliği için biyopsi ve röntgen bir araçtır. Binlercesi değil keşke on binlercesi olumlu çıksa da boş yere çekilmiş olsa. Yok eğer biyopsi veya röntgenlik bir durum olmadığı hâlde bunların para için yapıldığından söz ediliyorsa ortada bir hekimlik suçu vardır. Belgelenip yargıya götürülmesi gerekir. Parmağım sızlıyor diyeni parmağa bakmadan röntgene gönderen ortopedist görmedim ben. Parmağa bakıp da diken batığı veya tırnak batması olduğunu gördüğü hâlde röntgene gönderenden mi söz ediyor acaba? Yani böyle genel ve muğlak iddialar bilimi utandırıyor.
 
*(– Leblebi çekirdek yer gibi anjiyo yapılıyor. Stent takılıyor. Bunlar vücuda zarar veriyor) Aslında her tedavinin az çok zararı vardır. Burada asıl sorulması gereken tedavi yapılmazsa zararın ne olacağıdır. Doktorumuz bilimsel olmayı önemsemeyip okuyucunun aklını kendine çelmek için iyice abartmış.
 
*(– Çekap (Check-up) kampanyaları gerçek bir tuzak. Akciğer filmi vücudunuza zarar veriyor) Nasıl bir tuzak kurulduğunu çok da hayal edemedim. Çekap, yani sağlık gözetim kampanyaları para kazanma amacıyla yapılır elbette. Bu sağlık denetimi yaptırmayı gereksiz kılmaz. Sonuçta yaptıranın aklı ve parası kendine aittir. Akciğer filmi üst üste onlarca kez çektirilmiyorsa radyoaktif etkisi sağlık açısından önemsiz bir değer ifade eder.
*
Bunları da kısmen doğru kabul ediyorum:
 
– İnsanlar kendiliğinden geçecek hastalıklar için kesinlikle hastanelere gitmesinler. Tahliller vücuda radyoaktif ışın veriyor. Gereksiz ilacın faydası yok zararı var. (Tabi ki kendiliğinden geçebilir olan rahatsızlıkları bilmek koşuluyla. Aslında sırf bunu öğrenmek için bile doktora gidilmelidir)
– Köpekbalığı kıkırdağı ile kanser tedavi edildiği iddiası tamamen uydurma. Köpekbalıklarının kansere yakalanmadığı düşüncesi de safsata. Bu hayvanlarda kırk çeşit kanser tespit edildi. (Köpekbalığı hiç kanser olmasa ne yazar; doğru olan köpekbalığı yüzgeç kıkırdağının kanseri tedavi etmediğidir. Zaten hiçbir yiyecek ilaç değildir; sadece canlı hücrenin enerji ve yapı taşı takviye kaynağıdır) 
– “Bitkisel ilaçların hepsi masumdur; yan etkisi yok” düşüncesi doğru değil, palavradır.
*
Bir de uzun bir paragraf açmış. Şöyle böyle ve öyle yaşarsanız tabi hasta olursunuz demeye getiriyor. Buradaki doğru ve yanlışları ayıklamaya çalışacağım.
 
* Trans yağ içeren ürünleri tüketmeyelim, tamam da; ayçiçek, mısırözü ve margarini hepten atıp tereyağı ve zeytinyağı kullanmakla sağlıklı yağlanmış olmayız. Asıl mesele ne kadar yağ tüketmemiz gerektiğini bilmektir. Bu da herkesin kendi beden metabolizmasına uygun ölçeği bilmesiyle olur. Genel bir ölçü verilemez. Beden kilosu da her zaman yağ tüketim ölçeği kıstası yapılamıyor. Asıl kıstas hareket ölçeğidir. Hareketi kısıtlı olan zayıf bile olsa her tür yağdan az tüketmeye bakmalıdır. Bunun yanında şekeri ve tuzu hemen hiç, karbonhidratı da aynı hareketsizlik gerekçesiyle az tüketmelidir. Şehir yaşamı hareketsiz yaşamdır. Aslında söz konusu edilen sağlık sorunlarının çoğu nedeni hareketsiz şehirleşmedir. Yani asıl suçlu ne ilaç ne teşhis aracı ne de tıp bilimidir; hareketsiz fakat hızlı yaşamaya kışkırtan şehrin sözde uygarlığına tav olan ve eden kişi asıl suçludur.
 
*Ev ve beden temizliğinde kullanılan kimyasalları çöpe atıp saf sabun, karbonat ve sirke kullanma önerisine katılırım. Bu bağlamda sadece temizlik kimyasallarını değil, parfümleri, losyonları ve tüm makyaj malzemelerini de toplayıp çöpe atma cesaretiniz yoksa boş verin gitsin; çamaşır suyu koklamaya devam...
 
*Çevre temizliğine ve çevrenin doğal ekolojisini korumaya da yardımcı olmamız gereğine ben de candan katılırım. Aslında bu paragrafta belki de farkında olmadan sorunun asıl kaynak gözlerini eşelemiş yazı sahibi.
 
*Naylon torba ve naylon giyime de karşı durmalıyız.
 
* (Klima ve elektrikli ısıtıcıları atıp, sobalı ısınmaya geçin demeye getirmiş) Hani sobayı atıp kalorifer sistemiyle ısınabiliriz. Ancak şu klimayı doğru kullanmayı öğrenmeliyiz. Ne ısınmak ne serinlemek camları kapıları kapatıp kirli hava solumaya değer. Belli aralıklarla dışarıda temiz hava varsa tabi, yaşam ortamı havalandırılmalıdır.
 
*("Toprağa basmadığınız için stresten geberiyorsunuz" diyor) Stresi atıp gülümsemek için ayağınızın toprağa değmesi gerekmiyor. Ben ne insanlar tanırım değil ayakları elleri de toprağa değer de gülümsemezler. Bu durum olduğunuz yerden çok seçtiğiniz veya seçemediğiniz yaşam biçimiyle ilişkilidir.
***
 
Bana en acıklı gelen ne biliyor musunuz? Böyle toptan yuvarlama tespitlerinin bilim adamı ünvanıyla paylaşılması zoruma gidiyor. Gerçek veya uydurma, 'Doktorluk' ünvanı takınarak hekimliği ve eczacılığ reddetme derecesinde gömmek bana göre oldukça sorumsuz ve bencil bir davranış.
 
Sağlıkla yaşayın, sağlığınızla oynatmayın. Ve unutmayın ki ahlâklı hekim asla sağlığınızla oynamaz; az bir olasılıkla hekimlik kusuru sağlığınıza zarar verebilir tabi. Bu risk hiçbir hekime güvenilmez manasına gelmez. Hekimsizlik hekimlik kusurundan çok daha büyük bir risk oluşturur.
 
Muharrem Soyek
 
***

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayatımda okuduğum en mantıklı yazılardan biri, elinize yüreğinize sağlık Muharrem bey.

Kerim Korkut 
 30.11.2017 9:35
Cevap :
Teşekkürler, düşüncenin silahşörü Kerim Usta. .... Eziyet insanın kendine lâyık gördüğü kaderin kusurundandır. Aynı eziyet, kendini bilmiş insanların dirayetli birliğiyle ancak umutlanıp mutlanabilir. Biz sadece ölümden öncesini düzeltebiliriz...  30.11.2017 14:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 382
Toplam yorum
: 2803
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1418
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster