Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
182
 

Yanılgı Müdürüm

Yanılgı Müdürüm
 

Gidiyordu. Bensiz bir hayata davet edilmiş, mutlulukla öylece gidiyordu. Gözlerinde uzun zamandır görmediğim parıltılar vardı şimdi. Gözleri güneşti, aydı, yıldızdı; gözleri yakamozdu. Mutluydu. Hayatını bensizlikle birlikte yoluna koymuş, ihtimal ceplerinden beni çıkarmış, öylece gidiyordu.
 
Kahverengi gözlerinden elemler ayrılmışlardı artık; yemyeşil gözlerim buğulu camları anımsatıyordu onun yokluğunda. Unutmak istiyordum, çok istiyordum, evet; delicesine istiyordum. Kalbimle mücadeleler derneğine üye olmuştuk. Aşk savaşı yarım kalmıştı madem; unutmak ve biz galip gelmeliydik bu sefer.
 
Anlamıyordu. O beni hiç ama hiç anlamıyordu. Onsuz ölüm sağ yanımın kahpe kadere kanışıydı sanki. Sigara fukaralığına denk gelen gülümseyen izmaritler “şerefe” kadehlerinin karanlık düşleri oluyordu.
 
Gözyaşlarımdan çamur yağıyor şimdi. Ondan sonra şemsiyeleri kaldırdım; kirpiklerim örtmezken gecelerimi, şemsiyeler yağmurdan kurtarır mıydı?
 
Gitmişti. Bensiz bir hayata kahkahalar cenneti hediye etmiş, beni de lanet cehennemler tuzağına itmişti. O da biliyordu, o da biliyordu ama anlamıyordu; onu çok ama çok sevdiğimi. “Sevme zalimi” şarkıları intihar etmişti; hiçbir avuntu kardeşim olmuyordu. Kalbim onsuz sızım sızım sızlayan bir harabeler mektebiydi. Mezun olamıyordum o beni sevmeden. Her sene unutacağım yeminleriyle hep ama hep sınıfta kalıyordum. Çok uzun zaman olmuştu; kendimi unuttuğum kadar bir hayli uzun zaman… Zaman’ın ilacını sokak çocukları yutmuştu, ben de kıyamamıştım onlardan almaya.
 
Özlüyordum; özlüyorum. Gözyaşlarımı meleklerden bile saklıyordum; günah yazılırdı belki aşka. Olan yine ona olurdu. “Gitme” demiştim; gittiğinde. Gitmek bile güzeldi o gidince. Belki gelir demiştim; belki dayanamaz, belki o da özler, belki o da seviyordur, belki o da sever…
 
Belki’lerin mümkün olma savaşı değildi sevmek. Şimdi bir başkasını uyutuyor kalp odasında. Bir başkası için hayalleri var, bir başkası için konforlu gönül odaları cennet misali… Kalbinin balkonundan atladım onunla birlikte, o gitmek için atlamıştı; ben onu yakalayayım diye… Tutamadım. Aşk bittiyse tutamazdınız.  
 
Artık biliyordum. Gelenler, sevenler, özleyenler, bekleyenler olacaktı beni hayatlarında; hayatlarının en güzel köşesinde yatılı misafirleri yapacaklardı beni… Bir tek o olmayacaktı, artık o olmayacaktı.
 
Her genç kızın hayatında en az bir yanlış adamı vardı; bir gün doğru adamı karşısında gördüğünde “İyi ki sen geldin” diyeceği… Her genç kızın hayatından en az bir yanlış adam doğru yoldan geçerdi;  kırılırdı kalbi genç kızın, tamiri mümkün hatıralarına genç kız kendini hapsederdi. Sonra yeni bir sevmek doğardı güneş gibi, gökkuşağıdır belki derdi; yağmurdan sonraki…
 
Her genç kızın hayatından en az bir yanlış sevmek geçerdi; yanılgılar kuyusuna düşmeliydi ki genç kız, doğrular yokuşundan yorulmadan çıkabilsin…
 
Sen benim yanılgı müdürümsün sevdiğim. Kovuldum sevmelerinden, zaten hiç ait değildim sevmelerine; sevgilerinin, aşklarının gönül çizgisinde ömürlük yürüyüşlerim olmayacaktı. Sen beni yanıltıp, aşka küstürüp, bir başkasına “aşk sensin” dedirtmek için yaşamıştın. Yanılgılar müdürüm beni kovdu sevmelerinden; tazminatım aşktı, bir daha alamadım senden…
 
Suç değil midir, günah değil midir, harap olmak sebebi değil midir?
 
Her genç kızın hayatından en az bir başı belalı sevmek geçerdi; yastıklarında yağmurları, yatağında sağanakları ve odasında gri bulutları dolaşırdı. Sen anlamadın; yastığım ve yatağım anladı beni.
 
Hıçkırıklarımı durdurmak isterken kalbime attığım düğümler çözdü içimdeki kimsesizliğimi.
 
Her genç kız en az bir kişi tarafından kimsesiz bırakılır; aşka küser, aşk küser, yalnızlık gönül çiçeğidir artık…
 
Sen beni, “İyi ki geldin sevgilim” diyeceğim adama bağışladın. Ben de seni “İyi ki geldin hayatımın kadını, gönül çiçeğim; sevdiğim kadın” diyeceğin o kadına bağışlıyorum.
 
Kurban verdik cennet hayatımızda; cehennemler sevmeyenlerin olsun mu? Kalbimi dilim dilim böldün sanki, kuşlara yem diye atarsın sandım ama sen bir başkasına kemik niyetine atmışsın. O bir başkası üzmez beni, senin gibi yapmaz, öyle değil mi?
 
Candan çok seviyordum. Bir gün aşka sarıldığımda kalbimin yaraları etrafa saçıldığında orada adın yazacak. Katil listesinde. Severken öldürseydi razıydım, sevmeyerek öldürdü diyecek kalbim.
 
Şahitliğini yapmayacağım bu yanlış kaderin; “hayırlısı ve nasip…” yolunda çay molamı vereceğim.
 
Her genç kızın hayatından geçer bir ayrılık yeli; sen bana mutlulukla esmeliydin. Üfleme şimdi yaralarıma, dokunmasam bile çok sızlıyor sonra. Dokunma…
 
Dokunma gözlerinin mutluluk parıltılarıyla yaralarıma; ben seni mutsuz etmek için gelmemiştim sana.
 
Sen aşktın. Üç harfin büyüsünde canımı yoluna serdiğim gönül ikramiyemdin; yalnızlığımsın…
 
Kendine kaldığında genç kız; gözyaşları durur sanırsın, halbuki sağanak yalnızlığı yağdığında seline kapılırsan sen bile boğulursun, sen bile acırsın.
 
Gitmiştin. Uğurlar olsun’u yoluna katmaktan başka bir çarem kalmamıştı. Dönüşünü zamana lanetler yağdırarak beklemiştim; o anda anlamıştım gidenlerin dönmeyeceğini.
 
Gidenin zaten hep gitmek için geldiğini…
 
Dilara AKSOY
 
http://www.twitter.com/yazarprensesi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 158
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 244
Kayıt tarihi
: 03.01.13
 
 

Kendini bildi bileli yazıyor. Bu tutkusunu ulusal gazete, yerel dergi ve gazetelerle, kolektif kita..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster