Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '19

     
    Kategori
    İlişkiler
    Okunma Sayısı
    143
     

    Yanımızdaki Yabancı

    Doğanın kanunuda vardir doğmak ve ölmek. Ama o süreç içerisinde hayatımızda insanlar olur. Anne, baba, kardeşler, akrabalar ve o hikayaenin vazgeçilmez olan hatta ailemizden bile daha fazla vakit geçirdiğimiz, sırlarımızı paylaştığımız baş rolünü birlikte paylaştığımız arkadaşlarımız vardır. Bazen arkadaş diye nitelendirdiğimiz bir kaliba sığdırdığımız insanların hayatımızdaki rolünü unuturuz. Çünkü anne ve babanın bilmediği sırlar, kardeşle paylaşılmayan sohbetler, akrabalara gidilmeyen ev ziyaretleri işte hepsini ona arkadaş diye nitelendirdiğimiz insanla paylaşırız. Peki anne ve babalar ne rolü üstleniyor bu durumda. Anne olmak sadece yemek verip giydirmek mi? Baba olmak sadece cebine para koymak mı? Sevgiyi kim verecek peki? Kim yüzündeki hüznü anlayıp neyin var diye sorup dertleşecek ? Kim mutlu olduğunda o mutluluğu paylaşacak? Bazı anne babalar  çocuklarına anne babadan çok arkadaşca yaklaşır. Sizce bu doğru mu? Hayır değil. Çünkü anne ve baba kendilerine düşen rolü yerine getirirken sadece sevgiyi de katmali. Çünkü arkadaşlık rolünü başkaları üstlenecek zaten. Önemli olan noktada işte o arkadaşlık rolünü üstlenen dostlukların ne kadar gerçekçi olduğu. Çok arkadaşımız vardır ama nadir dostluklar kurarız, güven dediğimiz bağı kurmak zordur. Gerçek dostluklar var mıdır bilmem ama benim inancım yok malesef artık.

    Öyle bir devir ki herşeyin sadece menfaatin olduğu bir devir. Ben gölgemden bile şüphe ediyorum. Düşünsenize öğlen saatlerinde kısa olan gölgemiz öğleden sonra olan saatlerde boyut değiştiriyor. Sebebi coğrafi olsa da demek istediğim herşeyin bir sebebi olduğu gibi etrafımızdaki insanların hayatımızda olmasınında bir sebebi vardır. Dost kazığı yemeğen var mıdır? Bir söz vardır dostunu kendine yakın tut,düşmanını daha yakın tut. Kafanızda soru işareti olmuyor mu? Acaba yanımdaki beni dost mu görüyor düşman mı. Aranızda yaşanan ilk kıvılcımda anlattığınız sırlar su üstüne çıkıp sizi kendi silahınızla vuruyor mu? Ya da hiç isimsiz bir kalıba sokmadığınız biri size eilini uzattı mı? İnsanları bir kalıba koyup isim vermek zorumluluk mu? İnsanlar çok öğüt verirler kimseye güvenme derler. Biz o hayal kırıklığını yaşamadan asla bize  gerçekçi gelmez .Öğüt verilir bizler güler geçeriz sadece. Kendimi yalnız hissetiğimde gökyüzüne bakıp bir yıldız seçerdim ve bu yıldız benım diyip kimseyle paylaşmak istemezdim. Aylar geçti ve o yıldız gökyüzünde yoktu. Çünkü kış mevsimi gelmişti. Gökyüne bakıp mutluğumu, üzüntümü paylaştığım yıldızım beni yalnız bırakmıştı. İsimsiz ilişkiler, isim koyup bir kalıba koyduğumuz ilişkiler arasındaki farkı size bırakıyorum. Şunu demeliyim ki inşalah size iyi ki dedirtecek insanlar vardir biyerlerde. O insanlarla karşılaşmanız dileği ile.

    jale kasap, Kemal Alkan bu blog'u önerdi.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 143
    Kayıt tarihi
    : 18.10.19
     
     

    Yerel yönetimler mezunu. Kamu yönetimi öğrencisiyim. Kitap okumayı, şiir yazıp seslendirmeyi sevi..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster