Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '15

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1082
 

Yanlış mezar, yanlış Feth-i kabir işlemi

Yanlış mezar, yanlış Feth-i kabir işlemi
 

Görsel alıntı


Yakınlarının ifadelerine göre yurt dışında bir ülkede bulunduğu sırada karıştığı olay nedeniyle o ülkeden çıkışı verilmiş ve girişi yasaklanmıştı. 

Yine beyanlara göre yakınlarının gönderdiği maddi yardımla Mersinde hayli hareketli bir yaşam süren kişi daha sonraki yıllarda sahilde bir kavga esnasında ateşli silah sonucu öldürülmüştü.

Ölü muayene ve otopsi raporunda dış görünüşü ile ilgilinin yaşı, boyu, vücut ağırlığı, ten rengi, adı, soyadı gibi önemli bilgiler rapora derç edildikten sonra harici muayenesi geçilmişti.

Göğüsten giriş,  çıkışlı tek kurşun yarası mevcut olan ölünün “kesin ölüm sebebinin Adli Tıp Kurumunca belirlenmesi gerekir” görüşü Adli Tabiplikçe bildirilmişti.

Bu beyan üzerine ölüye ait hayati önem arz eden bölgelerden alınan parçalar ayrı, ayrı alkol karışım ilaçlı kavanozlara konularak usulüne uygun kapatılmış, hangi parçanın hangi kavanozda olduğu teferruatlı şekilde yazılmıştı.

Ölüden alınan parçalar, ifadeler, ölü muayene ve otopsi raporu ile birlikte “ Kesin ölüm sebebinin bildirilmesi”  için İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmişti.

Hayli uzun bir süre sonra gelen cevabı yazıda “ Gönderilen parçalarla şahsın kesin ölüm sebebi tespit edilememiştir”  Bu konuda gerekli raporun düzenlenebilmesi için ölüye ait kafatasının gönderilmesine iktiza edilmektedir deniyordu.

Buda ölüye ait kabrin açılması demekti. Bu işleme Feth-i kabir işlemi denir.

Belediye Mezarlık Müdürlüğüne gerekli yazı yazılarak, kişiye ait mezarın bulunduğu ada, parsel, pafta ve mezar numarasının bildirilmesi istenmişti.

Gelen cevabi yazı üzerine Adli heyet şehir mezarlığında Feth-i kabir işlemi yapacağından belirtilen gün ve saatte yeterli görevlinin hazır edilmesi rica olunur diye ayrıca bir yazı yazılmıştı.

Heyet Feth-i Kabir görevini ifa etmiş ölüye ait kafatası yine alkol karışım ilaçlı kutu içinde bir üst yazı ile İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmişti. 

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı yine uzun bir müddet sonra “Gönderilen kafatasının 25-30 yaşlarında bir erkek kafatası olduğunu, oysa ölü muayene ve otopsi raporunda 30-35 yaşlarında bir ölünün bilgileri yazılı olduğu görülmüştür. 

Başka ölüye ait olduğu anlaşılan ve iade edilen kafatasının ilgilinin mezarına usulüne uygun şekilde yerleştirilmesi, hazırlık evrakına konu olan 30-35 yaşlarındaki ölü erkeğin mezarının bulunarak kabrin açılması ve kafatasının Başkanlığımıza gönderilmesi önemle rica olunur” diye bildiriliyordu.

Bu konuda işin ehli asıl görevi müstahdem olan lakin ölü muayene ve otopsi işlemlerinde daima heyetin imdadına koşan ölünün kafatasını, göğüs kısmını Adli Tabibin tarifine uygun şekilde kesen ve heyette görevli olan, otopsi yardımcısı Hatice Cesur Hanımın ifadesine başvurulmuştu.  

Hatice Cesur ifadesinde:  

Efendim biz soruşturma evrakında ismi geçene ait mezarı açtık. Zaten mezar mermerlerle süslenmiş, şahsın adı soyadı, doğum ve ölüm tarihi dahi yazılıydı. (  Bildiğim kadarıyla Hatice Cesur halen görevine devam etmektedir)

Bu kez yeniden Belediye Mezarlık Müdürlüğüne Acele, önemli ve günlü başlıklı bir yazı, Filan tarihte ateşli silah sonucu öldürülen filan kişinin mezarının bulunduğu ada, pafta ve mezar numarasının acilen bildirilmesi önemle rica olunur.

Gelen yazı cevabı bir önceki yazıda verilen tüm bilgileri doğrular mahiyette olduğunu gösteriyordu.

Bu kez Şehir mezarlığında inceleme yapılmasına karar verilmişti. Adli heyetin şehir mezarlığında yaptığı inceleme sonucunda;

Ölümleri aynı gün, defin saatleri ve mezar sıraları denk gelen bitişik mezarın açıldığı tespit etmişti.

Bunun nedeni ise;

Yurtdışında bulunan ölü yakınları kendi akrabalarının yanındaki bitişik mezarı kendi akrabalarının mezarını zannederek mermerle süslemişlerdi.

Olayla hiçbir ilgisi olmayan bitişik mezara kendi akrabalarının adını, soyadını, doğum ve ölüm tarihlerini yazmışlardı.

Elbette bu ibretlik yanlışlıktan sonra bir başka ölüye ait kafatası ait olduğu mezara usulüne uygun şekilde bedene eklenmesi için Mezarlık Müdürlüğüne gönderildi.

Mermersiz, bitişik ve olayda ateşli silahla öldürülen 30-35 yaşlarındaki ölüye ait gerçek mezar açılarak kafatası alınmış ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildi.

Ağır Ceza Mahkemesindeki dava sadece bu nedenden dolayı iki yıla yakın süre uzamıştı.

Başkasına ait mezarı kendi akrabalarına ait mezar diye mermerle inşa edenlerin bu davranışları dava dosyasının karara bağlanmasını geciktirmişti. Adaletin çok geç tecelli etmesine sebebiyet vermişti.

Bu olay dikkatin, özenin yaşamın her safhasında ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözer önüne seriyordu.  

İlgi, sevgi ve sahiplenme kişinin sağlında gösterilmeli, kişi esasa göç ettikten sonra yapılan ilginin, sevginin, sahiplenmenin kıymeti tartışılır.

Evet, yazımızın başlığında dile getirildiği üzere yanlış mezar, yanlış Feth-i kabir işlemine ve onca zaman kaybına neden olmuştu.

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN    

NAHİDE ÇELEBİ, Papatya Tarlası bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız son derece ilgi çekici ve gerek bürokrasinin hantal işleyişini gerekse ülkemizin yaşama, yaşayana ve ölene bakışını belirli ölçüler içinde göstermesi açısından ders alınabilecek türden. Gerçekten ilgiyle, deyim yerindeyse bir solukta okudum. Bu tür yazılarınızın artması dileğimle, selamlar, saygılar.

Güz Özlemi 
 25.05.2015 9:21
Cevap :
Kıymetli yazarımız Sayın, Güz özlemi:Güneşin doğuşunu ve batışını iyi biliyoruz, çünkü birinde aydınlık oluyor, diğerinde karanlık oluyor.Bunun haricinde yaşamın hiç bir safhasında olanlardan ders almıyor,yaşamın kural ve kaidelerine önem vermiyoruz.Gerçekten benim zevkli,sefalı hiç bir anım yoktur.dikkatsizlik ve önemsizlik sonucu hiç ilgisi olmayan bir ölünün kabrini aç,beden parçasını gövdesi ayır tetkik için bir yere gönder. Buna vicdan nasıl tahammül eder.Peki, olayın müsebbipleri kim? Elbette olayla ilgisi olan ölünün yakınları.Eh olayı deşme,karışma yahu onlar zaten hüzünlüdür.Biz böyleyiz biz değişmeyiz. Zaman,zahmet ve yorumunuz için teşekkür ediyorum.Saygılar sunuyorum.Sağlığınızı ve mutluluğunuzu diliyorum.   25.05.2015 10:46
 

Çok kötü ve insanı resmen depresyona sokan bir durum Sayın Burakgazi.Ah şu yalan dünyada insan insanın değerini ne zaman bilecek,ölümden sonra dank etse ne olacak isterse anıtını diksinler.Selam ve sevgilerimle.

Şennur Köseli 
 24.05.2015 21:58
Cevap :
Kıymetli Şennur; Feth-i Kabir işlemleri zaman, zaman oluyor.Bu Adli Tıp Kurumunun en son başvurduğu zorunlu hallerden biridir.Ancak başkasına ait mezarı süsleyip kendi akrabalarının adını, doğum ve ölüm tarihlerini yazarak Adli Heyete de bu yüzden yanlış mezar açtıranlar kendi ölülerine dahi gereken dikkati ve özeni göstermedikleri açıktır. Tabi bu yıllar önceydi ve benim önemli saydığım bir anıydı.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  24.05.2015 23:36
 

Merhabalar Mehmet Bey. "Yanlış Mezar, Yanlış Feth-i Kabir İşlemi" başlıklı paylaştığınız yazınızı okudum. Klasik olacağı ve ülkemi kötülediği için burası ....... demiyorum. Ancak, görevlilerin lakayıt ve ilgisiz olmalarının günahı ülkeye kesilemez! Ceset defin işlemlerinde çok hatalar yapılıyor. İleride yeniden mezarın açılmak suretiyle ölü yakınlarına ve ölüye verilecek eziyeti bertaraf etmek için tüm şüpheli ölümler için ölüye otopsi uygulanıyor. Sizin de dediğiniz gibi bu olay, dikkat ve özenin yaşamın her safhasında titizlikle uygulanması gerektiğini gösteriyor. Ama biz bunu bir türlü beceremiyoruz. Selam ve dualarımla.

Recep Altun 
 24.05.2015 18:27
Cevap :
Kıymetli yazarımız Sayın, Recep ALTUN: İnsanın yüreği parçalanıyor,cansız ve olayla hiç bir ilgisi olmayan mevtanın bedenini ayırmak ve Adli Tıp Kurumuna göndermek, tekrar geri iade edilmesi unutulacak bir olay değil. Davaya konu olan gerçek ölünün yakınlarının gösteriş ve dikkatsizlik sonucu başkasının mezarını inşa etmesi adı,soyadının yazılması keyfi bir davranış olduğu açıktı. Tabi bazı ölümlerde Adli Tabiplik kesin ölüm sebebini belirlemeyince mecburen otopsiye başvurulur.Nadir de olsa Adli Tıp Kurumunun beden parçalarını istediği oluyor.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  24.05.2015 23:27
 

İlginç bir olay sayın Burakgazi. Bir dikkatsizlik sonucu zaten bürokrasinin ağır işlediği ülkemizde böyle hatalar daha da çok gecikmelere meydan veriyor. Yazınızdaki saygı sahiplenme, insanların sağlığında gösterilmeli sözünüze de katılıyorum. Yaşarken anne ve babalarına gerekli değeri vermeyenler öldükten sonra anıt mezar yaptırsalar neye yarar ki? Saygılar, selamlar...

Erol Özışık 
 23.05.2015 19:44
Cevap :
Kıymetli Erol Işık; Yanlış mezarı süsleyenler için bir soruşturma yapılmadı ancak, tahmini söylüyorum yurt dışındaki ailenin bir kısmı bilmeden ve yeterli bilgiye sahip olmadan bitişik mezarı kendi ölüleri yada yakınları olduğunu sanarak mermerle süslemişlerdi. Bu olay dahi gösterişe ne kadar önem verdiğimizin izahıdır. Gençlik yıllarımızda ya Ağrılı veya Karslı bir şairimiz dizelerinin bir bölümünde " Ben öldükten sonra dua dinlemem" diyordu o yıllarda çok dillerdeydi.Ruh sahibine gitmiş, bu dünya için yaratılan beden toprakta kalmış anıttan haberi olur mu? Burada önemli olan zaman kaybı ve hiç bir ilgisi, ilişiği olmayan bir başka ölüye ait beden parçasının İstanbul'a gidişi, dönüşü olmuştu.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   23.05.2015 20:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 607
Toplam yorum
: 7050
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1797
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster