Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
125
 

Yalnızlık gerek..

Yalnızlık gerek..
 

Şu günlerde kitap okumaya verdim kendimi. İnsanlarla pek muhattap olmak istemiyorum.

Çünkü sessizlik istiyorum. Kimseyle uğraşmak istemiyorum. Ama farkettim de kitapların konusu ne olursa olsun hep bir tarafından yakalıyor aşkı.

Ben unutmaya çalıştıkça burnumun dibine kadar sokuyor ve birden kendimi kitabın konusundan uzaklaşmış, kendi problemlerimle boğuşurken buluyorum.

Ve bundan da nefret ediyorum.

Ama bir yandan da hayal etmenin zevkini tadıyorum. Okuduğum kitabın içinde buluveriyorum kendimi, ya da bazen daha da ileri gidip yazarın yerinde...

Uzun zaman olmuştu okumaya ara vereli. Burada tek kalınca kendimi kitap alırken buldum. Okumak için yalnız kalmak gerekiyormuş gibi.

Yazmak istediğim konuya bir türlü gelemiyorum. Bu ara günlük de yazamıyorum ki..

Onca yoğunluğun, derdin arasında nasıl oluyor da ayrılmayı istediğim kişiyi hala düşünürken buluyorum kendimi?

"Hani yeterince sevmemiştim?" derken bir söz takılıyor gözlerime okuduğum satırlarda;

“Tanışırken hoşlandığın anlaşılır...
 Ama aşk ayrılıkta belli olur”.

 - Heinrich Heine

Aşıktım da ben mi bilmiyorum?

Aşıksam da bitsin artık, onsuz yapamayacağımı anlamam için artık çok geç.....

Kimse olmamalı bu ara...

Bir tek ben olmalıyım.

Yorgunum zira, bazen kendimle bile uğraşamıyorum... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zulmetin içinden bir ışık huzmesi yakalayıp o ışığa doğru yetişebilmek iştiyakı kuşatmıştı tüm benliğini. Yaşadığı dünyanın daha doğrusu yaşamak zaruretinde olduğu dünyanın hengâmesinden bir nebze olsun sıyrılmak sükûnetin güzide ve mukaddes tutulduğu bir demde vuslata mazhar olan bir sevgili misali ona kavuşmak istiyordu. Zulmetin zulmünde mi yoksa görünmezliğinde mi zayi olmak kabil? Kestiremiyordu. Kapkaranlık bir mekânın en kuytu ve izbe köşesinden okyanusa doğru açılmak sessizliğin derinliğinde kaybolmak onun için ulaşılması kabil olmayan bir durak gibiydi. Şedit bir fırtınada rüzgârın heybetine karşı direnç gösteremeyen sağa sola yalpalayan sıska bir vücut gibi sallanıyordu. Ne zaman fırtına bertaraf olur o zaman diğerleri gibi dik yürümeye başlardı. Onun için hayalleri sarmalamak çölde serap gören bir bedevinin yaşadığı sevinç, ırak yoldan gelen bir yolcunun susuzluğunu gidermesidir. Yeis dolu kış günlerinden sonra kadim bir dost sıcaklığıyla içi ısıtan güneştir. Karanlığın ve ümitsizliğin prangası ne zaman kırılır meçhul? Zulmetin eşiğinden kurtulup hayallerin beşiğinde sallanmak munis ve masum bir çocukmuşçasına zevkle şevkle koşmak istiyordu. Fakat kabil miydi yine kestiremiyordu?

Sonbahar yaprağı 
 23.03.2013 16:58
Cevap :
Teşükkürler kaleminize sağlık.........  26.03.2013 20:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 334
Kayıt tarihi
: 18.03.11
 
 

1992 yılında Giresun'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Giresun'da tamamladım. Sağlık meslek lises..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster