Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Portakal Çiçeği ve FISILTI

http://blog.milliyet.com.tr/elvince

24 Kasım '14

 
Kategori
Öğretmenler Günü
Okunma Sayısı
189
 

yangınlar içinde yüreğimiz; Aysun ve Burçin öğretmen sizi unutmadık. Asla!

yangınlar içinde yüreğimiz;  Aysun ve Burçin öğretmen  sizi unutmadık. Asla!
 

Sen yanmasan / Ben yanmasam / O yanmasa / Karanlıklar nasıl çıkar aydınlığa?


 

Öğretmen olan Mamestonaza’ya   şehit öğretmenlerimizi bana unuturmadığı için…

SAYGIMLA.

 

 

Ağrı' nın yaz –kış başını bir gelin

duvağı gibi örten, ince tığ işi tül

bulutları, gündüz dersliğinizde konu

diye, geceleri yalnız sessizliğinizde

çeyizinize nakış diye işlediğinizi

bilmiyordum. Bağışlayın beni…

Küçücüktünüz, minnacıktınız. Anneniz

babanızdan başka sizi takip eden bir

gölgeniz bile yoktu arkanızda. Memleket

haritamızda bir noktacık bile

değildiniz. Adınızı – sanınızı

bembeyaz kefen gibi kar örtmüştü.

Yazılı–sözlü medyamızda? görkemli,

ışıklı, derin yırtmaçlı, ışıltılı pırıltılı,

sosyetik, medyatik bir düzine adlar,

günlerce televoleli gündem oluşturur,

bizi oyalar dururdu. Ama sizin içimizi

oyuk oyuk eden öyle bir olayınız oldu

ki, şu gök kubbe bile şaştı bu işe. Siz ne mi

yaptınız, söyleyeyim mi?... Peki, söyleyim

de suçunuzu bilin...

Siz boyunuzdan çok büyük bir işe kalkıştınız “Bir elinde cımbız, bir elinde ayna, umurunda mı sanki dünya?”

denilecek bir güzellikte, körpelikte, başınızda binbir türlü sevda yelleri esecek yaşta iken, siz kalktınız,

güvercin ayakları gibi incik incik parmaklı ellerinizle Türkiye‘yi tutup ayağa kaldırdınız... İçimizi alt üst ettiniz.

Yazık bana, hayıf bana, vah bana ki, o körpecik, akça pakçacık, o incik parmaklı, o yayla çiçeği kokuşlu ellerinizden, ah bir defacık olsun öpemedim. Bir resminiz bile elime geçmedi ki sizi bağrıma basaydım...

Bağışlayın beni ne olur?...

Bir damlacık göz yaşı sizin kıpkırmızı kora kesmiş, yanmış bedenlerinize “cız” diye düşünce, sizden bir “Ah anneciğim!" bile çıkmayınca, koca Ağrı Dağı yaşına, dumanlı başına bakmadan, utancından erim erim eridi... Sizi kül eden ateşi söndüremedim diye kahrından karlarını silkeledi, attı üstünden... Ortalığı sel velvelisine verdi…

Şu taş bağırlı dağın yaptığını ben bir insan olarak yapamadım... Hiç olmazsa bir damla göz yaşını ödünç bulup, yangın söndürme aracı gibi yürek sirenlerimi çığlık çığlığa çalarak acınıza koşmalıydım...

Yapamadım. Bağışlayın beni...

Âşık Kerem de Ağrı Dağına “Aslı”m buradan geçti mi diye sordu. Aslı ,Kerem”im diye diye Kerem‘in küllerini saçıyla süpürürken tutuştu, yandı, kül oldu Aşkları duman duman tütüyor hâlâ gönüllerde. Onların aşkı iki kişilikti... Onların sevgileri kendilerineydi. Yine de kuşlar tüyünü, lâle–sümbül boynunu büktü. 

Oysa sizler; 

Çağdaş–aydınlık Türkiye’nin ışık yüzlü küçük Kerem‘lerine aşıktınız. Onların aşklarıyla ateşlere attınız  bedenlerinizi, tutuştunuz, kül ettiniz kendinizi... Asıl Aslı sizsiniz... asıl sizin aşkınız alkışlanır…

Şair ne demiş: “Sen yanmasan / Ben yanmasam / O yanmasa / Karanlıklar nasıl çıkar aydınlığa?

Doğru... Bu meşhur dizeler, bundan böyle sadece sizi ölümsüzleştirecek . Çünkü, ben yanmadım, o da

yanmadı, sadece siz yandınız! Siz...

Biliyor musunuz, sizler sadece Türkiye öğretmenleri adına değil, bütün dünya öğretmenleri adına? Sizler sadece kendi sınıfınızdaki öğrencilerinizi değil, bütün dünya halklarının, her sınıftan halk çocuklarının kurtuluşu için alevlerin içine kendini atınız, kül oldunuz. Biz de bir söz vardır? ”Hocanın vurduğu yerde gül biter. ”Hayır hocanın vurduğu yerde değil, sizin gibi öğretmenlerin kül olduğu yerde yedi veren gülleri biter.

Sizin kül olduğunuz ateşe ben parmağımın ucunu bile dokunduramıyorum. Sizlerin erişilmez yüceliği karşısında ben cüce kalıyorum. Sizlerin yiğitliği karşısında ben kendimi yitiriyorum. Sizlerin büyüklüğü karşısında ben küçülüyorum, küçülüyorum, küçülüyorum… Püf... diye uçup yok oluyorum. Ne yüzüm tutuyor, ne dilim, ben öğretmenim, demeye. Şu şaşkın, yaşı başından aşkın adamı bağışlayın ne olur...

Karanlıklardan aydınlığa kolay çıkılmıyor. Tünellerin ucundaki ışığa, ışık hızında ulaşılmıyor. Düşler, masal perilerinin sihirli deyneği ile gerçek olmuyor. Yürek istiyor, kahramanlık istiyor. Anadan yardan, evladüayaldan geçicilik istiyor. Sizler, canlarınızı vererek bütün bu sınavları tek tek verdiniz. Öğretmenliği Türkiye’de 5165 rakımlı Ağrı’nın? evrensel boyutları ile de dünyanın en yüksek damı olan 8880 metrelik Everest tepesine bir bayrak gibi diktiniz.

Öğretmenliğin sönmez meşalesinin alevleri günümüzde maalesef sönmeye yüz tutmuş iken sizlerin meslek şehidi oluşunuzla eğitim ordusunun meşalesi yalım yalım yeniden yanmaya başlamıştır. Umudumuz karamsarlığa? karamsarlığımız karaçalıya dönüşmüştü. Sizin sayenizde çiçek açtı, çivit mavisi umutlarımıza yeniden kavuştuk. Sizlere bunun için de minnettarız.

“Öğretmenliğin bu iki yüce timsâlini şimdi anmayacaksınız da, kimi, nerede, ne zaman anacaksınız?” -

-Mamostenazo.

Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine bağlı Ortadirek köyü, hala  2 öğretmenini kaybettiği yangın faciasının hüznünü yaşıyor.

O yıl 159 öğrencinin okuduğu, 3 öğretmenin görev yaptığı Ortadirek Köyü Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu'nda acı bir olay yaşandı. Her sabah öğrencilerine sıcak ortam hazırlamak için erkenden köye giden ve sobayı yakan öğretmenlere, o gün ilköğretim 4. sınıf öğrencisi Okan Kömürcü (10) yardım etmek istedi. Tineri  boşaltmaya çalışırken, yanmaya başlayan Okanı gören Burçin öğretmen  kendisini öğrencisinin üzerine attı.  Alevlerin Burçin öğretmeni de sarması üzerine, diğer öğretmen Aysun Karalar, üzerindeki kabanı çıkarıp eline alarak yanan arkadaşını ve öğrencisini kurtarmak için alevlerin arasına daldı.  Öğretmen Elif Tezcan da diğer sınıfta bulunan pencerenin camını kırarak öğrencileri okuldan tahliye etti.

Kurtarılan 2 öğretmen ve 3 öğrenci, Doğubayazıt Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken, durumları ağır olan öğretmenler Aysun Karalar, Burçin Uysal ve öğrenci Okan Kömürcü, Van 100. Yıl Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Yanıkları ciddi olan 3 yaralı, 2. Ordu Komutanlığı'nca helikopterle Diyarbakır'a sevkedilecekleri esnada minik Okan helikopter pistinde hayatını kaybetti. Aysun ve Burçin öğretmen Diyarbakır'a sevk edilirken, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in girişimleriyle Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan temin edilen ambulans uçakla Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne (GATA) kaldırıldı.   Ne yazık ki hastanede hayatlarını kaybettiler.Şoka giren Elif Tezcan ise psikolojik tedavi görmeye başladı.

Köylülerden Süleyman Kömürcü olay anını şöyle anlattı: “Alevler çıkmaya başlayınca okula koştum. Burçin öğretmen Okan’a sarılmış alev alev yanıyordu. Aysun hoca da yanıyordu. Öğrenciler camlardaki tel örgülerden dolayı çıkamıyorlardı. Bir yandan yananları kurtarırken diğer yandan camları kırıp çocukların dışarı çıkmasını sağladık.”

Doğubayazıt'a 10 km. uzaklıktaki Ortadirek köyüne, sınıf öğretmeni olarak ilk ataması yapılan Burçin Uysal (24), Mart 2002'de göreve başladı. 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Uysal, meslektaşı Aysun Kayalar (23) ile Doğubayazıt'ta bir otel odasını paylaşıyordu. Lojmanın sağlıklı olmamasından dolayı otelde kalan genç öğretmenler, alışık olmadıkları köy ortamına kısa sürede uyum sağlamıştı. Burçin öğretmenin ölüm haberinin köye gelmesi üzerine, veli ve öğrenciler gözyaşlarına hakim olamadı. Doğubayazıt Kaymakamı Nurullah Çakır, “Burçin ve aysun öğretmnerimizi manevi olarak yaşatmak için gereken ne varsa yapılacaktır. Ortada büyük bir fedakarlık örneği bulunmaktadır. Öğretmenlerimizin heykellerini yaptırmayı ve ilçemize yerleştirmeyi düşünüyoruz.” dedi.

ANNE ADI : İLHAN

DOĞUM YERİ : DEVELİ

DOĞUM YILI : 19/02/1980 MEZUN OLDUĞU OKUL : PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKULTESİ MEZUNİYET YILI : 04/09/2002

GÖREV YERİ : ORTADİREK KÖYÜ İLKÖĞRETİM OKULU

DOĞUBEYAZITAĞRI

İLK GÖREVE BAŞLAMA TARİHİ : 19/09/2002

ÖLÜM TARİHİ : 28/12/2003

ÖLÜM NEDENİ : YANGIN KAZASI

İşte bir hayat hikayesi. Onlar gencecik kadınlardı her şeyden önce. Hayalleri vardı, ümitleri, sevinçleri,

üzüntüleri, aşkları vardı. Kim bilir daha neleri vardı artık hiç öğrenemeyeceğimiz...

Şubat ayında evlenecekti Aysun öğretmen. Erken evlenip eş durumundan Ankara'ya tayinini alabilirdi ama hep reddetti bunu. Öğrencilerinin ona ihtiyacı vardı. İlk gittiklerinde okul perişan haldeydi. Kendi elleriyle kazma kürekle tamir ettiler, boyadılar. Okulun bir çok ihtiyacını ceplerinden karşıladılar.

Burçin ve Aysun Öğretmen'in şehit olduğu okula, iki yıldır yakacak tahsisi yapılmamış. Her gün bir öğrenci tezek getiriyor ve onunla ısınılıyormuş. Daha da önemlisi okulda ne yangın söndürme tüpleri ne de yangın söndürme aletleri varmış...

Her sabah öğrencilerine sıcak ortam hazırlamak için erkenden köye giden ve sobayı yakan öğretmenlere, 4. sınıf öğrencisi olan 10 yaşındaki Okan Kömürcü yardım etmek istedi. Elindeki tineri sobaya döken Kömürcü'nün bir anda alevler arasında kaldığını gören 24 yaşındaki öğretmen Burçin Uysal, öğrencilerisınıftan boşaltmaya çalışırken, kendisini ise sonucun ne olacağını düşünmeden öğrencisinin üzerine attı. Aynı alevlerin Burçin öğretmeni de sarması üzerine, bu defa öğretmen Aysun Karalar, üzerindeki kabanı çıkarıp eline alarak yanan arkadaşını ve öğrencisini kurtarmak için alevlerin arasına daldı. Bu esnada, aynı  okulda görev yapan öğretmen Elif Tezcan da diğer sınıfta bulunan pencerenin camını kırarak öğrencileri okuldan tahliye ederken, büyük bir facianın önüne geçmiş oldu.

Aysun öğretmen hastane hastane dolaştırılırken vücudundaki ağır yanıklara yenik düştü. O daha sadece 22 yaşındaydı.

Dedik ya "İnsan"dı...

 

BABA ADI : YUNUS

ANNE ADI : AYNUR

DOĞUM YERİ : ÇARŞAMBA

DOĞUM YILI : 05/05/1979 MEZUN OLDUĞU OKUL : 19 MAYIS ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKULTESİ MEZUNİYET YILI : 18/06/2000

GÖREV YERİ : ORTADİREK KÖYÜ İLKÖĞRETİM OKULU

DOĞUBEYAZITAĞRI

İLK GÖREVE BAŞLAMA TARİHİ : 26/02/2002

ÖLÜM TARİHİ : 25/12/2003

ÖLÜM NEDENİ : YANGIN KAZASI.

Nişanlıydı Burçin öğretmen. Evlenip yuva kuracaktı. Belki kendi çocuklarına da öğretmen olacaktı. İlk

gittiklerinde okul perişan haldeydi. Kendi elleriyle kazma kürekle tamir ettiler, boyadılar. Okulun bir çok ihtiyacını ceplerinden karşıladılar.

Burçin ve Aysun Öğretmen'in şehit olduğu okula, iki yıldır yakacak tahsisi yapılmamış. Her gün bir öğrenci tezek getiriyor ve onunla ısınılıyormuş. Daha da önemlisi okulda ne yangın söndürme tüpleri ne de yangın söndürme aletleri varmış...

Her sabah öğrencilerine sıcak ortam hazırlamak için erkenden köye giden ve sobayı yakan öğretmenlere,  o acı  günde 4. sınıf öğrencisi olan 10 yaşındaki Okan Kömürcü yardım etmek istedi. Elindeki tineri sobaya döken Kömürcü'nün bir anda alevler arasında kaldığını gören 24 yaşındaki öğretmen Burçin Uysal, öğrencileri sınıftan boşaltmaya çalışırken, kendisini ise sonucun ne olacağını düşünmeden öğrencisinin üzerine attı.

Aynı alevlerin Burçin öğretmeni de sarması üzerine, bu defa öğretmen Aysun Karalar, üzerindeki kabanı çıkarıp eline alarak yanan arkadaşını ve öğrencisini kurtarmak için alevlerin arasına daldı. Bu esnada, aynı okulda görev yapan öğretmen Elif Tezcan da diğer sınıfta bulunan pencerenin camını kırarak öğrencileri okuldan tahliye ederken, büyük bir facianın önüne geçmiş oldu.

Yanıkları çok ciddi olan Okan Kömürcü yaşamını yitirirken, Aysun ve Burçin öğretmen ise ambulans uçakla GATA'ya kaldırıldılar. Ancak Burçin öğretmen ağır yanıkları nedeniyle 25/12/2003 de hayatını kaybetti.

O daha sadece 24 yaşındaydı. Etiyle kemiğiyle alt tarafı bir insandı. Önünde koca bir hayat ve hayalleri

vardı...

Dedik ya "İnsan"dı...

Onlar gencecik kadınlardı her şeyden önce. Hayalleri vardı, ümitleri, sevinçleri, üzüntüleri, aşkları vardı. Kim bilir daha neleri vardı artık hiç öğrenemeyeceğimiz...

 

İki öğretmen, gencecik iki insan, gencecik iki kadın… Memleketleri? Çarşamba, Develi…

Suçları; Ağrıda… Memleket EVLATLARINA, memleket çiçeklerine su olabilmek bir avuç, güneş olabilmek bir nebze… Onlara aydın olabilmek, yarınlarını hazırlayabilmek adına, ideallerinin peşinden koşmaları adına, ne olursa olsun yaşamak, birey olabilmek ve bu topraklara, bu toprakların evlatlarına yararlı olabilmek adına yapabilecekleri çok şey olduğunu anlatmak, göstermek…

İnadına silahın, inadına kanın, inadına acının…

İNADINA AYRIMCILIĞIN.

Özgürlüğe siz kanat çırpınız, güzel meleklerim. Ruhunuz Şad olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aydınlığın şenlik ateşiydiler de sessiz göğün altında,ne yazık ki ıssız günler deşti birbirine sarılmış acıları...Paylaşımınız için çok sağolun Portakal Çiçeği.Anlamlı bir hatırlatmaydı kalp acılarımızın unutulmuşluğuna...Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 24.11.2014 21:35
Cevap :
Teşekkür ederim, selamlar.  25.11.2014 13:58
 

Hayat yolunu gösterenlerdi,yağan yağmurların berekreketinden ve can gözü hünerleriyle canlara gıdaydılar;taze bedenlere ve çocuk dimağlara güleryüzlü leziz sofralardılar,aklın yüzü,gerçeğin yansımasıydılar,güle karşı bülbül,karanlığa karşı aydınlık naralardılar,ama düşünceye düşman,ülkesine yoldaş ve dertlerine çare olamayan beceriksiz,kusurlu,bencil ve aciz yönetimlerin ilgisiz ve duyarsızlığına kurban gittiler.Baharlarını yaşamadan mutluluğa erişme zamanına ulaşmadılar...Ayrıca terörün vahşetine gözleri kapanmış nice gencecik öğretmenlerimizin omuzlrada taşındığını hiç unutamam ben de.Kalp acılarımız,üzgünlüğümüz kabarırıp durdu hep öyle sessizce...Benzer olaylara çok şahit oldum.Önü kesilmiş lutuf ve ihsanların garipleriydik çoğumuz da...Bir tuhaf oldu içim okurken yazınızı.Hayıflanıp durdum işte öyle sessizce güzel günlerin hasretine...Anlamlı,ama acılı bir paylaşımdı.Sağolun.Saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 24.11.2014 21:11
Cevap :
Teşekkür ederim, yazıma değer katan yorumunuza. selamlar.  25.11.2014 21:54
 

Attila İlhan "Vatan ve namus" diye yorumlamıştı. İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşunun temsili olan heykeldeki sözdür. O kurtuluşu ve onuru ifade eder. Yazık ki günümüzde öğretmenlik bazılarınca kutsal bir meslek değil, saygın değil. Hatırlattığınız için teşekkürler. Selamlar...

Retor 
 24.11.2014 20:04
Cevap :
Teşekkür ederim, selamlar.  24.11.2014 20:17
 

Ruhları şad olsun, mekanları kesinlikle cennettir ondan eminim. Öyle güzel bir yazı ki, öyle güzel yaşanmış bir hikaye... Keşke sonu güzel olsaymış, keşke anılmak için bu kadar acı çekilmeseymiş... Bilmem ben gidebilir miydim oralara diye soruyor insan ve net bir doğru cevap, korkar gidemezdim diyor içim. Analarına babalarına senin vasıtanla tekrar tekrar sabırlar diliyorum. Bütün öğretmenlerin günleri ömürleri kutlu olsun. Sağlıkla kal lütfen

kevser şekercioğlu akın 
 24.11.2014 16:16
Cevap :
teşekkür ederim, siz de sağlıkla kalın. selamlar.  24.11.2014 18:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 1905
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 2455
Kayıt tarihi
: 06.11.06
 
 

"Yasamak sakaya gelmez,büyük bir ciddiyetle yasayacaksinbir sincap gibi mesela,yani yasamin disinda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster