Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1021
 

Yamalı örtüler...

Yamalı örtüler...
 

Hepimiz birer yamalı örtü gibiyiz... Bin tane renkten, bin tane parçadan oluşan... O renklerden o desenlerden bir bütün oluşturmaya çalışıyoruz becerebildiğimiz kadar... Kimimiz hayatla başa çıkamıyor her parça farklı büyüklükte, farklı renkte anlaşılmaz bir örtüye dönüşüyor... Kimimiz ise o renklerden nefis bir tablo ortaya çıkarıyor... İyi ama nedir o parçaları birleştiren tutkal, nedir kiminde bütünlük oluşturan kimini anlaşılmaz bir örtüye dönüştüren? Yetiştirilme biçimimiz mi, ruh mu, eğitim mi, algılama biçimi mi, kader mi? Nedir?

Kendi bohçamızı oluşturmak için her gün bin tane parça bin renk iplik buluyoruz da onları en doğru şekilde bir araya getirmenin yolunu neden bulamıyoruz? Onların hangileri hangilerine uyar, hangisini ne şekilde kesmeliyiz bulamıyoruz. Ya eğri büğrü bişey ortaya çıkarsa diye korkudan öylece durup bekliyoruz bazen. Bazen en iyi parçayı ortaya koyup diğerlerini kenarlar dikmek için bakıyoruz ama en iyi parçanın ne olduğunu bulamıyoruz. Ya da sıkılıp rastgele dikip atıyoruz örtüyü bir yana.

Hayatın hangi dilimi hangisiyle uyuşur? Neyi asla yan yana getirmemeli? Karmaşa, şaşkınlık ve tedirginlikten uzaklaşıp sakin kafayla dikebilecek miyiz örtüyü?

Ne zaman farkında olacağız o diktiğimiz örtü aslında kendi hayatımızın yansıması. Ne zaman saçmalamış, ne zaman düzeltmişiz hataları, ne zaman uyumu yakalamış ne zaman kaybolmuşuz renk cümbüşünde o örtüye bakıp görebiliriz? Ama kime bahşedilmiştir ki yukarıdan bakıp bütünü olarak görebilmek?

Hayatın sonunu mu beklemek gerek örtü nasıl olmuş diye bakmak için. İşte tam bu nedenden insanın bir kalıbı olmalı. Ruh. Evet kalıp budur. Çünkü ruh tüm parçalara ayrı ayrı şekil verendir. O kalıp ne kadar düzgünse örtü o kadar güzel olur, uyumlu olur ve bittiğinde bakılmaya, anılmaya değer olur.

O, ruh, sana yol gösterendir. Bunun için örtüyü dikmeye başlamadan önce kalıp üzerinde yani ruh üzerinde çalışmak, onu bir mühendis titizliğiyle hazır hale getirmek gerekir.

Örtün, bitirdiğin zaman güzel olsun, anılmaya değer olsun diye...

Resim: Jon Onye Lockart

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu yazıyı okuduğumda içinde bulunduğum karmaşık ruh halinden olsa gerek biraz kendimi toparlama çabası içine girdim. ailem aklıma geldi. biz bir sokak boyunca yerleşmiş büyük bir aileyiz.babanne halalar kuzenler. kocaman bir yamalı örtü gibiyiz. senin yazında belirttiğin gibi bu yamalı örtüyü birleştiren tutkalsa büyüklerimizdeki koruma ve sahiplenme içgüdüsü. bizim büyüklerimizde öyle bir sahiplenme varki o parçalardan birine bişey olduğu zaman sanki tüm örtü ziyan oluyor. o yüzden sürekli bir birleştirme gayreti gösteriyoruz. bu örtünün sıcaklığı ve güvenilirliliğini ise hiç bişeye değişemiyorsun. yüreğine sağlık. sevgiler.

Hoşsada 
 29.09.2006 21:46
Cevap :
Sevgili Hoşsada, Tek başımıza yamalı örtüyüz aslında ama senin de anlattığın gibi büyük aileler de kocaman yamalı örtülerdir. Ve onları bir arada tutan tutkallar vardır. O tutkal olmasa zaten bir bütün olamazlar. Sanırım ailedeki tutkalı o ailenin fertleri oluşturuyor. Tıpkı arının yaptığı bal gibi. Kucak dolusu sevgiler...  29.09.2006 22:30
 

Bir kaç kez okudum yazını Fulyacım.Tekrar tekrar düşünerek. O kadar yoğun tüketiyoruz ki hayatı, bu örtüye arada bir bakıp kendimizi görmek için bir nefeslik mola lazım bize.Kendimiz için. Hatalı yerleri sökmeden, neyle yeni bir desene dönüştürebiliriz buluruz belki.Sevgiler

Deniz 
 29.09.2006 21:44
Cevap :
Sevgili Deniz, Öncelikle teşekkür ediyorum bu dikkatli ve özenli okuma için. Ve çok haklısın, çok yoğun tüketiyoruz hayatı. Bir mola bile almayı bile vakit kaybı olarak mı görüyoruz?Oysa o mola tıpkı bir nefes gibi hayat kurtarıcıdır bazen. Hatalı yerleri sökmemeli, zaten bu şansımız da yok gibi ne dersin? Ama onu güzel bir desene dönüştürmek...Neden olmasın.Sevgiler...  29.09.2006 22:28
 

Her şey sevgiyle başlar… Severek yaşamak güzeldir, severek yaşamanın güzelliğini ve önemini fark edenler de güzeldir… Dünyada bir şey olabilmenin ötesinde çok daha önemli bir şey var aslında; insan olabilmek. İnsan olabilmenin koşulu ise, yüreğinde sevgi taşıyabilmektir. Yoksa kim olduğumuz, nereden geldiğimiz, hiç önemli değil. Bu dünyada sadece insan değil miyiz? Yüreğine sağlık sevgili Fulya.

Latif 
 29.09.2006 9:30
Cevap :
İşte bu Sevgili Latif. Çok önemli olan İNSAN OLABİLMEK. Ve sevgi elbette. Ön koşul. İşte biz de o örtüyü zamanla oluşturuyoruz. İnsan olmaya çalışıyoruz yani. Tam anlamıyla o kelimenin içini doldurmaya çalışıyoruz.Sevgiler...  29.09.2006 18:02
 

Sevgili Fulya, insanın kendini keşfetmesi ve varlığını derinleştirmesi biraz de kendi elinde. Herşeyi buna bağlamamak ama biraz düşünmek lazım. Amaçladığın yere gelmen her zaman mümkün olmasa da hiç değilse böyle güzel yazılar çıkar. Eline sağlık. Çok selam..

Murakami 
 28.09.2006 14:23
Cevap :
Sevgili Celal Bey, İnandığım bir şey var ki; İnsanın kendini adam etmesi gerektiği. Bu çok zor, yorucu ve yıpratıcı. Ama bence değer. Belki de hayatı anlamak dediğimiz aslında kendimizi anlamaktır. Ne dersiniz? Sevgiler...  28.09.2006 17:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1048
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster