Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '13

 
Kategori
Haftasonu
Okunma Sayısı
584
 

Yalova'ya hafta sonu kaçamağı...

Yalova'ya hafta sonu kaçamağı...
 

Atatürk'ün yürüyen köşkü


Hafta başından beri süregiden yaz temizliği, boya, badana ve ev tadilatları derken bir haftanın sonuna nasıl geldim bilmiyorum. Malum yaz yüzünü gösterdi gibi ama arada da kışı unutturmuyor sanki. Bir sıcak bir soğuk nasıl davranacağımızı şaşırdık.

Oysa geçtiğimiz hafta sonunda arkadaşım, bitanem Sema ile (hani toplantı organizatörü :) ve kıdemli blog yazarı Sema Şener) yaptığımız Yalova kaçamağını yazacaktım. Kaçamak dedim diye hemen dudaklarda bir tebessüm oluşmasın diye söylüyorum, Yalova’da kışları ikamet eden yine blog yazarlarından değerli kalem Vildan Sevil’in evine konuk olduğumuz çok güzel iki günü anlatacaktım. Baktım ki birden bire günler geçivermiş.

Vildan hocamın nazik ve samimi davetine ne zamandır işlerimizin ve zamanlarımızın uyuşmadığı (daha çok Sema’nın) gerekçesiyle bir türlü icabet edemiyorduk. Nihayet geçtiğimiz hafta sonu zaman ayırıp gitmeye karar verdik ve çok da iyi ettik.

Cumartesi sabahı pırıl pırıl parlayan güneşle birlikte Pendik’den hızlı feribota binip Yalova iskelesine vardık ki Vildan hocamı bizi bekliyor bulduk. O gün gerçek bir yaz günü gibiydi. Nasıl sıcak ve güneşliydi ki yazlıkları giyip öyle çıkasımız geldi. Hep birlikte biraz çarşı turu (tabii yanında alışveriş) sonrasında Termal gezisi ile devam etti turumuz. Termalin hep bildiğimiz o muhteşem dokusu hala göz alıyor. Çok yıllar önce gitmiştim, şimdi daha da güzel buldum. Güzel oteller, kaplıcalar, bakımlı bahçeler vs. iyi bir dinlence yeri.

Asıl benim merak ettiğim ve ilk defa göreceğim için heyecanlandığım yer Atatürk’ümüzün Yürüyen Köşk’ü idi. Hikayesi vardır ya hani. Köşkün hemen yanındaki ağacın bir dalı köşkün çatısını rahatsız ediyor diye kesilmesine karar verilmiş. Atatürk ise ağacın kesilmesine karşı çıkıp, köşkün uzağa çekilmesini istemiş. Emir demiri keser tabii. Ahşap köşkün altına kalaslar yerleştirilip, bin bir emekle biraz uzağa çekilmiş. Bu konuda çalışmaların resimleri de etap etap yer almış bahçenin bir köşesinde. Deniz kenarında, yemyeşil bir bahçenin ortasında küçücük, üstü teraslı iki katlı bir evcik gibi sanki. O kıymetli çınar ağacı da yayıla yayıla keyifle bir büyümüş ki görmeye değer.

Akşamı edip eve girebildik ve ev sahibimizin kendi elleriyle bizim için hazırladığı envai çeşit akşam yemeğini müthiş körfez manzarası eşliğinde yedik ve güneşi körfezden batırdık.  Gezilen tüm bu yerlerde poz poz resimlerimizi, ilginç görüntüleri ve manzaraları Sema elindeki ayfonla çekti ama kötü bir sürprizle karşılaştı. Tüm resimlerin silindiğini farkettiğinde üzüntüsü elle tutulur gibiydi. Sağlık olsun dedik, ne yapalım.

Pazar sabahı yağmurla uyandık. Yine de sabah yürüyüşü, özellikle ormanın içine girip yağmurla yumuşaklaşmış toprakta kır çiçeklerinin ve bülbül seslerinin arasında yaptığımız yürüyüşümüz ömre bedeldi. Havası harika, doğası harika İstanbul’un da çok yakınında tam yaşanacak yer dedim kendi adıma.

Bu arada Yalova-Altınova-Hersek burnu ve Gebze arasında yıllardır yapılacağı söylenen köprü projesi de hayata geçmiş. Yavaş yavaş köprü ayaklarının yapımına geçilmiş, viyadükler düzenlenmiş. Bitince çok ilginç bir köprü olacağa benzer.

Çok güzel bir hafta sonu geçirmiş olduk Vildan hocam ve annesi sayesinde. Gösterdiği şahane ev sahipliği ve özellikle dostluğu için kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sevgili annesine de sağlıklı ömürler diliyoruz. 

Sema Sener bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gezmek ne güzel... Hele böyle dostlarla bir olup, çok güzel yerleri paylaşmak... Dostlarınız ve gezileriniz bol olsun. Neşeli günler dilerim. Saygılar.

Erdal Ceyhan 
 21.04.2013 18:04
Cevap :
Dostluk güzel, birlikte güzel anlar paylaşmak daha da güzel. Teşekkür ederim Erdal hocam. Sağlıklı günler dilerim. Saygıyla...  21.04.2013 23:34
 

beni 1967 yılına götürdünüz. Rahmetli edebiyat hocamız, BAHA DÜRDER,( NURLAR içinde yatsın) İNGİLİZCE BÖLÜMÜNÜ, EŞİYLE BİRLİKTE, BİR HAFTA SONU, YALOVADAKİ TERMALE götürmüştü... BERRİN, İSMİNDE BİR ARKADAŞIMIZ YALOVALIYDI, ÇOK DA GÜZEL BİR SESİ VARDI... O zamanlar Yesterday, şarkısını söyler dururdu.KISA KESTİM, SEVGİLER ADADAN.

Göksel47 
 19.04.2013 19:31
Cevap :
Ne güzel Göksel Hanım'cığım. Bir yazıyla çok güzel olduğunu anladığım anılara yolculuk yaptırmışım. Teşekkürler, sevgiler İstanbul'dan.  19.04.2013 21:46
 

Merhaba Şükran hanım
Yaz aylarını Yalova'da geçirir ve gelen misafirlerimi Yürüyen köşke götürürüm. Atatürk bir ağaç dalının kesilmemesi için köşkün yerini değiştirirken, Ankara Atatürk Orman çiftliğinde yeni Başbakanlık binası yapmak için 3000 tane ağaç kesilmesi ise çok manidardır. Ben de geçmişte bu konuda aşağıda linkini verdiğim blogu yazmıştım. Saygılar, selamlar...
http://blog.milliyet.com.tr/yuruyen-koskun-oykusu/Blog/?BlogNo=382365

Erol Özışık 
 19.04.2013 18:46
Cevap :
Merhaba Erol Bey, evet çok manidar hakikaten. Bir ağaç dalına kıyamayan Atatürk ile Atatürk Orman Çiftliğindeki ağaç katliamına sebep olanların farkı işte. Son blogumda da İstanbul'daki talan edilen devlet arazilerini ve yeşil katliamına değindim kendimce. İşaret ettiğiniz blogunuzu hemen okuyacağım. Teşekkür ederim değerli yorumunuz için. Saygılar, selamlar...  19.04.2013 19:11
 

Semoş la gezinin rengini biliyorum... Pek keyifli olmuş. Yaşasın dostluk...

hüzünkakan 
 19.04.2013 14:39
Cevap :
Pek keyifli bir gezi oldu evet. Semoşla her zaman keyifli oluyor zaten. Teşekkürler hüzünkakan, selamlar...  19.04.2013 18:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2863
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster