Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
407
 

Yalnızca iki kelime

İki kelime. Yalnızca iki kelime… Bu iki kelime toplumu güzelleştirir. İnsanı güzelleştirir çünkü. İnsanı insan yapar, yaşamı yaşam.

Kendine saygıyla başlar herşey. Kendine saygısı olan insan kendisiyle barışıktır. Kendisiyle barışık olan da herkesle ve herşeyle barışıktır aslında. Kimsenin hakkını yemez. Bilir yerini, sınırını. Kimsenin yaşam alanına girmez. Sokağa bir şey atmaz mesela. Attığı şeyin birbaşkasını rahatsız edebileceğini bilir. Sigara içmez içmeyenin yanında, onu zehirlemeye hakkı olmadığını bilir. Kesmez kimsenin sözünü. Bilir ki enaz kendisi kadar onun da konuşmaya hakkı vardır. Gürültü yapmaz; düşünür hastayı, uyuyanı, çalışanı. Yalan söylemez, kandırmaz kimseyi. Toplumda yaşamanın kuralları olduğunu ve onlara uymak gerektiğini bilir. Kırmızı ışıkta durur. Sağdan işleyen trafikte soldan gitmeye kalkmaz. Karşıdan gelenin sağıdır onun solu çünkü. Piknikten dönerken çöpünü bırakmaz orda; bilir ki oraya başkaları gelecektir ondan sonra ve düşünür kendisi gelecektir daha sonra. Denizi kirletmez yüzüyor birileri, balıklar yaşıyor diye. Koparmaz dalından çiçeği. Tükürmez sokağa; evine tükürmüyorsa tabi. Tasmasını çıkarmaz köpeğinin; pisliğini arkasında bırakıp gitmez. Onun sevdiğini herkesin sevmesi gerekmediğini bilir. Suyu hoyratça kullanmaz. Bilir ki; boşa akan her damlada çocuklarının ve torunlarının geleceği gizlidir ve tabi başkalarının da. Kağıdı öyle kolayca buruşturup atamaz. Bilir attığı her kağıdın hayat demek olduğunu ve suyun, toprağın ve havanın ağaç olmadan olamayacağını.

Daha çok üretip daha çok kazanırken parayı doğaya zarar vermemek gerektiğini bilir ve önlem almak gerektiğini de. Paranın solunamayacağını, yenemeyeceğini ve tabi içilemeyeceğini de. Böyle insanlar oluşturunca toplumu yönetici de saygılı olur kendine ve herkese. Onun yönettiği şehirde mazgallara düşüp ölmez kimse. Çünkü mazgallar açık kalmaz o şehirde. Kaldırımda yayalar rahatça dolaşır. Ne genişliği engeldir yürümeye ne de yüksekliği. Engellilerin engeli yaşamaya engel değildir o şehirde. Ne arabalar yayaların yürümesine, ne yayalar trafiğe engel olur o şehirde. Binalar yıkılmaz durduk yere, hatta deprem olsa bile. Ne kumu deniz kumudur, ne malzemesi eksiktir çünkü. Saygının ve vicdanın olduğu yerde güzellikler yeşertir insanlar hep birlikte; elele, gönül gönüle.

Not: Bu yazı 14 Kasım 2008 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi Ege ekinde yayınlanmıştır

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Sibel hanım, aramıza hoşgeldiniz. Çok önemli bir konuyu en ince ayrıntılarına kadar işlemişsiniz. Yazdıklarınızı % 50.miz yapabilsek, daha doğrusu yapmaya çalışsak, ülkemiz veya yaşadığımız şehir daha da yaşanılır bir hal almış olur, ki işte o zaman hayat anlam kazanır. Kendinden başkasını düşünmeyen bir toplum olduk, tabii ki bu da hiç hoş değil. Ülkemizi daha doğrusu çevremizi önce kendimiz sahiplenmeliyiz ve duyarlı olmalıyız. Gündemimizi ilgilendiren konuları işlediğiniz için teşekkür eder, selamlar saygılar sunarım.

Mustafa Tarkan 1968 
 16.12.2009 10:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 535
Kayıt tarihi
: 02.12.09
 
 

Çevre Bilimi Uzmanı – Peyzaj Mimarıyım. Yüksek lisansımı çevre sorunları ve biyokütle enerjisi üz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster