Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '06

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
3494
 

Yangınlar devam ederken...

Yangınlar devam ederken...
 

Orman yangınları ile ilgili haberleri izlediğinizde gerçekte neler hissedersiniz? Benim aklıma her yangın haberinde hep o kaçacak yeri kalmadığı için sonunda oturup, oturduğu yerde yanan zavallı ayı gelir. İçim parçalanır, ağlamak isterim. Ağlayamam da, boğazımda o istek tıkanır kalır, boğulacak gibi olurum.

Sene 95 veya 96 idi. Tam hatırlamıyorum. Sedir adası yolunda büyükçe bir yangın çıkmıştı. İtfaiye ve gönüllü arkadaşlar söndürme çalışmalarına katıldılar. Günü ve geceyi orada geçirdiler. Belki tam sönmemiş bir izmarit, belki bilerek isteyerek çıkarılmış bir yangın. Ertesi gün kir-pas içinde yanan yerlerden gelen bir arkadaşım anlatmıştı; Sadece ağaçlar olsa, ormanda yaşayan tüm hayvanlar yanmış Filiz, hepsi yanmış. Sonra gözyaşlarını tutamayarak ipin koptuğu anı anlatmıştı. Bir tane ayı, kaçmak için olsa gerek, koşmuş, koşmuş olmalı, artık koşacak yol kalmayınca çökmüş o son noktaya, oturma pozisyonunda kalakalmış. Alevler onu orada o şekilde kömürleştirmiş. O zaman için konuşuyorum, ağaçlar için o denli hissetmedim ama o ayının öyküsü beni de yakmıştı. Bir an ayı ile bütünleşip, onun korkusunu hisseder gibi olmuştum, o paniği o ayı ile birlikte yaşadığımı, birlikte koştuğumu, birlikte çaresizliği teneffüs ettiğimi tahayyül etmiştim. Ne korkunç...

Bir de çok daha evvelden, yine bir Muğla bölgesi yangınını hatırlarım. 87 veya 88 tarihli olabilir, haberlerde duymuştum. Yangın o kadar büyüktü ki askerler günlerce söndürme çalışmasına katılmıştı. Hayal meyal anımsadığım o haberdeki söndürme helikopterlerinin yanlışlıkla yerden alıp ateşin ortasına attığı mehmetlerin yaşadığı korkuyu, paniği ve acıyı o kadar sıcak hissetmiştim.

Hemen her sene yangın olur, ekolojik dengenin bozulması tek başına ciddi bir neden ama beni en çok o canların gidiş şekli etkiler. İnsan olsun, hayvan olsun, kuş-böcek olsun yanarak ölmek ne feci şey. Bazen kırık bir cam parçası, bazen sigara izmariti atarak katili olduğumuz canları düşünsenize bir. Ya tarla-arsa açmak için kasıtlı olarak katlettiklerimiz?

2002 ağustosunda yine bir yangın vardı, Gökova taraflarında. Gökyüzü kıpkırmızı olmuştu günlerce. Taa İçmeler'de bile. Gönderilen yardım malzemelerinin iç kısımlara dek götürülemediğini duyduk, 5-6 kafadar biz götürürüz dedik, yola çıktık. Konu komşudan destek malzeme olarak karpuz, litrelerce su ve ayran toplamıştık. Ağrı kesici ve pastil dilenmiştik eczanelerden. Sivil olduğumuz için biraz şüpheli bakmışlardı bize. Ama vermişlerdi yine de. İki gün, defalarca orman içine taşındık, insanları bulduk, elimizdekileri dağıttık. Dumandan çatlamıştı dudakları da, sesleri de insanların. Hiç unutmuyorum bir tane isten simsiyah olmuş bir adam daha çok pastil lazım daha çok pastil demeye çalışmıştı çıkmayan sesi ile.

Orman yangını haberlerinde kırmızısı bol, alev almış ağaç resimleri boy gösterir. Ah bir de o simsiyah olmuş, incecik uzanan ardışık ağaçların resmini görseniz... O alevlerden artakalanların resmini. Keşke TV ekranları görüntü kadar kokuyu da evlerimize getirebilse.

Zemin ve çevrenizdeki herşeyin siyah-gri olduğu bir yerde küllerin arasında kilometrelerce yürüyün bir. Sessizliğe arada bir tam sönmemiş bir daldan gelen çıtırdı eşlik eder. Yanmışlığın, külün kokusunu çekersiniz ciğerlerinize. Hiç bir şeye dokunmasınız da tertemiz elbiseniz, bembeyaz elleriniz-ayaklarınız, suratınız isten kara lekelerle dolar. Hep deniz, kum değil ya, vaktiniz varsa bir gününüzü yanan yerlerde dolaşmaya ayırın, bugün değilse bile yarın sizin ihmalinizden doğacak yangından artakalanı izlemeye. Ve sonra bu konuda şimdiye kadar ne kadar duyarlı olduğunuzu sanıyordunuz üzerine bir defa daha düşünün.

Alo yangın ihbar hattı...177

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaz ayları bitti. Orman yangınları unutulacak. Yetişmekte zorlandığımız gündem, bizlerin dikkatini çok farklı alanlara taşıyacak yeni yangınlar çıkana, yeni kayıplar yaşanana kadar.. Sonra gene ormanlarımız yanacak. Ayıcıklar oturup kalacak çaresizlikten. Kuşlar, böcekler, kelebekler, çiçekler, ağaçlar yanacak. Geleceğimiz parça parça yok olacak. Yazınızı bu kadar geç okuduğum için üzüldüm. Ama o kadar çok yazar ve yazı var ki, demekki yetmiyor zaman. Ben de burada THK ve orman yangınlarını yazıyorum. Bilmiyorum rastladınız mı? Bu konuyu yazmaya devam edin lütfen. Kış aylarının soğuk günlerinde de, baharın umut getiren uyanışında da. Yazın, yazayım, yazalım. Toplumsal sahiplenme olana kadar yazalım. Blog Yazarları/Okurları olarak 27/28 Ekim de İnönü Havacılık Kampında toplanıyoruz. Gelmeyi düşünür müsünüz? Saygılarımla..

Talip Bölükbaşı 
 25.10.2007 8:52
Cevap :
Sevgili Talip bey, önce yorumunuz için teşekkür ederim, sayfanızı şimdi ziyaret edeceğim. İnönü ile ilgili aslında çok istiyorum ama o kadar programsız yaşıyorum ki, ne vakit nerede olacağımı ben de bilmiyorum. Şu anda zor gibi, inşallah başka sefere. Görüşmek üzere ve tekrar teşekkürler.  26.10.2007 2:08
 

Çevre ve Orman Bakanlığı'nın işi nedir? Hep söylenen, dünyanın cennet köşesi olan bu vatanın doğasını korumak değil midir? Doğayı korumanın yolunun onu sevdirmek ve önemsetmek olduğunu düşünenlerce yaptırılan Dilek Yarımadası Milli Parkı Ziyaretçi Merkezi ve Müzesi aylardan beri neden kapalı? Burayı restoran yapmak Çev. Orm. Bak.nın işi midir? Restoran kime verilecektir? Sayın Pepe diyor ki özveriyle ve üstün gayretle orman yangınlarına müdahale ettik. Kazma, kürek, bir-iki yangın helikopteri, arazöz ve yaş ortalaması 40-45 olan orman işçileriyle. Bir yangın çıktıktan kaç dakika sonra müdahale ediyoruz? Yangınların büyümelerinin nedeni geç müdahaledir. Ve bizde her yangın büyüyor, büyüyor. Bu yıl 6000 hektar orman yandı içindeki binlerce canlıyla birlikte. Başarı nedir? Yanan ormanlarımızın oranı Avrupa ve Amerika’daki yanan alanlarla kıyaslandığında başarılı olduğumuz görülüyormuş. Kimi kandırıyorsunuz! THK’nın elindeki 13 yangın söndürme uçağından 5’ini kullanıyorsunuz. Neden?

Serkan Eğrilmez 
 11.09.2006 10:40
 

Merhaba, Evet Marmaris ekibimiz gün geçtikçe daha iyi oluyorlar.Sayıları çoğaldı,eğitimlerini yükselttik,operasyonları arttı.Ufak yerlerde diğer kurumlarla iletişim sanırım daha kolay.Umarım daha da iyi olur.Kolay gelsin

Yaşar Özen 
 08.09.2006 18:26
 

öncelikle sizi çok tebrik etmek istiyorum.sizde benim gibi çok duyarlı bir insansınız galiba.bu yaznınzı içten bir tebrik ve hüzünle okudum.bende haberlerde böyle yangınlerı görünce aklıma kaçamayan hayvanlar gelir.otururum sırf onlar için saatlerce ağlarım.hemde saatlerce... sizi tebrik ediyorum.ne yazıkki ülkemizde bu kadar duyarlı insanlar kalmadı... sevgilerimle.. beyza..

Beyza'ca Yazılar 
 08.09.2006 11:53
Cevap :
Sevgili Beyza,desteğin için çok teşekkür ederim.Duyarlı insanlar çok var,inanın var.Sadece kaleme alacak zamanları yok,sesleri vakti çok olanların arasında kayboluyor.Örnek;benim arkadaşlarım.Siz de yazın,başkaları da yazsın.Yazılanları da aa ben bunu düşünmemiştim diyenler okusun,düşünmeye başlasın.mmm?Görüsmek üzere  08.09.2006 12:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 296
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1331
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Kürkçü dükkanim Marmaris. Seyahati ve okumayi seviyorum. Bazen de yazmayi. Ilk baslarken düzenli ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster