Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
106
 

Yalın

Peki ya ben pencereleri kapalı bir ev isem?

Kapımı çalmak, içimi açmak için yetmiyorsa?

Pencereyi ufacık tıklatışında dahi kanatlar çırpıyorsam?

Peki ya içerisi bir nefes daha alamayacağım kadar havasızsa? Yine de çalmadan geçer miydin?

Yine de başka kapıları zorlamaya, içlerini havalandırmaya, başka duvarlar boyamaya devam eder miydin ?

 

Doğru ya ederdin, nasıl da unuttum..

"Bir nefes daha alamayacağım" diye son haykırışımda kapıyı üzerimden sıkıca kapatışını nasıl unuturum.

Kilitli kaldığım o odada nefessiz kalışımı, duvarlara çarpa çarpa duruluşumu nasıl unuturum?

 

Unutmak, ne büyük nimet oysa ki.

Evimin dış cephesindeki parmak izlerini, açtığın delikleri, kırdığın kapı kollarını, hırpaladığın renklerimi..

Her yolun sonunda evimin kırgın çerçevelerini sevip, şefkatle onlara sarılmak bana düşmeseydi belki..

 

Gidecek bir başka evim olsaydı ya da mesela.

Ama kimin var ki?

 

Ben her günün sonunda aynı eve döneceğim ve aynı pencereden bakarak uyanacağım güne, tıpkı senin gibi.

 

Bir gün senin de beni özlediğini fark etmen ya da sadece "beni" fark etmen dileği ile.

Hep var ol.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 247
Kayıt tarihi
: 31.12.14
 
 

Her gece ikişer dakika arayla beş alarm kurup her sabah onları üç kez ertelerim. Uyanır u..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster