Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
850
 

Yamalı bohçam (2)

EĞİTİMLE İLGİLİ ROMANLAR (33)

Yazarı: Zekiye Gülsen

Roman Kahramanının Değerlendirilmesi:

Zekiye, henüz 25 yaşındaki annesini kaybedince babası ve iki kardeşiyle yaşamaya başlar. 41 yaşında da dayısı vefat edince, dedesi ve ninesi tüm sevgisini esirgemeden, hiçbirine tek bir fiske vurmadan, isteklerini geri çevirmeden onları büyütür, onlara kol kanat gererler.

Öğretmen okulundaki yaşadığı üzücü bir olaydan sonra ilerde nasıl öğretmen olması gerektiğinin planını yapar. Coğrafya öğretmeni, Zekiye’nin tüm ödevleri tam olduğu halde, öğretmenine kaplı defterde ödevlerini sunamadığı için, öğretmeni tarafından terbiyesiz, derbeder olarak nitelendirilir ve sınıfın ortasında defteri darmadağın olur. Arkadaşlarına dönerek “Biz böyle öğretmen olmayalım.”der.

Zekiye’nin hayatındaki diğer bir önemli kişi Vasfi Çobanoğlu’dur. Öğretmenlik adına neler yapması gerektiğini O’ndan öğrenir.

Zekiye, “görevin yakını uzağı olmaz, nereye olsa giderim” düşüncesiyle hareket eder. Görev yerine gittiğinde halk tarafından soğuk karşılanır. Vasfi Bey’in nasihatlerini hatırlayarak sabırlı ve gayretli olur. Onlara kendini kabul ettirmenin yollarını arar. Kendi kendine söz verir, ağlamak yok, şikayet yok... Kendi imkanlarıyla okulu düzene sokar. Okulu badana eder, iç ve dış temizliğini yapar.

Okul açıkken vaktin nasıl geçtiğini anlamaz, ama diğer günlerde çok sıkılır. Kitap yok, gazete yok, radyo zaten yok... Vakit geçirmek için dantel, örgü, nakış gibi şeylerle uğraşmak ister ama onda da gaz yağı sıkıntısı vardır.

Okulda ilk defa Cumhuriyet Bayramı kutlanır. Bu sevince köylüler de ortak olur. Akşamları köy odasında köylülere okuma yazma öğretir. Etkinliklere köylü büyük ilgi gösterir.

Okçular köyünden Lapseki Merkez, Plevne Okuluna tayin edilir. Bu tayin işinde köye gelen müfettişin etkisi büyüktür. Zekiye’nin çalışmalarını çok beğenir, O’nun burada harcanmasına gönlü razı olmaz. Plevne okulunda da çalışmalarına devam eder. Hademelerden önce gelir, öğle yemeği için eve gitmez. Akşam mesai bitse bile O hala okuldadır. Okulun mesaisi biter bitmez okuldaki tezgahın başına oturur, dokuma becerisini geliştirir. Hiç durmaz, koşar durur.

Ankara’daki Onuncu Yıl İlkokulu’nda konuşamayan fakat sağır olmayan İsmet adında bir çocuğa okuma yazma öğretir. Bu olaydan sonra Özel Eğitim konusunda eğitilmek üzere, Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Avusturyalı Profesör Franteller’in programına alınır. Hocası, Almanya’ya dönerken Zekiye’ye anaokulu eğitimini başlatmasını ister. Zekiye hemen çalışmalarına başlar. Tüm zorluklara rağmen “Gülsen Anaokulu” açılır. Burada da adından başarıyla söz ettirir. Okula gelen Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, Zekiye’yi daha iyi eğitim alabilmesi için Almanya’ya gönderir. Bir yıllık eğitiminden sonra Ankara’ya döndüğünde, Gülsen Anaokulu’nun adının değişmiş olduğunu görür. Milli Eğitim Bakanlığında şube müdürü olur. Tekrar Almanya’ya döner. Orada hazırlayacağı tezin konusu “İslam’da Eğitim”dir. Türkiye’ye dönünce ilk işi Türkçe öğretimiyle ilgilenmek ve anaokulu eğitimi ile uğraşmak olacaktır.

Zekiye ihtilal nedeniyle Türkiye’dedir. Yurt dışına çıkma yasağı olduğu için Zekiye’nin Almanya macerası yarıda kalır. Çalışmalarına doğu illerimizde yapacaktır, ilk olarak Ağrı’ya gider. Oradan Van’a, Hakkari, Muş, Bingöl, Tunceli, Elazığ diye devam eder. Ankara’da anaokulu yapılmasına karar verilir. Burada özel eğitime muhtaç çocuklar için ayrı sınıf açılır. Zekiye bu okula kurucu müdür olarak atanır. Okulun tüm ihtiyaçları Zekiye ve velilerden karşılanır. Okula öğrenci alınırken toplumun her kesiminden olmasına dikkat edilir. Onları kaynaştırma amacı güdülür.

Zekiye okula erkenden gelir, öğrencileriyle bizzat kendisi ilgilenir. Gerekirse hemşireye emanet eder. Çocukların sağlığı her şeyden önemlidir.

Okul sürekli teftiş altındadır. Yararlı iş yapanlar illa da göze batmaktadır. Çalışmaları engellenmek istenmektedir. Bütün anaokulu öğretmenleri kurs görmek amacıyla İtalya’ya gönderilir. Okullara gezi düzenlenir. Gezi başarılı geçer.

Gezi dönüşünde Zübeyde Hanım Anaokulu’ndaki müdüriyeti biter, Milli Eğitim Bakanlığı Hizmet İçi Eğitim Dairesi Şube Müdür Yardımcılığı’na atanır. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: “Her kurum kendi kurucusunu yer.”

Zekiye Gülsen; genç yaşta koca bir yükü omuzlayan, kendi çabalarıyla ayakta durmayı başaran, kendi imkanlarıyla memleketinin insanına faydalı olmayı gerçekleştiren, başarılı bir öğretmendir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 3042
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster