Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
296
 

Yalnızlık bit lütuftur

Yalnızlık bit lütuftur
 

İnsanlar yalnızlığı pek tercih etmezler. Yalnızlığı tercih eden insan çok azdır. Çevresine karşı ''arkadaşsız'' olmadığını göstermeye çalışırlar. Alışveriş merkezlerine, sinemaya, tiyatroya, konsere bi başına gideni pek göremeyiz.

Bir kafe'de bir başına oturan kişi yalnız olmadığını göstermek için muhakak telefonu ile uğraşır. Bu, ''hayatımda birileri var'' anlamına gelir. Etrafa bu mesajı vermeye çalışır.
Yalnızlığı; terkedilmişlik, dışlanmışlık, kimsesizlikle eş tutuyoruz. Yalnız insan izlenimi vermek istemiyoruz.
Aslında arkadaşlarımızı, dostlarımızı yalnızlıklarımıza karşı kalkan olarak kullanıyoruz. Bu davranış arkadaşlık-dostluk ilişkilerimizi dumura uğratıyor. İlişkilerin uzun soluklu olmamasının sebebi de budur.
Tek başına yaşamayı beceremeyen kişi başkalarıyla da birlikte yaşamayı beceremez.
Yalnızlıktan kaçan insan, kendinden de kaçmış olur. Yalnız kalmak kendimizi tanıma fırsatı verir. İşte bu fırsattan yararlanmalıyız. Kendimizi tanıdığımızda, insanların riyakar ve iki yüzlülüğüne karşı bağışıklık kazanıyoruz. Biten ilişkiler benliğimizde çok da derin yaralar açmıyor, açamıyor.
Yalnızlık bir lütuftur, insanın kendini keşfetmesinin tek yoludur...Arada bir yalnız kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanların yalnız değilim imjını çevreye her fırsatta aksettirmeye çalıştığını ne güzel anlatmışsınız. Halbuki yalnızlık sukünettir, güzelliktir ayrıcalıktır. Zulmetin içinden bir ışık huzmesi yakalayıp o ışığa doğru yetişebilmek iştiyakı kuşatmıştı tüm benliğini. Yaşadığı dünyanın daha doğrusu yaşamak zaruretinde olduğu dünyanın hengâmesinden bir nebze olsun sıyrılmak sükûnetin güzide ve mukaddes tutulduğu bir demde vuslata mazhar olan bir sevgili misali ona kavuşmak istiyordu. Zulmetin zulmünde mi yoksa görünmezliğinde mi zayi olmak kabil? Kestiremiyordu. Kapkaranlık bir mekânın en kuytu ve izbe köşesinden okyanusa doğru açılmak sessizliğin derinliğinde kaybolmak onun için ulaşılması kabil olmayan bir durak gibiydi. Şedit bir fırtınada rüzgârın heybetine karşı direnç gösteremeyen sağa sola yalpalayan sıska bir vücut gibi sallanıyordu. Ne zaman fırtına bertaraf olur o zaman diğerleri gibi dik yürümeye başlardı. Onun için hayalleri sarmalamak çölde serap gören bir bedevinin yaşadığı sevinç, ırak yoldan gelen bir yolcunun susuzluğunu gidermesidir. Yeis dolu kış günlerinden sonra kadim bir dost sıcaklığıyla içi ısıtan güneştir. Karanlığın ve ümitsizliğin prangası ne zaman kırılır meçhul? Zulmetin eşiğinden kurtulup hayallerin beşiğinde sallanmak munis ve masum bir çocukmuşçasına zevkle şevkle koşmak istiyordu. Fakat kabil miydi yine kestiremiyordu?

Sonbahar yaprağı 
 23.03.2013 17:03
Cevap :
Teşekkürler Nazmiye hanım.Yalnızlığa bir çok pencereden bakabiliriz.  24.03.2013 11:56
 

Merhaba, Yalnızlığa övgü bu yazınızı da diğerleri gibi keyifle okudum. Emeğinize sağlık, yalnızlık zaman zaman gerekli elbette, kişinin yaşam muhasebesini yapabilmesi açısından fakat uzun yalnızlıklar hiçbirimizin isteyebileceği bir şey değil sanıyorum. Herkese ihtiyacı olduğu ölçüde herşeye sahip olabilmeyi diliyorum selamlar

Cemile Torun 
 24.02.2013 22:02
Cevap :
Merhaba Cemile hanım.Benim için sizlerin yorumları çok önemli.Teşekkürler.  25.02.2013 14:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 749
Kayıt tarihi
: 03.12.12
 
 

Bir kadın, bir anne, kırk yıllık eş... Resim yapmak, yazı ve şiir yazmak, her gün yeni şeyler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster