Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
585
 

Yalanın gölgesinde yaşayanlar

Yalanın gölgesinde yaşayanlar
 

Yalan, hepimizin uzak olmak, kaçmak istediği öyle bir hastalık, öyle bir alışkanlık ki, bir kere başladı mı sonunu getiremezsiniz ve çorap söküğü gibi iyice sökülmeye, her kelimesi ile de daha da batağa gömülmeye başlar insan. Her yalan, bir başka yalan, o da bir başka yalanla kapatılmak zorunda kalır ve bu böylece zincirleme devam eder.

Bir gün gelir yalan söyleyen bile inanır yalanlarının doğruluğuna. Çoban ve kurt hikayesi gibi sözleri öylesine kanıksanır ve dikkate alınmaz ki gün gelir doğruyu söylediğinde, gerçekten yardım istediğinde bile inanılırlığını kaybetmiştir. Yalana başvuranlar zaten hemen gözlerinden, hal ve hareketlerinden anlaşılır. Buradayım diye bağırır, hemen olmasa bile bir süre sonra turnusol kağıdı gibi renk vermeye başlar.

Bazıları da kendi kişilik değerlerini artırma amacıyla zararsız yalanlar söylerler. Hani beyaz, pembe yalanlar var ya renk renk. Renklerin tonu koyulaştıkça yalanın zarar boyutları da artmaktadır. Ama sonuçta yalan, yalandır. Masumane yalanlara zaman zaman çoğunlukla çeşitli nedenlerle sığınıyoruz. Ve temennim o masumlukta kalmaları.

Düşünüyorum da, yalan söyleyen insanlar, bu zehri başkalarına akıttığını düşünürken, bir gün gelip de asıl zehirlenenin, zarar görenin kendilerinin olacağını hiç mi hesaba katmazlar? Gece bile tüm karanlığını, kirliliğini, çirkinliklerini, güneş doğana kadar gizleyebilirken, bir yalanın doğruluğu ne kadar sürebilir ki?

Çevresine karşı daha hoş, daha sevimli görünmek adına takılan sahte maskeler, gün gelir düşer ve o kişiye duyulan sempatinin yerini soğukluk, antipati alır. Değer mi, sırf başkalarına şirin görünmek adına ismini, kendini riske atmaya? Çok mu zordur insanlara “ben buyum, doğrularım ve yanlışlarım bunlar” demek, diyebilmek.

Eğer doğruları veya en azından kendine göre bildiğin ve doğruluğuna inandığın ve sadece dürüst olduğun için – ki çok düşük bir ihtimal- sevmiyorsa bir insan seni; bırak sevmesin, değerini bilmesin. Merak etmeyin doğruluk er geç yerini bulacak ve mükafatını alacaksınız.

Bir de bazı kişilerin olayları, kişileri suistimal etmeleri yok mu? Bir personele izin verirsin, gider / gelir ve durumunu sorarsın iyi niyetle ne oldu nasıl düşüncesiyle. Bu tip yalanın gölgesinde yaşayan kişiler, hiç vakit kaybetmez ve 2-3 gün içinde aynı nedenden ötürü iyi niyetinizi suistimal ederek tekrar izin isterler.

Yalanlardan, sahteliklerden, maskelerden, yalancıdan, uzak, çok uzaklarda olmamız dileklerimle…

Resim: www.c4vct.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

insanın kendine söyledikleridir. zira herkes küçük ya da büyük beyaz ya da mavi ya da siyah yalan söyler. söylemedim diyen de yalan söylüyordur. ama insanın kimi durumları herkesin yararına atlatabilmesi için yalan söyleyebilmesi "gerekebilir" böyle durumlar genel olarak doğru ve dürüst olmamıza engel değil. çünkü bi insanın tamamen köşeye sıkışması ve doğru söylediğinde de her nedense bundan hiç hoşlanılmadığı da bir gerçektir. en iyisi picassonun dediği. sanat, yalanlar söylemektir, gerçekleri anlamamız için. selamlar.

Başak ALTIN 
 13.04.2007 15:58
Cevap :
evet haklısın, kendimize söylenen yalanlar labirentin en gizemli köşesi gibi. Yorumun çok anlamlı, teşekkürler ve sevgiler :)  13.04.2007 21:21
 

Yalanın pembe mor kırmızı ... rengi olmamalı. Yalan karşındakini üzmemek adına söylendiğinde bile ortaya çıktığında acı vermiyor mu? Bir kez başlayınca yalanlara ardı arkası kesilmiyor ve tüm duygularımıza sahiplenmiyor mu? Ben doğru ve dürüstlükten acı verse de gerçekten yanayım ve gerçek dostluklardan gerçek ilişkilerden gerisi mi sadece boşluk... Saygı ve sevgiler.

drgayemm 
 13.04.2007 10:37
Cevap :
evet haklısınız bir kez başlayınca devamı artarak geliyor. Masumane olarak başlayıp artan dozları nedeniyle renk renk düşüncesine gelmiştim. Sonuç ne olursa olsun uzak durmak en güzeli, sevgilerimle  13.04.2007 15:20
 

Merhaba, sondan başladım okumaya ya olsun önemli olan başlamaktı benim için. * işyerinde bazı çalışanlarla ahbaplık yaparsınız onları küçümsemediğininizi göstermek uğruna, bir gün gelir siz ona "bey" diye hitap ediyorken o, yaşı sizden büyük ya adınızla sesleniverir. Bu güne kadar şunu öğrendim ki bu tarz davranışların nedeni ben değilim; karşı tarafın ( içimden geçen kelimeyi yazamıyorum) yetiştirilme tarzı. Ve bizim memlekette ki başka yerde ora insanlarını tanıyacak kadar çok kalmadım, insanların kişilikleri de meslekleri doğrultusunda gelişebiliyor. İstisnalar kaideyi bozmaz. Tıpkı işyerimde ençok anlaştığım ve güvendiğim iki insandan birinin hemşerim dediğim şöförümüz diğerinin de teknisyenlerimizden birinin olması gibi. *Oğluma ilk öğretmeye çalıştığım şeylerden biri, sözlerinin yemine gerek duymayacak kadar doğru olmasıdır.

derinmavi.. 
 10.04.2007 11:15
Cevap :
çok haklısınız bir güleryüz ile suistimale açık kişiler malesef var, değer verdikçe şımaran kişiler. Ve yine sözüne güvenilirilik aslında o kadar önemli ki ytoplumumuzda, tebrik ediyorum sizi çocuğunuza verdiğiniz bu meziyet için. sevgilerimle..  10.04.2007 17:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 629
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 807
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

Hayatta iki şey vardır; masallar ve sonuçlar. (Erol Aslan)      ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster