Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '11

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
316
 

Yalnız değiliz -1

Yalnız değiliz -1
 

Hiç düşünmemişken, Centaurus Galaksisi ile ilgi dev karadelik haberini okuyunca, bilgisayarın başına oturdum ve klavyeye ellerimi uzattığımda bunlar dökülüverdi. Plansız, anlık duygular. 

Biz insanlar, yalnız değiliz. 

Belki kendimizi öyle sanıyoruz ama değiliz. 

Yaratan, günün yirmidört saati, her yerde, bize bizden yakın. 

Sevgiden ışıktan, en güzel renklerden, enerjiden, güzellikten ibaret mükemmel, her zaman var olmuş hep var olacak olan o sonsuz varlık. 

Varlığı her yeri kaplamış. Bütün diğer varoluş, onun içinde, ona ait, ona tabi, o "ol" dediği için var.. 

Adının ne olduğu önemli değil Allah, Tanrı, Yaratan, Rab, vs., asıl önemli olan, mevcudiyeti ve bizi, herşeyi varetmiş olması. 

Yalnız değiliz. Ancak, inanç sıkıntısı çekenler, öyle olduğumuzu düşünenler, inanmayanlar var aramızda. Allahı belli bir gruba aitmiş gibi düşünüp, kulların yanlışları yüzünden ondan uzaklaşanlar. 

Bir yaratıcıya inanmak hissi aileleri tarafından hiç verilmeyenler. Hayatlarını inanç harici oluşturmuş, kendilerini dinden ve Allahtan tamamen soyutlayarak yaşamaya alışmışlar. 

Bu insanlar için din, ve Tanrı konusu diye bir konu hiç olmamış hep "başkalarına, ötekilere ait" bir konu olarak algılanmış... Hayatlarının içinde bu kavramlar yer almamış. 

Kimileri belli bir acı olaydan sonra büyük keder ve isyan içinde, yaratana ters düşmüş. 

Kimileri, içinde olduğu politik çevreye, arkadaş-meslek grubuna ters düşmemek için, kimileri kendileriyle "gerici vs." diye alay edilecek, yaftalanmamak için, onu inkarı seçmiş. 

Bazıları, Bilimle uğraştıklarından, " bilimle din mutlaka karşı olmalıdır, din bilimin düşmanıdır" peşin yargısıyla, biraz da diğer bilim camiası tarafından küçümsenmemek korkusuyla, Yaratanın varlığını inkar etmiş. 

Bazıları da, "ben beş duyumla algılamadığıma inanmam arkadaş" mantığını savunmuş, Allahı ve 5 duyuyla algılamadığı bütün görünmeyenleri yok saymış. 

Türlü türlü sebeplerle bazı insanlar, Yaratanı hayatlarından çıkarmış gibi yaşamışlar. 

Mış gibi diyorum çünkü "benim içinden baktığım şahsi pencereye göre", bu hiç mümkün olmayan bir şey. 

Gökte bir şimşek çaktığında korkuyla gözlerimizi kapattığımızda, gözkapaklarımızın o ışığı engelleyemediğini anlarız bazen. Ya da gökgürültüsünü duymamak için kulağımızı kapattığımızda, o güçlü sesi cılız da olsa duyabildiğimizi... Bu onun gibi birşeydir işte. Üstelik şimşek ve gökgürültüsü gibi bir güç tarafından yaratılan fenomenlere karşı böylesine çaresizsek, bunları yaratan akılalmaz güce karşı nasıl direnebiliriz, onu ne dereceye kadar yadsıyabiliriz ki. 

Netice olarak Evrenin, yeryüzünün, gökyüzünün, denizlerin, vücutlarımızın, DNA lardaki şifrelerin, bize adeta bas bas bağırdığı gibi asla yalnız değiliz. 

Yaratan Allah, tabii ki var. O çok şükür ki var. 

O; kadınlar erkekler, zenciler, beyazlar, Araplar, her yaş grubu, İnkarcılar, iyiler, kötüler, herkes için, Evren için var. Denizdeki 3 hücreden ibaret organizmalar, bakteriler, filler, penguenler, tavuskuşları için, nihayetinde zerre kadar embriyolardan gelişip sevimli bebekler halinde Dünyaya merhaba diyen biz insanlar için, hepimiz için var. 

Dünya ve Ay hep aynı mesafe birbirlerinin etrafında döndüğü için, Güneş hep aynı uzaklıktan aydınlattığı için. Kuşlar aynı zamanlarda aynı ülkelere göç ettiği, yunus sürüleri de biz insanlar gibi aile bağlarına düşkün olduğu ve denizde yollarını kaybetmediği için . 

Saçlarımız yere kadar uzayabildiği halde, kirpiklerimiz birkaç milimetreden sonra uzamayı durdurduğu için, beynimizde bir türlü sırrı çözülemeyen mükemmel bir bilgisayar olduğu için. Hücrelerimiz birbirleriyle haberleştiği hatta bedenimiz sağlıklıysa, bir melodiye sahip olduğu için. DNA larımızda, bizim bütün özelliklerimizin özü, mükemmel bir mikro flash bellek bulunduğu için. Dünyada ki milyarlarca insanın her birisinin parmaklarına ayrı ayrı izler işlendiği için; o var.. 

O heryerde her zaman var. Esasen zaten yer, zaman vs. kavramları bizim için yaratan da o. 

O var. Bütün mesele, bizim onu kalp ve zihin gözüyle algılamamızda. 

Görünmeyen bir varlığı, hayatı, sadece gördüğü, duyduğu, dokunduğu, tattığından ibaret sayan bazı insanlara, metafiziği materyalizm içinde fizik alemi içinde tamamen somut şekilde anlatmak kolay değil. Bu konularda ahkam kesmek de şahsıma düşmez ama insani boyutta fikir paylaşmak gerekirse, Allahın varlığına inanmak için, maddi Dünya aleminde, onu birgün pat diye karşılarında belli bir biçimi, sınırı ve rengiyle görebileceğimizi beklemeleri anlamsız. 

Biz Allahı Dünya koşulları içinde ve 3 boyutlu algılamamızda herhangi bir objeyi görür gibi doğrudan göremeyiz, çünkü sonu olmayan bir varlık sınırlı biçimde görünmez. 

Sonsuz renksiz bir sis bulutun içinde yürürseniz karşınızda bir şekil olarak bulutu, sonsuz şeffaf bir okyanusun içindeyseniz suyu göremezsiniz. 

Allah da sonsuz olduğuna göre tamamını, şekil olarak göremezsiniz, ancak, yarattığı tezahürlerini görebilirsiniz. Bu tezahür de evrendeki her varlıktır, her ışık ve renktir. Sestir, titreşimdir. 

Bu nedenle, O, "şunun gibidir " de diyemeyiz bu özellikleri yüzünden. Ancak demin dediğimiz gibi onu, heryerde karşımıza çıkan muazzam eserlerine bakarak değerlendirebiliriz. 

O varlığı her yeri kaplayan Allah; Evreni, Dünyayı ve dünyada hayatı yarattı. Dünyayı bir saray gibi hazırladıktan sonra, ol dedi ve harika insan bedenlerimiz üzerine bizi yarattı. 

O benim zihnimde, algılayışımda, en güzel ışık zerrelerinden oluşan, her yeri kaplayan ve görsek gözlerimizin dayanamayacağı kadar güzel, sevgi dolu, sonsuz, mükemmel bir bulut gibidir. Düşününce bile içim ürperen muhteşem sonsuz güzellik. 

Biz ve herşey özümüzle Yaratana bağlıyız, ona tabiyiz.. Bazılarımız onu farketmek istemese ya da farkedemese de ondan uzak, ayrı olmamız mümkün değildir. 

Masanın üstünde duran bir lambaya "sırtımızı dönüyorsak, lambanın kaybedeceği hiçbir şey yoktur ama biz ışıktan mahrum kalırız. Ona sırtını dönmeyenler ondan faydalanırken biz yüzümüz karanlıkta oturmak zorunda kalırız. 

Biz sırtımızı döndük diye o ışığını bizden çekmez oysa. Günah işledik diye sevgisini çekmediği gibi. Onun nurundan yararlanmıyorsak, mahrumiyet bizimdir ancak o bizi orada ışığını sunmaya devam eder, hep bizimledir. 

Bir yakınımız öldüğünde, sevdiğimiz terkettiğinde, işimizden kovulduğumuzda, kötülüğe meylettiğimizde, kalp kırdığımızda, yalan söylediğimizde veya mutlu bir olayla karşılaştığımızda, bir iyilik yaptığımızda, insanlara yardım ettiğimizde, birisini affettiğimizde, vs.vs. hep bizimledir. 

Sevgisi, anne sevgisiyle kıyaslanamayacak kadar sonsuz, hatalarımızı Affetmeye hazır bizimledir. 

Haksızlığa uğradığımızda ve kendimizi çok sahipsiz hissettiğimizde, gecenin karanlığında, gözyaşlarımız yastığımızı ıslatırken, o orada yanımızdadır. Bizi duymaktadır. Konuşmasak bile o zihnimizi duymaktadır. Bizim onunla bağlantı kurmamız için sadece zihnimizden adını geçirmemiz, onun varlığına içimizden bir merhaba dememiz, onu düşünmemiz yeterlidir. 

Gece perdeyi sıyırıp gökyüzüne baktığımızda, kimbilir kaç milyon önce sönmüş ancak aradaki mesafeden dolayı hala gökte pırıl pırıl parlayan yıldızları izlediğimizde, sonra koca evrende küçük bir mucize zerresi gibi olan, ancak çok özel yaratılışımızı farkettiğimizde içimiz ürperdiğinde, o bizimledir. 

Varlığı, zaman, yer ve mesafeyle sınırlı olmaksızın o hep bizimledir. 

Hayır. 

Biz yalnız değiliz. 

Öyle sansak bile asla yalnız değiliz.. 

Herşeyi mükemmel şekilde yaratan, kalbimize varoluşun en güzel hediyesi sevgiyi üfleyen Allah'a şükürler olsun. 

NOT: Yazım son derece kişisel düşünce ve hislerle yazılmıştır. Tabii ki inanan ya da inanmayan kendi şahsi yolunda yürümekte serbesttir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 216
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 386
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster