Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '12

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
559
 

Yanlış politikalar, şehirleşme ve sorumlular

Yanlış politikalar, şehirleşme ve sorumlular
 

Ülkemizde şehirleşme her geçen gün gelişiyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusun büyük çoğunluğu köylerde yaşamaktaydı. Yoğun kırsal yerleşim bir çok hizmetlerin etkin bir şekilde ulaştırılmasını engellemekteydi. Kırsal yerleşimin önüne geçmeye yönelik bir çok fikirler geliştirildi. Geliştirilen fikirler toplum içinde farklı şekillerde ele alınıp değerlendirilmeye çalışıldı. Ancak çoğu zaman yapılan değerlendirmeler sağlıklı bir bakış açısına sahip olmadığı için uygulamaya geçirilemedi.

Günümüzde her ne kadar şehirlerde yaşayan nüfusunun oranı gittikçe yükselmekte ise de kırsal yerleşim varlığını sürdürmeye devam ediyor. Kırsal yerleşimin tamamen ortadan kalkmasını beklemek yerinde bir düşünce de olmayabilir. Zira şehir nüfusu ne kadar artarsa artsın insanların köklerinin bulunduğu yerler olan kırsal kesimin, köylerin tamamen unutulmasını, bağlantıların kesilmesini beklememek gerekiyor. Kırsal her zaman şehri ekonomik, sosyal, kültürel yönden etkilemeye, desteklemeye devam edecek.

Tarım ürünlerinin yetiştirilmesi, hayvancılık gibi hayati faaliyetler kırsal bir ortama ihtiyaç duyduğu için gıda, tarım, hayvancılık gibi sektörler aracılığı ile şehir her zaman kırsalla bağlantısını sürdürmek zorunda kalacaktır. Ancak ülkemizdeki kırsal yerleşimin olması gerektiği gibi yapılandığını söylemek oldukça zor gibi görünüyor. Küçük küçük köylerin birbirinden uzak ve dağınık yerlere serpilmiş durumda olması, gittikçe küçülen toprak parçalarının ekonomik işlevini kaybetmesi, küçük aile işletmesi düzeyinde ve çağdaş tekniklerden çok uzak geleneksel yöntemlerle yapılan tarım, hayvancılık ve gıda üretim faaliyetleri istenen sonucu vermekten çok uzak.

Kırsal kesimdeki nüfus gücü, alt yapı imkanları, üretim faaliyetlerinin olmazsa olmaz bir unsuru olan pazarlamada yaşanan sorunlar kırsalı şehrin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak bir konumda bulundurmaktadır. Kırsal kesimde genellikle genç nüfus bulunmamakta, mevcut genç nüfus ise bilinçli üretim, pazarlama sürecinden habersiz, eğitim düzeyi itibariyle düşük bir konumda. Yaşlı nüfus daha çok emeklilik günlerini geçirmek amacıyla kırsala yönelirken üretim faaliyetlerine de daha çok kişisel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yöneliyor. Alt yapı imkanları ise özellikle ulaşım imkanları kırsalda istendik düzeyin çok altında. Kırsal nüfusun bulunduğu köy yerleşim yerlerinin çok dağınık olmasının bir sonucu olarak tüm yerleşim yerlerine aynı düzeyde tüm alt yapı hizmetlerinin götürülmesini güçleştiriyor. Küçük nüfus parçalarının yaşadığı yerlere büyük çapta alt yapı yatırımlarının yapılmasını engelliyor. Yeterli nüfus ve alt yapı imkanları olmayan yerlerde pazarlama da önemli sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır.

Mevcut durumda yaşanan sorunları ortadan kaldıracak kapsamlı politikalar üretmek yerine sorunlu alanların varlığını sürdürmeye yarayacak politikaların takip edilmesi süreçte yaşanan sorunların devamını sağlayacak gibi görünüyor. Dağınık yerleşimin önüne geçecek politikalar üretilerek köylerin belli yerlerde toplanmasının sağlanması, gittikçe küçülen toprak parçalarının ekonomik sınırın altına inmesinin engellenmesi, üretim, pazarlama, alt yapı sorunlarını giderecek önlemlerin alınması gerekiyor.

Nüfus yapısı küçülen yerlerin ilçe, belde gibi yerleşim birimi olmasına izin verilmesi ekonomik kayıpları artırmaya devam etmektedir. Birbirinden kilometrelerce uzakta bulunan yerleri mahalle diyerek tek bir ilçe adı altında birleştirmek ekonomik kayıpları artırmaktadır. Belediye sınırlarını kağıt üstünde genişletip gerçekte belediyecilik anlayışının götürülemediği yerlerin çoğaltılması sorunları daha da büyütmektedir. Kütahya ili bu yönüyle önemli sorunların yaşandığı illerden birisi. Dağlık bir yapıya sahip olan Kütahya ilinde ilçe özelliklerini taşıyabilecek yerleşim yeri sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek durumda iken küçük küçük yerleşim birimleri ilçe adı altında yaşatılmaya çalışılıyor. İlçe merkezi itibariyle nüfusu yeterli sayıda olan ilçe sayısı oldukça az. Tavşanlı, Simav, Gediz, Emet ve Altıntaş ilçeleri bir yönüyle ilçelik özellikleri taşırken Dumlupınar, Pazarlar, Şaphane, Çavdarhisar, Aslanapa Domaniç gibi yerler ilçe özelliği taşımaktan oldukça uzak yerler olarak göze çarpıyor. Dumlupınar ilçesi merkez nüfusu iki binin altında. Şaphane ilçesi merkez dışında on kilometre mesafedeki köyler bile mahalle denilerek ilçe nüfusu içine dahil edilmiş durumda. Pazarlar ilçesi birbirinden çok uzak yerlerin mahalle adı altında birleştirilmesi ile oluşmuş durumda. Çavdarhisar ilçe nüfusu iki-üç bin civarında. Tüm bunlar ilçe diye gösterildiği halde ilçelik özelliklerinden çok köy veya belde özelliklerini taşıyan yerler olarak karşımıza çıkan yerleşim birimlerinin önemli sorunlarla yüz yüze olduğunu da gösteriyor. Yeterli nüfusa sahip olmayan bu gibi yerlerin alt yapı, üretim, pazarlama başta olmak üzere eğitim, sağlık, ulaşım gibi toplumsal hizmetlerin de yeterince ve etkin bir şekilde ulaştırılmasını engellemektedir.

İlçeler açısından var olan bu durum il merkezi açısından da söz konusu olmaktadır. Daha önce köy olan bir çok yerleşim birimi belediye sınırları içine dahil edilerek kağıt üzerinde mahalle olarak isimlendirilirken gerçekte belediye hizmetlerinin hemen hiç gitmemesine neden olmaktadır. Ulaşım olarak sabah ve akşam olmak üzere konulan otobüs seferleri ile belediye hizmetleri bu gibi yerlere ne kadar götürülebilmektedir. Perli, Yenibosna, İnköy, Parmaören, Ağaçköy gibi yerler adı mahalle olmakla birlikte hala köylülükten kurtulabilmiş değildir. Belediye hizmetlerinin buralara gerektiği gibi ulaştırılabilmesi ise uzun bir zamanın geçmesinin gerektiğini göstermektedir.

Belediye hizmetleri götürülecek diyerek mahalle yapılan yerlere bir çok belediye hizmetinin götürülmemesi/götürülememesi topluma hizmet için var olan belediyeler açısından olumsuz bir durum. Su satarken her ay insanlardan katı atık vergisi olarak dört beş milyon para kesip karşılığında hiçbir şey vermemek ne kadar ahlaki. Çevre düzenlemesi, ulaşım, su, elektrik, çöp gibi alt yapı hizmetleri götürmediğiniz bir yeri kağıt üzerinde mahalle gibi göstermek ne kadar doğru.

İlçe, belde ve belediye kuruluşlarının kurulması ve kuruluşların verimliliğinin değerlendirilmesi merkezi düzeyde politikaları ilgilendirirken il merkezindeki belediye, mahalle düzenlemeleri yerel düzeydeki politikaları ilgilendirmektedir. Dolayısıyla merkezi ve yerel düzeydeki politika üretim süreçlerinde önemli sorunların bulunduğu görülüyor. Bu sorunların giderilmesinde merkezi ve yerel düzeydeki yöneticilerimizin üzerine büyük işler düşüyor. Seçim sürecine girildiği şu günlerde umalım ki bu konularda gereken çalışmalar yapılsın. Bu çalışmalar yönetim makamlarında bulunan kişilerin yönettikleri kişilere karşı taşıdıkları en büyük sorumluluktur. Bu sorumluluğun bilincinde olan yöneticileri olan toplumlara, insanlara ne mutlu. Üzerine düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirmeyen yöneticilere ne yazık.

Ali Hikmet DEMİR

Görüş ve Değerlendirmeleriniz için……

alihikmetdemir@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 923
Kayıt tarihi
: 05.01.11
 
 

İnsanlar toplu halde yaşamak zorunda olan varlıklardır. Toplu halde yaşamak insana kolaylıklar, i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster