Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
2202
 

Yanılgı (1)

Yanılgı (1)
 

Herşey insanın kendinde başlıyor.
Başka türlü düşünürse, insan yanılıyor ve yanlış yapmış oluyor.

İşin kötüsü, yanılınca kendi gözünü ve düşüncesini de kör etmiş oluyor.
Böylece yanıldığını da göremezleşiyor.

Yani insan yanıldığında, önce kendini kandırmış oluyor.
Ve herşey kendinde başladığı halde, yanlışın başkasından başladığını düşünüyor.

****

Yanılgı, çok ciddi bir olgu.
Ve sadece “bilmemekten” kaynaklanır.
Aynen insanda çoğu zararlı şeyin yine sadece “bilmemekten” kaynaklandığı gibi.

İnsan, durağan bir varlık değil.
Her an, her vesile ile, bir duygu, bir düşünce, bir eylem üretmekte.
Biliyorsa, doğru duygular, doğru düşünceler, doğru eylemler üretiyor.
Bilmiyorsa, mecbur… sadece “zan”!

****

Zan, yanılgıya yol açar, yanılgı da yanlışa.
Zan, sadece bir “tahmindir” ve tahmin edilen şey, öyle de olabilir, olmayabilir de.
Bir kesinlik değildir, bir eminlik hiç değil… çünkü o an bilmemekte!
Buna rağmen, bilmediğini unutursa insan,
İşte size yanılgı!

****

Bir konuda yanılıp yanılmadığınızı anlamak için ise cesur, tarafsızca ve mertçe şu soruları sormalısınız kendinize:
Biliyor muydunuz?
Biliyor muydunuz da öyle karar verdiniz?

Veya,
Neye dayanarak, hangi “kesin” bilginize göre böyle karar verdiniz?

Bu bir kişi hakkında olabilir veya dediğiniz, yaptığınız bir şey ya da karşılaştığınız bir olayla ilgili de olabilir.

Bu sorular aynı zamanda özellikle karışılıklı insan ilişkilerinde bir sorun çıktığında, ki tamamına yakını zaten yanılgı ile oluşur, sağlıklı bir “özeleştiri” yapabilmek için de en etkin yoldur.

Şunu da hep aklınızda tutmaya çalışın:
Gösterge olarak gördüğünüz çoğu şey, yanıltıcı olabilir.
Çoğu şey göründüğü gibi olmayabilir.

Bu cümlelerin de anlattığı üzere, kesin bir bilginiz olmaksızın size öyle gibi görünen “herşey” yine sadece birer ihtimaldir, asla bir kesinlik değil. O nedenle konuşurken de cümlelerinizi mutlaka buna göre kurun, kesinlik içermeyen ifadeler ve uslupla.

İhtimal veya zanları, kesinlikleri olmadıkları halde, kesin bir bilgi imiş gibi kabul eder, öyle hareket ederseniz, şansınıza bazı durumlarda çok ender olarak yanılmamış olma ihtimaliniz olsa bile, ilerleyen süreç içinde, bir yerlerde, bir şekilde mutlaka bir yanlış yaparsınız, kaçınılmazdır.

O nedenle, yanılmanızı önlemek için esas itibariyle asıl yol, pek tabii ki en kısa sürede konu her ne ise, bilmeniz gerekenleri öğrenmenizdir.

İnsan ilişkilerinde bunun en kısa ve doğru yolu ise, direkt karşınızdakine sormaktır.
Doğru sorularla. Yargılamaktan ve kınamaktan uzak, olumlu sorularla.

İlişkilerle birlikte diğer durumlarda da, bütün o soru kelimecikleri de kılavuzunuz ve dostunuz olacaktır, öncelikle ve özellikle kendi içinize dönük, sonra da dışarıya doğru.
Ne, niye, niçin, neden, nasıl, kim, nerede, ne zaman, ne kadar, kiminle, hangi vb.

Karşınızdaki kişiler ile ilgili olarak da, onların “bütün” sebeplerini veya onlara dair bu soruların “doğru, kesin ve tam” cevaplarını, onların bizzat kendileri anlatmadıkça ve söylemedikçe veya üzerinden başka durumlar, başka olaylar, yani gerekli ve yeterli bir zaman geçmedikçe, asla bilemezsiniz.

O yüzden, bir karar vermeden önce veya harekete geçmeden önce, bunu bilemeyeceğinizi mutlaka kendinize hatırlatınız.

Zira bir yanılgının, bir yanlışın, bazılarında her nekadar geri dönüş ihtimali varsa da, istisnasız hepsi karşınızdaki insanda kesinlikle iz bırakır ve kalan o iz üzerinden de eğer diğer koşullar da uygunsa, inanç oluşur. Oluşmuş bir inancı yıkmak veya yok etmek ise yanılgıdan çok daha zor, hatta imkansızdır. Hele de yanlış bir inançsa, işin vehameti açıktır.



Yanılgı bir zehirdir.
İnsanın önce kendini, sonra muhatap aldıklarını, giderek toplumu ve tüm insanlığı zehirler.
Zira son derece yayılgandır. Yanılgı yanılgıyı doğurur, tetikler.
Yanılan insan mutlaka birilerini daha yanıltır ve böylece hızla yayılır.
Bu nedenle, yanılgı tehlikedir, tehlikelidir!
Yılanın başını, göründüğü, bilindiği anda ezmek gerekir.

Aslında bilgeler için, görünmesine bile gerek yok.
Zira onlar, zaten öngörülüdürler.
Önceden tedbir alınmalıdır ki,
Yanılındıktan sonra ne fayda?

Onun için, insan bilgisine vakıf bilenlerin çoğu,
Yanılgıyı da çok iyi bilir, tanır,
Ve yanılgıyı anlatır.
Çünkü bilir ki, insan fazlasıyla yanılan bir varlıktır.
Anlatır ki, insanlar yanılmasın,
Yanılgılar kendini de, kimseyi de içine almasın.

Ama gel gör ki, insan ne kadar bilmez ise,
O kadar aldanır.
Anlatsan da nafile.
Anlatsan da, bilmediğini bilmediği için,
Bilmediği kadar yanılır!

Ancak bilen insan, yine de anlatır.
Çünkü bilir ki, insanlar arasında
Hiçbir insan herşeyi bilemez;
Mutlaka çoğu yanılır.
Bir kişi bile yanıldığını farketse
Herkes için kârdır.

 

Filiz Alev
20.04.2011  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar...Sevgili FİLİZ hanım.. :-)) Yaa çok güzel... Asabi Kedi'yi dahi sinirlendirmişsiniz :-)) Hani bir şarkı vardır bilmem biliyormusunuz acaba..? "Yanıldım Allahım ahhh yanıldım Hep bende kalacak sevecek sandım Geride kaldı şimdi anılar Unutulmaz bir aşk gibi..." - "Ne demişler..?" - "NEŞELİ OL Kİ, ŞEN KALASIN" - ŞEKER TADINDA BİR BAYRAM GEÇİRMEK ÜZERE.....Sevgiler, selamlar ve saygılar... ANTALYA'DAN....GÜZEL İZMİR'imize.... :-)) NECİP KÖNİ - ANTALYA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 27.08.2011 10:34
Cevap :
Sanırım daha dikkatli okumalısınız ! :-) Asabi zaten asabi asabi gelmiş sayfama her nedense.. son derece önyargılı ve ego yüklü:) Yanlış önerilerde bulunmuş, ben de neden yanlış olup, doğrusunu söyleyince, kabul de etmeyip üstelik daha da sinirlenmiş, hiç sinirlenmemesi gerektiği halde! Oysa doğruya hiç sinirlenilir mi, yanlışa sinirlenilir olsa olsa sadece.. normali budur!! Ben de sabır ve sükunetle cevaplamaya ve açıklamaya devam etmişim, ama egosuna yenilip hala o da abuk subuk cevaplamayı sürdürmüş.:) Kendi sinirlenmiş yani kendi kendine, sinirlendiren ben değilim! Hatta onun bu tarzına ve uslubuna sinirlenenin ben olması gerekirken, benim ne denli insan üstü bir olgunlukla davrandığım da ortada... Bazıları için gerçeği görmek, haksızlık etmemek bu kadar da zor olabiliyor işte ! :-) Benden de sevgi ve selamlarımla birlikte şen ve güzel bir bayram dileklerimle Sn. Köni...  27.08.2011 14:16
 

Ya bu nefreti meşru hale getirmek için bu zavallı özrün ardına sığınıyorsunuz ya da gerçekten bencillikten arınmış gerçek ve karşılıksız sevginin ne olduğunu bilmiyorsunuz. İnanın size kızamıyorum, sadece bir yorumdan bu denli negatif duygu ve düşünce üretebilmenizi çok ilginç buluyorum. Bu tartışmayı uzatmak gerçekten zaman kaybı. Size iyi eğlenceler dilerim.

Güz Özlemi 
 06.05.2011 13:59
Cevap :
Sevgili Asabi :)) gerçekten klinik bir tablo sergilemektesiniz. Üstelik ayrıca bir sabırsızlık da var üstünüzde. Bu da büyük bir hata, çok büyük bir hata.. Neredeyse her adım atışınızda hata verir durumdasınız. Cevaplarımın devamı olduğu da yine alenen belliyken:) bunu da beklemiyorsunuz. O kadar eminsiniz ki demek kendinizden, algılarınızdan, düşüncelerinizden, kanaatlerinizden, o kadar farkında değilsiniz ki demek, bu kadar da yanılgı ve yanlışlar içindesiniz işte. Daha başka anlatılabilecek bir yol da kalmadı zaten, dediğim gibi, aynen sizin dedikleriniz de benim dediklerim de hepsi kayıtlı ve meydanda, "gören göz" lazım sadece. Sağlık ve afiyetler dilerim...  06.05.2011 15:44
 

Filiz Hanım, yorumuma yazdığınız hakaret dolu yanıtları okudum. İster inanın ister inanmayın kahkahayla güldüm :-) Kendini savunma içgüdüsüyle saldırıya geçtiğinizi ise düşünmeden edemedim. İnsanın söyledikleri karşısındakinin anlayabildiği kadardır derler. Ben kasıtlı bir aşağılama çabasında olmadım. Ayrıca beni sevdiğinizi nereden bilebilirim, hiç söylemediniz ki! “Kendimi çok kötü duruma düşüren 3. yorumumun insanların indinde yaratacağı ahvalden beni koruma çabanızı ve daha sağlıklı düşünebilmemi teminen bana bir fırsat tanımak ve süre vermek üzere yorumumu bekletme çabanız”a gözyaşları içinde inanmak istesem de nedense yazdıklarınız benden nefret ettiğiniz izlenimi verdi :-)

Güz Özlemi 
 06.05.2011 13:58
Cevap :
:)) Diyorum ya sadece yanılıyorsunuz.. Ah zaten bir bunu farkedebilseniz. Sevdiğim biri olduğunuz zaten daha önceki hem sizin bloglarınıza yazdıklarımdan hem de sizin benim bundan önceki bloglarıma yaptığınız yorumlarınıza verdiğim cvplardan hep belli.. ama her nedense sizin şimdi buraya yaptığınız yorum tamamen şaşırtıcı şekilde benim bildiğim asabi kediyi yansıtmıyor işte.. mesele bu zaten.. Niye? İlk kez karşılaşmış olsak, belki daha farklı yazardım, ama ilk kez karşılaşmadığımıza göre, aradaki bu tutarsızlığı da belirtmem, yansıtmam gerekiyor haliyle... Dosta bu düşer. Kendinizi ifade edebilmekte bir sorununuz var belki de.. uslubunuzdan kaynaklanıyor da olabilir. Yazdıklarınız ortada zaten, kanıtlı.  06.05.2011 15:27
 

düşünce sisteminizde. Sadece yanılgı değil, dengesizlik, tutarsızlık epey bir sağlıksızlık. Onun için, şu tüm açıklamalarımla ben sizin için yanılgılarınız noktasında yapmam gereken herşeyi de zaten yapmış durumda olduğuma göre artık şu an, son kez size tüm yaşamınızda yarışmanız gereken tek varlığın sadece kendiniz olduğunu hatırlatarak, açıklamalarımı noktalıyorum. Çok çarpıcı bir örnek olarak işlediğim konuya katkınızdan dolayı da teşekkür ediyor ve size çok daha sağlıklı ve dengeli düşünebilmeyi bir gün elbet başarabilmeniz temennisiyle acil şifalar diliyorum.

Filiz Alev 
 05.05.2011 3:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 1643
Toplam mesaj
: 185
Ort. okunma sayısı
: 3038
Kayıt tarihi
: 03.03.11
 
 

Ekonomistim, emekliyim. İki evlat annesiyim. Müzikle ilgilenirim, bestelerim vardır. Düşünürüm, a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster