Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Carolina Isolabella Özgün

http://blog.milliyet.com.tr/carolinaozgun

04 Aralık '06

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
735
 

Yalnızca yalnızlık

Yalnızca yalnızlık
 

Yalnızım, yalnızsın, yalnızız…

Bir koca dolu dünyada yalnız ve yapayalnızız. Nasıl deme aynen öyle işte.

Yürürken istersen biriyle yürü iki bacağının taşıdığı yalnızca sensin, gece uyurken istediğin kadar sevdiğine sarıl, uyu, yalnızsın, rüyan da senin, düşler de senin, akıl da senin ve yalnızsın. Yıkanırken istersen hamamda yıkan, yıkadığın sensin, senin vücudun; yalnızsın. Düşünürken istersen toplu düşün, yalnızsın, sadece sensin ve düşündüğünü anca sen bilirsin. Yemek yerken, iş yaparken, dans ederken, sen sadece sensin ve yapayalnızsın. Aşkta, varlıkta ve yoklukta ister kabul et, ister reddet, yalnızsın işte. En çok korktuğun yalnız kalma duygun aynen sensin işte. Sanıyor musun ki biri var yanında, elini tutuyor, hep seninle ve seni düşünüyor. Üzgünüm ama kanma, yanılma, aldanma…Çünkü yalnızsın ve yapayalnız göçeceksin. Er ya da geç, öyle ya da böyle, göçecek olan sensin, gidiş senin, gelişte olduğu gibi.

Şu çokça hayıflandığın, kızdığın, hırslandığın yalnızlığını sevdiğinde kendini o binlerce kalabalıkta bulmuş olacaksın çünkü başkaları diye gördüğün ve anlaşılmadığını sandığın diğerleri sadece senin binlerce kişiliğinin sana yansıması ve aslında reddettiğin ya da hayranlık duyduğun yanılsamaların. O binlerce kişilik içinde kendini yaratma çaban ve var etme çaban seni yalnız kılan ve acıttığını sandığın büyük aldanışın. O kadar büyük ki içine tüm yaşamın sığar, orda kendini kaybettikçe bulur ve dirilirsin, kaç kez öldüğünü hatırla, kaç kez canının acıdığını, kaç kez kendini kapalı duvarlara esir ettiğini, sandıkların, zannettiklerin, aldandıkların hepsi sensin…

Kendini var etme çaban, kendini değerli hissetmek istemen, başkalarının sana değil senin kendine vermediğin, vermeyi hak etmediğini düşündüğün en derin korkuların. Artık duy, kendini, öz sesini, ak kendine, ayaklan ve anla… Çocuk, çocuk kendini hatırla, sev, anla, söyle artık… Aşık olduğuna bak, sevdiğine, evine, odana, sana bak, bak, bak…

Görerek bak, ne olduğunu görecek kadar derin bak, bak ve gör, gör ki el yordamı yürüdüğün yol sen olsun, kalbine vuran gölge ışık sen olasın, gölgende kaybol, bedeninde benliğini bul, birleş, sev, hasretle kendine sarıl, özlediğini sandığın bir diğerinin senin yarımın olduğunu bil, bul, tut ve birleş…

Titre tıpkı sevginin titreştiği gibi titre, hisset o soğuk ama ılık olanı hisset, tepeden tırnağa sarın, sarmalan, hatırla. Ağaca bak, ihtişamına bak, toprağa sarılışına bak. Denize ak, damlalarındaki tuza bulan, rüzgâra karış, dolan saçlarına, es melteminle, parmaklarına bak enerjinin uçlarından nasıl da bütünde hareket ettiğine bak, beynine gir, her odasını dolaş, yavaşça ilerle, içinde kaybolma, sadece yürü, tanı, tanımla, kokla, ışıklarını yak, karanlığın ışısın, gecendeki yıldızlarını yak sonra güneşe bak.

O yalnız kaldığın, yalnız olduğuna inandığın seyirde seyirci ol, bak sadece bak…

Şimdi o sen misin? Ben miyim? Biz miyiz yoksa siz misiniz? Sen neden sensin? Ben neden benim? Onlar neden onlar? Sizler siz misiniz? Sen dediğim sen değilsin çünkü o benim, bensin, biziz ama yalnızca biriz. Ne dersen de, duymuyorum artık, acıtmıyor artık, yalnızca yalnızız işte… Sen ve ben ve bir de bilinmeyen … Yalnızım, yalnız, çok yalnız…

3 Aralık 06

Carolina Isolabella Özgün

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Yalnızlık bir seçimdir." ifadesi sıkça kullanılan klişeleşmiş ancak doğruluk payı da azımsanmayacak bir ibaredir. Doğruluk payı diyorum çünkü eksikliklerinin olduğunu düşünüyorum. Ben yalnızlığı ikiye ayırıyorum; biri kişinin kendi seçimi olan "seçilen yalnızlık"tır, diğeri ise kişinin itildiği "itilmiş yalnızlık"tır. İlki insanı iyi eden bir yalnızlıktır, ikincisi malesef insanı intihar ve ölüm benzeri vukulara itebilecek bir yalnızlıktır. Sonuçta yalnızlık bir seçimdir; birini insanlar şahsen seçer diğerini insanlar öngörerek kişilere dayatır, seçtirir... Mutlu yalnızlıklar dileğiyle... İkinci bahara vesile olacak yalnızlıklar dileğiyle...

Botan Kadirhan 
 16.11.2009 13:20
Cevap :
Öncelikl teşekkür ederim. Bence her kelimenin her bilinç seviyesine açılımı farklıdır, derinlikği de burdadır. Her evrim kapısı yeni bir anlayışa açışır ve her yeni anlayış yeni bir bilişe...  16.11.2009 17:16
 

Yazılarınızı tüm yüreğimle okuyorum.Varolun.Yalnızlık üzerine yazdığınız yazıya haddim olmıyarak bir katkıda bulunmak istedim.Derinliklerden gelen içsel sevgiyle daim kalmanız dileklerimle.S.Yalçın

SEdat 
 12.04.2008 18:21
Cevap :
Teşekkürlerimle:)  13.04.2008 1:35
 

Yaşın artması ile insanların toplumdan soyutlanma derecesi artar.Yaşanan deneyimler iyice artmış,insanların maskeleri,sahte davranışları...vs ile düşünsel etkinliğin artması sonucu yalnızlık artık sevilmeye başlanmıştır.Yaşlılıkta kendi kuşağının büyük bir kısmı ölmüş,bedensel zevklerin çoğundan uzaklaşılmıştır.Bu dönemde yaşlı kendi asıl unsurunu yalnızlıkta bulmaya başlar.Tabii yalnızlığın sevilmesi insanın kültürel,düşünsel, entellektüel seviyesi ile doğru orantılıdır.Düsünsel zenginlik ancak düşünsel zenginliği fazla olan toplumlara hastır.Düşünce fakiri olan toplumlarda ise insanlar oldukça sığdır.Bu toplumlardaki insanlar yalnız kalma korkusu içindedirler.her zaman kalabalık içerisinde bulunmak bir kaçış şeklidir.Bu tip kişilere kendinden kaçmakta,kapağı kalabalık içserisine atmaktadırlarBaşkalarına katlanmak kendi kendine katlanmaktan daha kolaydır çünkü.Özellikle bu kişiler için geceler adeta bir azap gibidir.Yalnızlık tüm korkunçluğu ile bu sığ ve bön insanların üzerine çöke

SEdat 
 12.04.2008 17:09
Cevap :
Teşekkürlerimle...  13.04.2008 1:35
 

İnsan doğduğu andan itibaren yalnız değildir.Bebeklerin bir kac dakika bile yalnız kalmaktan hoşlanmadıkları her anne baba tarafından bilinen bir olgudur.Diğer bir deyişle bebekler kendi kendine yetemezler ve muhakkak yardıma gereksinim duyarlar.O halde yalnızlık doğuştan kazanılan bir olgu değildir.Çocukluk döneminde de kendi kendine yetme hususu gerçekleşmekten uzaktır.Çocuklarda çok kolay arkadaş edinebilirler ve yalnız kalmaktan adeta nefret ederler.Ergenlik döneminde de genç kız ve genç erkekler için arkadaşlık çok önemlidir.Ancak zaman zaman yalnız kalma hoşlanılan bir duygu olarak belirmeye başlar.Yetişkinlik dönemlerindekendi kendine yetebilme derecesi oldukça artmış bir görünümdedir.Deneyimler ve düşünsel etkinlik artmasına parelel olarak yalnızlık yetişkinin hayatında korku verici bir özellikten çıkmaya başlamıştır.Yaşın artması ile insanların toplumdan soyutlanma derecesi artar.Yaşanan deneyimler iyice artmış,insanların maskeleri,sahte davranışları...vs ile düşünsel etk

SEdat 
 11.04.2008 22:42
Cevap :
:) Detaylı açıklamalarınıza teşekkürler, sanırım bir yerden sonra yazdıklarınız kesilmiş. Işıkla  12.04.2008 11:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 375
Toplam mesaj
: 51
Ort. okunma sayısı
: 671
Kayıt tarihi
: 21.09.06
 
 

İstanbul'da yaşayan bir levantenim, yeni özler, sözler, gözler tanımayı, farklı bakış açılarını p..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster