Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1438
 

Yanan ormanlarla birlikte biz de yanıyoruz...

Yanan ormanlarla birlikte biz de yanıyoruz...
 

Yazla birlikte ormanlarımız yanıyor; yanan ormanlarla birlikte biz de yanıyoruz. Hele de bir haftadır yanarak ölüyoruz adeta; dayanılacak gibi değil, orman yangınının biri söndürülmeden bir diğeri başlıyor.

Öyle yangınlar ki; aynı orman, aynı anda dört yerinden birden yanmaya başlıyor. Biz de bir yerimizden değil bütün bedenimizle yanıyoruz. Ruhumuz yanıyor; umutlarımız yanıyor; ağaç, kuş, börtü böcek sevgimiz yanıyor; yanan ormanlarla ve içindeki canlılarla birlikte...

Yok olan ormanlarla birlikte orman içindeki çam kokulu tatlı sular da yanıp kuruyor; yok olup gidiyor. Orman içlerinde küçük küçük çam oluklar içinde akan sular olur; içtikçe içesi gelir insanın, o güzelim mis gibi sular da yakılıp yok ediliyor.

Her ne hikmetse orman yangınları aynı anda, dört yerden birden ve turizm alanlarında çıkıyor. Burada kasıt olduğu; kurt, kuş, börtü böcek, su, ağaç cinayeti; katliamı yapıldığı gerçeği çıkıyor karşımıza. Ölen insanımız da ayrı bir yıkım yaratıyor ruhumuzda.

Blog yazarımız Talip Bölükbaşı'nın yazılarını büyük bir dikkatle okuyorum; çabalarına hayranlık duyuyorum, içimdeki derin saygıyla birlikte. Artık her orman yangınında, otuz yaşındayken yeni bir orman yangınını daha söndürmeye çalışırken şehit olan Orman Mühendisi Pilot Selim Yıldız'ı anıyorum.

Bugünkü Yalçın Doğan'ın yazısı da başka bir gerçeği çıkarıyor karşımıza: ''Rüzgara göre yangın ayarlaması. Rüzgar raporları yayınlanıyor. Rüzgar hangi saatte, hangi hızda esecek, bunu gösteren raporlar. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nün internette yayınlanan normal rüzgar raporları. O raporlardan hareketle: Orman yangınları rüzgar hızının arttığı saatlerde başlıyor, yangın rüzgarın artacağı saate denk düşüyor. Çünkü, rüzgar yangını körüklüyor. Bu tesadüf değil. Sık sık rastlanan dikkatsizlik ya da ihmalden değil. O ihmal ve dikkatsizlik de var, ama burada kasıt olduğu ortada. Rüzgar kesilmişse, hava durgunsa, orman yangını çıkmıyor. Ama, rapora göre, rüzgarın saatteki hızı 40-50 metreyi bulacaksa, yangın çıkıyor.'' (Yalçın Doğan. Hürriyet 17.07.2007 Salı)

Dünyadaki dokuz bin bitki türünün üç bin türü ülkemizde bulunmaktadır. Ormanlar bu bitki türlerinin baştacı; bizim de tüm canlılarının da baştacı; çünkü hayat kaynağımız...

Ülkemizde yaşayan hayvan türü sayısı, Avrupa kıtasında yaşayan hayvan türlerinin 1, 5 katıdır. Dünyanın büyük kuş göç yollarından ikisi güzel Anadolu'muzdan geçmektedir. Ülkemizde doğal olarak 120 memeli hayvan, 440 kuş, 13 sürüngen, 350 de balık türü yaşamaktadır. Buna karşılık ülkemizde 15 memeli hayvan, 46 kuş ve 18 de sürüngen türü yokolma tehlikesi ile karşıkarşıyadır.

Bir hektar ladin ormanı yılda 32 ton, kayın ormanı 68 ton, çam ormanı 30 ton toz emer. Ormanlar, 50 metre genişliğindeki bir otoyolunun gürültüsünü 20 ila 30 desibel azaltır. 25 metre boyunda ve 15 metre tepe çatısına sahip bir kayın ağacı saatte 1, 5 kilogram oksijen üretir. Kayın ağacı, bir yıl içinde 7 kilogram toz ve 300 kilogram zehiri emip dışarı süzer.

10 çarpı 10 metrelik bir alanda yer alan 25 metre boyunda ve 100 yaş civarında bir kayın ağacı kökleri ve kılcal damarları aracılığıyla yılda 30.000 litre su çeker ve verimli toprağın akmasını; yani erozyonu önler. 100 yaşında bir kayın ağacı saatte yaklaşık 40 kişinin çıkardığı 2, 35 kilogram karbondioksiti tüketir.

Yıllarönce Çanakkale Şehitlik Alanı'nında çıkan orman yangını içimizi yakmıştı. O zaman Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel ''şehitlerimizin örtüsü yandı'' diyerek üzüntüsünü dile getirmişti.

Ormanlarımız yanıyor demek eksik bir ifadedir; ormanlarımız yakılıyor ve ormanlarla birlikte biz de yanıyoruz; biz de yakılıyoruz; vatanımızın örtüsü, bizim de ruhumuzun örtüsü yakılıyor.

Güneri Civaoğlu eski bir yazısına Milli güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'nin bir sözüyle başlamıştı: ''Her toplantıya, her biri gülle gibi sorunlarla katılıyoruz.'' O kadar çok sorunumuz var ki gerçekten de ''her biri gülle gibi'' ve orman yangınları da bu kapsamda ele alınmalı.

Peki çare nedir? Türk milleti tam anlamıyla bir ve bütün olmalıdır; tam bir ''gülle'' gibi!..

Fotoğraf: www.stargundem.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tek olmasa da ilk çözüm eğitim.Geçen hafta Manisa'da çıkan orman yangınının küllerini biz İzmir'de balkonlarımızdan yıkadık.Dün haberlerde dinlediğime göre sürü sahibi ailenin kendi içindeki anlaşmazlık nedeni ile kızgınlıkla ormanı yakarak güya diğerlerini cezalandırmış.Bu cehalet değil midir? Selamlar.

izmirlim 
 23.08.2007 19:56
Cevap :
Sevgili ö z l e m e d i m , yangın haberlerine bakamıyorum. Çocukluğum ve ilk gençliğim ağaç dikmekle geçti. Şimdilerde ağaç dikememenin, büyütüp çoğaltamamanın derin ızdırabını yaşıyorum. Manisa yangınlarının isini İzmir'de balkonlardan yıkayıp, silip paklamak... Ve acısını,sızısını da yüreğimizde bir kor gibi taşımak... Çok acı durumlar bunlar... Elbette ki eğitimle orman yangınları önlenir. En ünlü okul bile reklemını yaparken ''... bilgisayarlı sınıflar'' diyor; hiç mi hiç ağaçlarla, hayvanlarla, doğayla, ağaç ve insan sevgisiyle, vatan ve millet tutkusuyla yapılan bir eğitimden, sınıftan, okuldan bahsedlmiyor. Sanat yok, tiyatro yok, sevgi yok, merhamet yok!.. Peki ne var?!.. Para merkezli bir eğitim var... Çok teşekkür ederim ve her zaman çok iyi olmanızı diliyorum. Bahçeniz varsa, bahçenizde ağaçlarınız varsa çok iyi bakın onlara, çoğaltın onları... Sevgilerimle...  31.08.2007 20:50
 

Orman yangınlarını çıkaranları çok ağır cezalar vermemiz gerek, bşrde bu yangınları önleyecek alet ve ekipmanlar özellikle yaz günleri daha çok önlem almamız gerek.saygılarımla..

Mehmet EREN 
 19.07.2007 1:49
Cevap :
Sevgili Mehmet Eren, Yalçın Doğan ne diyor birlikte okuyalım: "Hapiste tek kişi yok: Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe dün bilgiyi verdikten sonra, yangındaki kastın yargı yönünü aktarıyor: "İçim yanıyor, bu yıl yangından sonra gözaltına alınan birkaç kişi oldu, sonra tutuksuz yargılanmak üzere, bırakıldı. Yangına sebep olduğu için, hapis yatan tek kişi yok." Oysa ormanlar; yasalar, hatta Anayasa güvencesi altında. Ne gam, burası Türkiye."(Hürriyet 17.07.2007 Salı) Çiftliği yanan Tuğba Özay'ın çığlığı, isyanı ve gözyaşları hala gözümün önünde: "İnanmayın" diyordu, "bu yangınlar kasten çıkarılıyor" diye bas bas bağırıyordu. Yanmaya, yakılmaya devam ediliyoruz ormanlarımızla birlikte... Çok teşekkür ederim... Her zaman çok iyi olmanızı diliyorum... Selam ve sevgilerimle...  19.07.2007 12:27
 

Sayın Cemal Hüseyin Çağlar, Toplumumuz duyarsızlaşıyor mu? Yoksa bana mı öyle geliyor? Ormanlarımız yanarken, yakılırken, hatta hava tahminlerinden rüzgar yönü belirlenip, bu hesaplar yapılarak yangınlar çıkartılırken. Bu yangınların söndürülmesi için; havadan, karadan canları pahasına insanlar savaşımlarını sürdürürken, basınızmız ve kamuoyu falancanın selüliti, filancanın eski eşi ile meşgul. THK nın yangın uçağı kampanyası için, 19 gazete ve 30' a yakın teklevizyon kanalına faks mesajları gönderdim. Bir kaç tanesi hariç, ilgilenilmedi bile.. Bir Gazetemizin Ünlü köşe yazarı. " gündem bu aralar çok dolu, rahatladığımız bir gün yazarım" diye elektronik posta göndermiş. Bu konuyu işlediğiniz için sizi kutluyorum. Saygılarımla.

Talip Bölükbaşı 
 18.07.2007 14:20
 

Haberleri izledikçe nefesim daralıyor sanki..Bunları yapan insan olamaz diyorum.Bu bir rastlantıda olamaz..Hayatımız geleceğimiz kül oluyor yapılan ne var hiç birşey.. Öyle daldık ki 22 Temmuz'a mitinglerden fırsat bulunamıyor bu olaylarla ilgilenmeeye.. Ee daha verilmesi gerekn vaatler var,oy gerek.. Peki hangisi bize yanan ağaçalrı geri verecek.. Sevgiler

EsRaÖNeR 
 18.07.2007 10:03
Cevap :
Sevgili EsRaÖNeR, Vaatlere karnımız o kadar tok ki; hiç lazım değil. Bize doğruyu söylesinler; biz ancak ekmek soğan yiyerek ve bir süre üretim, tutum, tasarruf ve bitmez tükenmez bir çalışkanlıkla sorunlarımızdan kurtulabiliriz desinler. Ve yıllardır başta yolsuzluk olmak üzere yanlış yapanlardan hesap sorulacak desinler. Ormanların içinde büyüdüm, kendi köyüm, çevre köyler orman köyleriydi. Ağaç olamayan yerlere ağaç dikerdik. Kavak, söğüt, çam, elma... ağaçlarından yeni orman alanları oluştururduk. Köylülerim sabah akşam kilometrelerce yol yürüyerek fidan dikme işlerinde çalışır ekmeklerini kazanırlardı; vatanımıza da yeni orman alanları kazandırırlardı. Çok çalışkan ve çok doğru insanlar olacağız; her yanlış işini düzelteceğiz memleketimizin... Çok teşekkür ederim. Sevgilerimle...  18.07.2007 22:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 316
Toplam yorum
: 578
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2042
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster