Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
525
 

Yalnızlık

Yalnızlık
 

Size de olur mu bilmem, bazen bir yalnızlık duygusu sarar benliğimi. Öylesine acıtan, hüzünlendiren bir duygu... Çoğu zaman nedeni de yoktur. Hatta, bu duygu benliğime yapıştığında, yalnız bile değilimdir.Bu duyguyla birlikte, hüzünlü bir melodi dolanır dilime; mırıldanır dururum, akşama kadar içimden.

Bugün bu ruh haliyle uyandım sabaha; dilimde yine hüzünlü bir şarkı...İşe vurdum kendimi. Bir yandan da, Sabahattin Ali'nin hüzün kokan dizeleri eşlik ediyordu bana.

Beni en güzel günümde,
Sebepsiz bir keder alır.
Bütün ömrümün beynimde,
Acı bir tortusu kalır.

Anlayamam kederimi,
Bir ateş yakar derimi.
İçin dar bulur yerini,
Gönlüm dağlarda dolanır.

Bunu söylerken son dizenin son kelimesine takıldım kaldım. Şiirin aslında ' dolanır ' değil, ' bulanır ' yazıyordu. Hangisi doğru diye kafa yordum uzun süre. Aklım sıra yalnızlık duygumu bastıracağım ya, gereksiz takıntılar yaratıyorum kendime.

Sonra da ' Bütün ömrümün beynimde, acı bir tortusu kalır ' kısmına takıldım. Sanırım en çok burada durdum. Ömrümün beynimde kalan tortularını düşündüm iş yaparken. Aslında acı tortular da değildi. Belki kırgınlıklar, incinmişlikler diyebilirim, acı demek istemiyorum nedense.

Kabul ediyorum; fazla kırılganım. Kabul ediyorum; kolay inciniyorum. Ama, itirazlarım da var. Hep ben affetmişim ömrüm boyunca. Sırtıma baktığımda öyle çok hançer görüyorum ki...Hâlâ orada saplı duranları bile affetmişim. Üstelik dost sandığım insanlar saplamış hepsini. Haksızlık mı ediyorum diye kendimle konuştum uzun uzun. Etmiyormuşum. İç sesim öyle dedi.

Bir açıklama yapma gereği bile duymadan hayatımdan çıkıp gidiveren insanlar...Onlara neden dostlarım demişim ki zamanında? Sahi, gerçek dostum kim benim? Sizin gerçek dostunuz var mı peki?

Bu düşüncelere ve işime ara verdim, markete gittim. Hava da tıpkı ruhum gibiydi. Ne güneşli, ne yağmurlu, ikilemler içinde sanki. Ağaçların üst dallarında turunçlar vardı, alt dallardakileri kadınlar toplamıştı geçen hafta, alt dalllar yalnız kalmıştı. Sütçü, boşalan bidonları birbirine bağlamış, yere bırakmıştı. Sanki yalnız kalmasınlar diye bağlamış gibi düşündüm. Çimenlere basmasam mı diye kararsız kaldım bir an. Ama, çimen yoktu ki yerlerde. Toprak da yalnızdı sanki. Okullar açıldığı için sokakta hiç çocuk yoktu. Sokaklar bile yalnız bugün dedim içimden, tıpkı ruhum gibi.

Aklıma yıllar önce yazdığım bir şiirim geldi. Yine aynı duygular içindeyken karalamıştım.

Öylesine yalnız bir gündü işte,
Şehirlerarası yollarda,
Uçsuz, bucaksız tarlalarda,
Birbaşına duran ahlat ağaçları gibi...

Öylesine sessiz bir gündü işte,
Gecenin kör karanlığında,
Karakışın soğuğunda,
Bir çıkmaz sokağın kaderi gibi...

Öylesine umutsuz bir gündü işte,
Geçip giden gençliğin ardından bakar gibi...

Hava hâlâ ikilemler içinde. Çamaşırları topladım. İyi ki de yıkamışım dedim toplarken. Birden içimde bir sevinç hissettim. Bugün ne kadar çok iş yapmıştım ve ne kadar erken bitirmiştim yine de. 3 çeşit yemek de yaptım bu arada. Akşamüstü gidip turşu alacağım. Hem de evime en uzak yerden. Çünkü en güzel turşu orada satılıyor. Yine sevinç doldu içime. Kendimi seviyorum. Öyle seviyorum ki...Mükemmeliyetçi oluşumu seviyorum en çok. Annem nasıl da hayretle bakar bu hallerime. Hiç mi üşenmiyorsun, onca iş yapmışsın, taa oralara gidip turşu alacaksın der mutlaka. Tabii giderim, öyle mutlu olurum ki akşam turşuyu yerken ' Anne, harikaymış ' deyince çocuklarım.

Sanırım yalnızlık duygum kayboldu. Hüzünlü şarkılar söylemiyorum içimden. Salondan minik papağanım Çimenin cıvıltısı geliyor. Mutlaka komşunun papağanının sesini duydu, aklısıra onunla konuşuyor. Papağan kadar olamadın diyorum kendime. O bile sadece bir ses duyunca coşuyor, oysa senin duyunca coşacağın öyle güzel sesler var ki diyorum. Hayata karışmalıyım şimdi. Serin hava yüzüme vurunca mutlu olurum, biliyorum.

Varsın hançerlerinizi sırtımda kalsın, varsın kırılayım, incineyim, yine affedeyim, ama yalnız hissetmeyeyim. Yalnızlık duygum, bugün de seninle başa çıkabildim ya, öyle mutluyum ki...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili ablacığım; içinizden geldiği gibi akıttığınız hisleriniz için teşekkür ederim. Böylesi yazılar gençlere hayatı ve insanı anlamalarında ışık olacaktır. Güzel yüreğiniz incinmesin. Ama hazan ve hüzün güzeldir yine de.. Değil mi? Allah keder vermesin. Yalnızlık da O'na mahsus sırf. Saygıyla.

Mehmet Arda 
 29.04.2008 12:34
Cevap :
Ben de güzel duygularınızı bana ilettiğiniz için teşekkür ederim. İnsanları çok seviyorum, çok da arkadaşım var ama, zaman zaman yalnızlık hissediyorum. Akıp gidiverdi böyle bir günde yazdıklarım. Sevgi ve saygımla...  29.04.2008 17:04
 

takıntı hiç hoş degil bırakın ufak tefek şeyleri dert etmeyi önemli olan insanın kendini aşması bunuda siz halletmişsiniz insan üzülüyor dostların yok oluşuna ama gerçek dostlar sagolsun derim iyi ve kötü gününde yanında olanlar saygılarımla

saban kuru 
 23.03.2008 6:57
 

Bir kere bir blogcu arkadaşın sayfasına girince bir kaç blogunu birden okuyorum. Mükemmel bir deneme... önemki olan sesleri duyabilmek değil mi? Duyamayacak kadar derinler dalma durumları insanı yaşamdan koparıyor. selam ve sevgiler Antalya'ya.

Ezgi Umut 
 01.03.2008 21:05
Cevap :
Çok incesiniz, teşekkür ederim. Yalnızlık çekmemeniz dileğiyle sevgiler yolluyorum Akdeniz'den...  01.03.2008 22:31
 

Yalnızlığınızı içinizdeki diğer benlerinizle paylaşmasını bilmişsiniz, ne güzel!

Şahin Yamaner 
 13.02.2008 0:04
Cevap :
Kendimle barışık olmam sağlıyor bunu. Sevgi ve saygımla...  13.02.2008 10:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2130
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster