Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
874
 

Yalnız adam...

Yalnız adam...
 

Görsel alıntıdır..


Sadece ağaçlar vardı camdan gözüken, neredeyse evin boyunu aşmış, yıllanmış meşe ağaçları. Yattığı yerden başka şey görme şansı da yoktu zaten. Ağaçların  karla kaplanarak ağırlaşmış dalları arada bir silkelenip puuufff diye ve dökerdi üstündeki bütün karları. Günlerden beri bembeyaz bir örtüyle kaplıydı her yer. Rüzgar ıslık çalarak geçiyordu camların önünden, kar-kış, küçük kıyamet gibiydi.

Evi, köyün hemen hemen en sonundaki evdi, köyün içinde olsaydı yalnızlığına yalnızlık eklenmez, evin önünden gelip geçenlerin sesleri bölerdi hiç değilse bu acımasız yalnızlık türküsünü. Önceleri şikayetçi değildi bu durumdan. Hoşnuttu hatta kendi dünyasının merkezi olmaktan. İşine karışılmasından pek memnun olmazdı kendi kendine yetebildiği zamanlarda.

Delikanlı zamanları orda burda savrulurken geçip gitmişti, arada bir fason işler yapıp, az çok birşeyler kazanmış son kuruşuna kadar harcayıp bitirene dek de çalışmayı düşünmemiş, sıfırı tükettikten sonra yine bir iş arayışına girmişti. Para amaç değil araçdı onun için. Fakat, iyi yaşamayı severdi, aleladelik ruhunda yoktu zira. Elinde avucunda olanı, en pahalı marka bir pabuca, balıkçı yaka bir kazağa, bir blazer cekete verebilir ne yalan söyleyeyim giydiğinin de hakkını verirdi. "Kendisini lord zannediyor" diye düşünerek, gülümsediğim zamanlar bile olmuştur onun hakkında. Yaşamıyla eşitlendiğinde para amacın da üstüne çıkardı aslında, böyle de bir çelişki vardı ruhunda. Onun iyi yaşama arzusu az parayla kotarılamazdı çünkü.

İki ileri bir geri derken geçen zaman, ne doğduğu topraklara ne de onun için anlam taşıyan şehirlere kök salmasına izin vermemişti onun. Rüzgâr nereye eserse o tarafa gitmiş, bir sonra esen rüzgar alıp başka yere sürükleyinceye kadar da olduğu yerde kalmıştı.

Sermest yaşamıştı bir ömrü.

Durağan bir yaşamı olmadığı için, beklemiş suyun içindeki çakıl taşlarının yosun tutması gibi yosunlaşmamıştı belki  ruhu, tebdil-i mekânda ferahlık vardı! Kendisi gibi klas! adamlarla klas! ilişkiler kurmuş, bu hengâmeyle geçip gitmişti yaşamı. Başka şehrin insanlarıyla farklı hikâyeler yazmıştı yaşam defterine, bazen çalakalem, bazen en tumturaklısından. Başka başka kadınların kulaklarına sevdalinkalar söylemişti, anason kokulu loş gecelerde...

Hep vakur ve hep ukala bir tavrı vardı O'nu tanıdığım günden bu yana. Burnu yere düşse eğilip almayacak, seslensen dönüp bakmayacak bir havası vardı hep. Bu kendini beğenmişlik; geniş omuzları, uzun boyu, düzgün fiziği ile derin bir sessizlikte, naif bir fon müziği eşliğinde bir aşk şiiri okuyan tiyatro sanatçısı kadar güzel sesi ve düzgün diksiyonuna rağmen sevimsiz yapıyordu onu. İtici ve soğuktu aynı zamanda. "Beni beğeneni ben beğenmedim, benim beğendiklerim de beni beğenmedi" demişti bir defasında, "Neden evlenmedin" diye kendisine yöneltilen soruya.

Zamanı süzgeçten geçiriyordu şimdi yattığı yerden, elinden kaçan imkanları, değerlendiremediği fırsatları, boşa geçen zamanları... Benim diyebileceği bir kadın elinden sıcacık bir çorba içmemiş, bir başka bedenin varlığıyla ısınmış sıcacık bir yatağa girmemiş,  ayaklarını onun ayaklarının arasına koymamış, (gelip geçenler dışında) göğsüne yaslanmış bir başı sevgiyle okşamamış, o eve geldiğinde koşup kapıyı açacak, bacaklarına sarılacak çocukları olmamıştı. Yalnızlık vurmuştu iyiden iyiye... Akşam olmuştu ama ayağa kalkacak hali olmadığından yatağın içinde geçmişin muhasebesini yaparak günü bitirmişti. Karnı acıkmış, soba yanmış geçmiş  ev neredeyse ayaz kesmiş ve bu halde gün akşam olmuştu.

Anacığı geldi aklına o anda; "Bir iş tut da evlensene a oğlum ben sağken" diyen anacığı. Derin bir iç geçirerek doğruldu yatağından, köyün alt yanında oturan, zamanında pek sevmediği, sıradan ve renksiz bulduğu kuzeninin, sümüklü oğlunun getirdiği çorbayı almak için kapıyı açmalıydı zira.

 

 

1 Ocak 2014

N.ÖRS

Bilecik.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yalnız adamın yaşantısı,güçlü bir gözlem gücüyle gözler önüne seriliyor.Canlı,sıcak,çekici bir anlatım.Selamlar.

Hüseyin Başdoğan 
 20.10.2014 14:24
Cevap :
Çok teşekkürler.Sevgiyle.  25.10.2014 2:42
 

Böyle hayatlar da var işte değil mi?

Kerim Korkut 
 12.04.2014 9:07
Cevap :
Var var, hem de pek çok sevgili arkadaşım. Sevgilerimle...  14.04.2014 22:25
 

Benim yaşadığım topraklarda maalesef kar yok:) kiminin özlemi kimininde zilletidir kar .Yazınındaki yalnızlığı Allah kimseye vermesin diyor güzel deneme yazınız için tebrik ediyorum.

AHMET KAPLAN 
 23.01.2014 9:22
Cevap :
Ben de ilginize teşekkür ediyorumm, hoşgelmişsiniz...  26.01.2014 11:58
 

Güzel bir deneme yazısıydı, emeğinize sağlık. SEVGİLERİMLE.

sündüs akkaya 
 06.01.2014 22:10
Cevap :
Teşekkürler, sevgiler...  06.01.2014 23:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 896
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1477
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

Yaşamayı seven, yaşamı dürüst ve içten yaşayan, evi, eşi ve iki yavrusunun annesi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster