Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
415
 

Yalnızlığın yolculuğu

Yalnızlığın yolculuğu
 

Yalnız mıyım?


Cıvıltılı bir insanın yalnızlığını anlamak ne kadar zordur. Cıvıl cıvıl olduğu için anlayamazsınız zaten. Aslında o karanlıkta ıslık çalıyordur. Korkuyordur. Ben o yüzden cıvıltıların altındaki hışırtıları anlamaya çalışırım. Hekim değilim ama bu halimi hekimlerin stetoskop takıp sırt dinlemesine benzetirim, normal nefes aldığını sanan birinin ciğerinden gelen hırıltıları duymaktır yaptığım.

Çevrenizde böyle insanlar olduğunu anladığınızda neler yaparsınız, neler düşünürsünüz? Çoğumuz hayatın maskelerinden söz eder, maskelerle yaşadığımızı düşünür bu neşeli yalnızlıkları da böyle yorumlar. Bazılarında durum böyle değildir, maskesi yoktur. Sadece insan olduğunu düşünür ve insanca davranışın bilincinde olduğunu bilir. Yaşama tebessümle bakmanın insanca olduğunu anlamıştır.

Yalnızlık bir durumdur ve bu durum öyle acınılacak bir durum değildir. Ağlanacak yas tutacak bir durum hiç değildir. Şarkıdaki gibi “yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte “ âlemi de yoktur sebebi de.

Yalnızlık ne zaman korkutucu olur biliyor musunuz? Eğer dünya ile irtibatınızı kesmişseniz, kendinile oyalanamıyor iseniz, beklentileriniz çok ise işte yalnızlık o zaman bir karanlıktır yüzünüzdeki neşe ve cıvıltı da sahtedir. Sağlam sandığınız ciğerlerinizdeki hışırtı gibidir cıvıltınız. Benim anlamaya çalıştığım yalnızlıklar bu tür yalnızlıklardır.

Çok zordur cıvıltının sahte mi, yoksa insani mi olduğunu anlamak.

Yıllar önce bir gazetede bir haber okumuştum. Haberde İstanbul’da bir çöplükte bulunan yüzlerce fotoğraftan söz ediliyordu. Haberi yazan haberci, fotoğrafların sahibin bilinmediğini, fotoğraflara sahip çıkan birilerinin olmaması nedeniyle fotoğraftaki insanın yalnızlığının korkutuculuğundan söz ediyordu. Çok gençtim ve haberdeki insana çok üzülmüştüm. Şimdiki aklım ve deneyimimle düşündüğümde durumda üzülecek bir şey bulamıyorum. Belki o fotoğrafların sahibi hepimizden daha güzel bir hayat yaşamıştır. Belki kendisine sunulan yaşam hediyesini insan gibi kullanmış, zamanını insan gibi tüketmiştir. Fotoğrafları görseydim yüzündeki fadeyi bilseydim bunu daha iyi anlayabilirdim. Am terkedilmiş fotoğraflara bakıp o insana üzülmenin gereksiz olduğunu yıllar sonra anladım. Terkedilmiş her fotoğraf korkunç bir yalnızlığın göstergesi değildir.

Yalnızlık sözcüğü itici ve soğuk gelmesin insan gibi yaşayan hiç kimse yalnız değildir. İnsan gibi yaşamak, çok önemli bir cümledir. Altını doldurmak belki kitaplar boyutundadır. Zaten insan gibi yaşamanın bir hali de yaşamın içini doldurabilmektir. Yaşamınızın özetinden ve tamamından güzel kokuların gelmesidir. Yaşamınızın bir destana dönüşmesi gibidir. Kavgalarınızın, aşklarınızın, insana ait her şeyinizin efsanevi olmasıdır bir nevi. Çok iddialı sözler etmiyorum, herkesin kendi öyküsü vardır, bu öykünün herkes tarafından bilinmesi olası değildir belki, ama bilenlerin bunu bir deatan ve efsane gibi anlatmasından söz ediyorum.

Yalnızlıktan nerelere geldi konu, olsun gelsin hayat da nerelerden nerelere gelmiyor ki. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kendimizden hayata, hayattan kendimize katabilecek çok şey olmalı... Kimi zaman keyifli geçecek bir kaç saat yalnızlığa bile hasret kalanlar var. Bence haklısınız...

TC kaan kartal 
 30.06.2011 14:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 283
Toplam yorum
: 710
Toplam mesaj
: 93
Ort. okunma sayısı
: 1280
Kayıt tarihi
: 04.12.06
 
 

Nükleer fizik doktoru, şiir yazmaya çalışıyor, kalite yönetim sistemleri danışmanı, öykü deneme yaza..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster