Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
167
 

Yalnızlık...

Yalnızlık...
 

Yaşam gri renge de olsa da, Hayat umut doludur yine de.


Yıllar, Özlem, Gelecek, Yarın, Bu gün derken, konu “Yalnızlık” da kaldı, kalmadı aslında, yalnızlık da…  

Sohbet de, tek tük konuşmaya dahil olanlar, konu yalnızlık olunca, susmak bilmediler doğrusu…

Meğer ne kadar yalnız’mışız da, haberimiz yokmuş... kendimi bilirdim, oysa ki bir yalnız, bu sohbete kadar.

Sohbet çok güzel geçti bu akşam. Sohbet sonrası, herkes mutlu ayrıldı. Gözler ışıl, ışıl, bulutsuz bir gökyüzünde geceyi aydınlatan, yıldızların parlaklığı gibiydi gözlerdeki ışıltı… Yüzümüze dahi yansımıştı. 

Sanki çok önemli bir görev, yerine getirilmiş edası içinde birbirimizden iyi geceler dileyerek- bir başka akşam tekrar buluşmak üzere- ayrıldık.

Mesela, yalnızlık çok çeşitliymiş, “Afilli Yalnızlık” dahi var mış, daha neler neler…

Ama, ben, yalnızlık’dan anladığım şu oldu: Çaresiz, Umutsuz, Acı çeken. çokta yanlış durmaz gibi.

Aşk gibi de geldi bana, yalnızlık. Yaşayana göre farklılık gösterebiliyor. Diğer taraftan, aşk’a düşen insan, yalnızlık’dan da kurtarabiliyor kendini, böylesi, garip bir çelişik bir durum.

Yalnızlık için en iyi tanımlama, sessizliğe çekilmek, ıssızlaşmak, çoğu şeylerden umudunu yitirmek, acı çekmek, hayatın öznesine yabancı kalma, durumuna ve tavrına bürünme halleri.

Hayat kargaşası içinde, yaşanılanların travması, yok olmayı dahi getirebilir ve en acılı, umutsuzluk durumu bir canlı için bu…

Bazen yalnızlık çok iyi de, gelebilir insana. Hatta mutlu da kılar, uzun süreçli olmayınca. 

Herhalde, içimizdeki çocuğu yok etmeme ve canlı tutmayla ilişkili, yalnızlık da.

Yalnızlık denilen kavram kaç çeşit olursa olsun. Önemli olan, içimizdeki çocuğu öldürmeden, yaşamak tabii ki! 

O, akşamın ortak paydası buydu. Kaç kişi başarır bu mücadeleyi belli değil şimdilik. Çünkü, yaşadığımız toplum sorunlu ve yaman çelişkileri içinde barındıran insanlar topluluğundan oluşmuş halde.

Her şeyden önce, yaşadığımız doğa, kendisinin parçası olan canlıya yaşam hakkı fazla tanımıyor, desem de, canlılar, yaşadıkları doğaya yaşam hakkı tanıyorlar mı? Her şey karşılıklı, denge içinde olmalı ve de zincirin halkalarını koparmadan yaşanmalı.

Masmavi gökyüzü, eşit şekilde davranırken, yeryüzünün canlısına, canlılar bir orman içinde yalnızlık yaşar nedense?

Bazen, güzel gelir yalnızlık kısa süreli ve umudu yitirmeden olursa.

Yalnızlık benim için; İki kişilik olmuştur hep. Alıp başımı gitmek, bir başka yere / yerlere tek başıma ama umudumu da, yanımda olmak koşuluyla…

Yaşamda çok sevdiklerimiz bizleri bırakıp gittiler. Hayatlarımızın bir yanı eksik kaldı hep.

Belki de yalnızlıklarımız bundandır.

 Oğuz Atay şöyle diyor :

“Yalnızlığı çok seversek bir gün oda çekip gider mi?”

https://www.youtube.com/watch?v=t2KxAm83bwU

Sedat Çalışkan

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 187
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 119
Kayıt tarihi
: 13.03.09
 
 

Zaman Tüneli : 1961 doğumlu, Emekli. Hayattan değil mesleğinden. Yaşama tutunmak için, yosun tutm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster