Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
323
 

Yalnız yaşamak, yaşamak mıdır ?

Yalnız yaşamak, yaşamak mıdır ?
 

'Lanet okumak' hayır mı şer mi bilmem, ama yalnızlık için kullanacağım; lanet olsun yalnızlığa, hem de 999 kere! Ya tv'de sanal insanlar, ya da radyo; başkaca çıt yok. Sanalları da kapatınca yalnızlık koyulaşıyor, kahve telvesinin fincana yapışması gibi ruhu sarmalıyor.

Geçen gün bir örümcek gördüm (belli ki bu kışı benimle geçirecek), bugün yalnız değilim diye içimden geçirdim, yani canlı varlık olarak.. Beş dakika sonra o da kayboldu.. Tv'de komik bir şey var, yalnız gülünmüyor; acıklı bir şey izlersen nedense yalnız ağlanıyor, ilginç! Belki yalnızlığına, belki de konuya ağladın; orası bilinmez...

Ensemde bir şey geziniyor gibime geldi, elimi sürdüm, geçti; biraz sonra tekrar başladı 'şurada bir şey mi geziniyor' diyeceğin kimse yok, yine elimi sürdüm... Merdivene çıkıp perde takarken 'düşersem, hani bir yerimi de kırar yardımsız kalkamazsam' diye aklına gelince daha çok dikkat ediliyor.. Tansiyon veya şeker hastalığınız var, aniden düştünüz; olur ya (olmaz diyemezsınız) bir kriz geçirip yığılıp kaldınız; biri olsa ambulans çağıracak, şansınız varsa sizi beyniniz veya kalbiniz fazlaca zarar görmeden hastaneye yetiştirip, hayatta kalmanızı sağlayacak; yalnızsanız, hele bir de ziyaretinize geleniniz yok ya da ara-sıra geliyorlarsa, ancak koktuğunuzda bulunacaksınız; yani 'insan gibi' bile ölemeyeceksiniz.

Yaşamak için yemelisiniz; yemek yaptınız, sofra hazır; paylaşılmayan yemek güzel ve keyifli değildir, 'tatsızdır'.  Sevgiyi, saygıyı, dayanışmayı, özlemeyi, beklemeyi, aşkı, sevmeyi, espiriyi, dostları, geleni-gideni, gezmeyi, sinemayı, tatili ve benzer güzel şeyleri; yani en az iki kişi ile yapılabilecek paylaşımların yokluğu ve sizde açacağı derin yaralar... Yaşamak mıdır, yalnız yaşamak...

''Şans'' demekten başka bir şey söylemek istemiyorum; tam tanımlayamamak endişesi ile, 'neden yalnızım' sorusunun cevabını ararken... İsyan da ederim: Soyuna-sopuna, memleketine-vatanına, teninin rengine, sınıfına, mezhebine, inancına-inançsızlığına, ırkına, kıyafetine, varlık-yokluğuna velhasıl hiçbir ayırımcılığa tabi tutmadan tüm insanların sadece insan olmasının sevmek için, birlikte yaşamın yükünü omuzlamak için tek ve yeter şart olmasına inanan bir insanın yalnız kalışına...

Hapishanede veya hücrede ya da benzer başka bir durumda, hem de uzun yıllar yalnız yaşayıp da yaşamdan kopmamayı başaranlara da hep hayran kalmışımdır; bu da sorunun başka bir boyutu, ''şükür'' edilecek yönü.

Hanife ÇITA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yanlızlık anlatılmaz yaşanır sanırdım, ama siz güzel anlaymışsınız emeğinize sağlık.Sevgilerimle...

Nuray Ors 
 11.01.2012 15:04
Cevap :
Takdir edilmek ne güzel bir duygu... Sağ olun, mutlu olun, daim olun.  12.01.2012 0:46
 

Aksine yanlızlığı severim, yanlızlık güzeldir diyeceğim size de çok çekmişsiniz yanlızlıktan herhal.. Ve dediğiniz gibi yanlız yaşamak kaldırılmayacak yük, acı ilaç. Ama benim kendimle başbaşa kalmak hoşuma gidiyor, yanlızlığın güzel yanları diye bir blog yazabilirim, yazınıza nazire.İYİ GÜNLER,ÇAY İÇMEYE GELİN!

İbrahim ARSLAN 
 11.01.2012 9:44
Cevap :
En çok da çay davetinizden mutlu oldum, insan sevginizin bolluğunun işareti olmalı.  12.01.2012 0:49
 

Merhaba okudum tekrar okudum ve düşündüm de hayat işte demek geldi içimden.Güzel ve düşündüren bir yazıydı.Sevgiler.

Şennur Köseli 
 10.01.2012 14:16
Cevap :
Övgünüzle mutlu oldum, yüreklendim.   11.01.2012 1:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1222
Kayıt tarihi
: 11.11.11
 
 

İyi-kötü, kendimize göre bir Fırat idik, ama artık okyanusa karıştık, emekli memurum. Dünyada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster