Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1520
 

Yalnız kadınlar...

Yalnız kadınlar...
 

Yaşamın tadına varabilmek önemli olan..


Yaşadığımız günlerde çevremizde ne sık görür olduk onları. Kimileri acıyarak bakar onlara, kimisi de gıpta ederek hatta az da kıskanarak.

Acıyarak bakanlar hep başkalarının sırtından geçinmeyi alışkanlık haline getirmiş kişilerdir çoğunlukla. Kendilerine yetemeyenlerdir, güçlerinin sınırını bilmeyen ve onları bir köşeye hapsetmiş olanlardır.

Acırlar çünkü o kadınlar her işlerini kendileri yapar.

Kendileri öylemidir?

Asla... Elektriği suyu yıkmışlardır birinin üzerine. Veya çocuğun eğitimini yüklemiştir birinin omzuna. Evde tamirat olduğunda birilerinin vazifesidir onu ilgilendirmez. Çarşı pazarı da yüklediyse, doğaldır bu kişilerin yalnız kadınlara acıması. Çünkü onlar düşünmez onun yerine düşünen biri vardır.

Bu kadın içinde, erkek içinde geçerlidir.

Paylaşmak güzel denir ya, aslında büyük bir kandırmacadır. Paylaşılan bir şey yoktur ortada, sadece birilerini kullanma vardır. Çoğunlukla da kadın kendine ait olmayan birisinin hayatını yaşar. Duygu Asena’nın dediği gibi “Kadının adı yok”tur.

Erkek içinde durum farklı değildir. O sadece dışarıda çalışma görevini üstlenir. Başka ne yapsın ki para kazanıyor ya. Her şeyi çözüyor bu para. Biri evde diğeri dışarıda çalışıyor, hayat paylaşılmış oluyor onlara göre. Dışarıda çalışan 9–10 saat çalışıyorsa evde ki nerdeyse 18 saat çalışıyor.

Ne adaletli bir paylaşım değil mi?

Sorumluluklarını üzerinden atıp birilerinin üzerine yıkanlar acıyarak bakar yalnız kadınlara.

Kıskanarak bakanların durumu daha vahimdir.

Onlar kendilerini ifade edemediklerinden dolayı, başarmış olana gıpta ile bakarlar. Bu kadınları hemen tanırlar.

—Marketin elektrik reyonunda fiş veya kablo seçerken görürler.

—Veya arabasını tamir ettirirken tamirciye arabanın derdini anlatırken görür.

—Hafta sonu çocuğunu parkta dolaştırırken fark edilirler.

—Bir restaurant’ta tek başına yemek yerken fark edilirler.

—Sinemada tek başına film izlerken göze çarparlar hemen.

—Bir mağaza da beğendiği kıyafeti aynada görür ve beğendi ise alırken.
Kendisi öyle mi? danışması gerekir eğer o da beğendi ise alabilir. Kendi başına karar veremez duruma gelmiştir.

Kendi kalabalık ortamında yalnızlığını fark eder. İçi burkulur hayatını paylaştığı kişi ile arasında uçurumları görür kalabalık içinde büyük bir yalnızlığı vardır.

Ama “o yalnız kadın” kendi yalnızlığı ile olmayı tercih etmiştir. Kalabalık içinde yalnız olmak yerine.

Yalnız kadın, bir erkeğin doğası gereği yaptığı işleri de yapar, kendi işleri ile beraber. Kimine göre aptaldır bu kadınlar alaycı bakışlara maruz kalırlar. Boyundan büyük işlere kalkışıyordur bu kadınlar çünkü. Onlara göre kadın dediğin, süslenir püslenir erkeğini memnun ve mutlu eder.

Aslında yalnız değillerdir bu kadınlar.
Çevreleri kalabalıktır, meclislerde sözlerini dinletirler. Pek çok konuda fikir bildirirler, çözümcüdürler.
Güçlü ve sağlamlardırlar halk tabiri ile “hükümet gibi kadın”dırlar. Yetenekleri gelişmiş ve her koşulda kedilerini ifade edebilirler. Hata yapmaya hakları yoktur bu kadınların.

Yalnız kadın aslında en güçlü kadındır. Hayatın tüm yükü onun omzundadır. Ama o bu yükün altında ezilmez. Gururla başı dik yaşamını devam ettirir. Kişiler bunu çoğu zaman fark edemezler. Eğer fark edemiyorsanız sizde, bırakın onlar kendi onur ve gururları ile kalsınlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 100
Toplam yorum
: 562
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1886
Kayıt tarihi
: 13.06.06
 
 

Hayata güleryüzle bakmaktır felsefem ama polyannacı değil. 1961 Sivas doğumluyum, evliyim 2 kızım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster