Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

02 Temmuz '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
339
 

Yamyam fareler…

Yamyam fareler…
 

Bir nesli yok etmek için uyguladıkları bu metodu, şimdi içimize eğitilmiş, semirilmiş, beyni yıkanmış, mülteci kimliği verilmiş, devletten beslenen ve kimlere hizmet ettikleri belli olmayan yamyam fareler sokularak, bizi de yok etmek için kullanıyorl


Hepimizin bildiği ve gördüğü gibi ülkemiz de bombalar patlamakta ve birçok insanımız yarım kalmış hikâyeleri ile aramızdan ayrılmaktalar.

Hasbelkader sağ kurtulanlar da uzun bir tedavi sonucu kalan ömürlerini yarım insan olarak sürdürmeye gayret gösterecekleridir.

Ülkemizdeki her patlamadan sonra herkes birbirini suçlamakta ve birbirini suçlu olarak görmektedirler.

Patlamalardan sonra gerek siyasi aciziyet gerekse medya acizyeti o kadar bariz bir şekilde kendisini gösteriyor ki, bu konuda fikrîni açıklayanlar anında “hain” olarak ilan edilebiliyor. Acımasızca,  gazete manşetlerinde ülkenin siyasetçileri işbirlikçi ve hain diye gösterilebiliyor.

Bunlar vatandaşın vicdanını her ne kadar rahatsız etse de şartlanmış medyamızı asla rahatsız etmemektedir.

İktidar ve muhalefet bir araya gelip birbirlerine “Terör neden bu son yıllarda ülkemizde tırmanışa geçmiştir? Ülkemiz ve insanımız iç savaş yaşayan ve bölünen Irak’ta çok sık rastlanılan bir yöntem olan bu saldırıların niçin açık bir hedefi haline gelmiştir? Bu saldırılar nasıl oluyor da önlenememektedir? Sorularını sorarak çözüm aramamaktadırlar. Bunun yerine bir birlerini suçlayıcı ifadeler kullanmaya devam etmektedirler.

Bu soruların mutlaka bir cevabı vardır diye düşünüyorum. Bu konularda uzaman sıkıntımızın olmadığını da tahmin ediyorum.

Maalesef ki biz vatandaşların kafasında ki bu sorular hep cevapsız kalmıştır.

Bundan dolay da vatandaşımız kendisine göre sebepler üretmektedir.

Sokağa çıkın kahvehanelere gidin vatandaşa sorun bakalım neler anlatacaklar.

Söyleyeyim, vatandaşların büyük bir çoğunluğu içimize başıboş bir şekilde sokulan ve sayısı milyonlarla ifade edilen Suriyeli mülteciler içinde mülteci diye geçinen canlı bombacılar, teröristler olduğunu peşinen söylüyorlar. Haksız da değiller…

Medya, mültecilerin sadece işsiz ve mağdur yaşadıklarını görüyor, yazıyor.

Diğer taraftan hiç zorlanmadan gayet güzel yaşayanlar olduğu da bilinmektedir.

Devlet bu insanları kayıt altında tutmadığından dolayı iyi geçinenlerin parasal kaynağını da bilmemektedir.

Entellerimizin ve bir kısım yazarlarımızın “mağdur” edebiyatıyla bunlara sahip çıkması da işin başka bir kamuflajı gibi gözüküyor gibi…

Durum böyle olunca ülkemiz de nerde ne zaman canlı bombaların patlayacağını da kimse bilmemektedir.

 Bu durum daha önce bir yerde okuduğum “Yamyam Fareler” adlı bir hikâyeyi aklıma getirdi.

Bu anlatacağım hikâyeyi eski gemicilerin bildiğini sanıyorum.

Ama ben yine de bilmeyenler için anlatacağım.

Kıssadan hisseyi de siz değerli okurlarım çıkarsın.
Açık denizlerdeki gemilerde fareler çoğalmaya başlamışsa, bu fareleri yok etmek için İngiliz gemilerinde uygulanan bir yöntem vardı. Bu anlatacağım yöntemi uygulayarak fare sıkıntısından kurtuluyorlardı.

Yönteme gelince;

Bir tane fareyi canlı olarak yakalayıp boş bir tenekeye koyarlar ve günlerce aç bırakırlar. 
Sonra bir gün yakaladıkları küçük bir fareyi bu farenin yanına koyarlar.

Günlerce aç kalmış olan fare bu fareyi yer.

Sonra bir daha bir daha derken yamyam bir fare elde ederler.

Bu fare artık iyice de semirmiş ve kuvvetlenmiş olur. 
Sonra bu fareyi geminin içine salarlar şimdi ortada tebdil kıyafet gezen güçlü kuvvetli bir yamyam fare vardır.

Bu fare rahatlıkla diğer farelerin yanına sokulur ve yakaladığını yer.

Böylece gemi farelerden temizlenir. 
Bir nesli yok etmek için uyguladıkları bu metodu, şimdi içimize eğitilmiş, semirilmiş, beyni yıkanmış, mülteci kimliği verilmiş, devletten beslenen ve kimlere hizmet ettikleri belli olmayan yamyam fareler sokularak, bizi de yok etmek için kullanıyorlar. 

Şimdi aramızdaki bu yamyam farelere dikkat edelim, aklımızı kullanalım, gözümüzü açalım kendimizi yedirmeyelim.

Yoksa yarın çok geç olacak.

Ali Galip AKYILDIRIM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 306
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster