Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
381
 

Yanlışın adresi “Tek” olmaz…

Yanlışın adresi “Tek” olmaz…
 

Başbakan, CHP’nin meclise gelip yemin etmemelerini “Tükürdüklerini yalayacaklar” cümlesi ile değerlendirmişti. Bunun üzerine “İpleri neden geriyorsun Sayın Başbakan” başlıklı yazımı yazmıştım. O yazımda bu lafın doğru olmadığını belirterek, siyasette gerginliğe yol açacak tavır ve söylemleri de başlatanın kendisi olduğunu vurgulamıştım.

Elbette bu yazıya “Yorum” yazanlar oldu. O yorumlardan birinde, Mersin CHP Milletvekili İsa GÖK’ün sözleri vardı.

Gazetecilerin ''CHP yemin krizini nasıl aşacak?'' sorusuna CHP'li Mersin Milletvekili İsa Gök, ''Bunu AKP kuzu kuzu çözecek, çözmek zorunda.'' cevabını veriyor. Ardından bir soru daha soruyorlar; ''CHP, Meclis çalışmalarına katılmayacak, bu bir sorun değil mi?'' şeklindeki soru üzerine Milletvekili İsa Gök, ''Bu durumu AKP çözmek zorunda. AKP'ye bu konuda diz çöktüreceğiz” diyor…

Yorumu yazan okurumuz, başbakanın “Tükürdüklerini yalayacaklar” sözünün bu söze karşılık olduğunu söylüyor ve “Az bile” diyor…

Vallaha az mı çok mu orasını pek bilmem… Ancak, bu söz de öteki söz gibi, siyasette bugüne kadar görmediğimiz kadar çirkin, seviyesiz, edebe, adaba uymayacak kadar yersiz bir söz. Böylesine sözlerin nereden gelirse gelsin, onaylanmasını doğru bulmuyor ve kınıyorum. Hatta “Kınamanın” ötesine de geçebiliriz. Ben, İsa GÖK’ün bu söylemini, yorumlar gelince duydum ve başbakanın sözlerine karşı duyduğum tepki ne ise, bu sözlere duyduğum teki de ondan aşağı değildir.

Elbette “İktidara muhalif” yazılarımdan dolayı “İleri boyutta” eleştirel yazılarım var. Bu yazıların çoğunluğuna iktidar yanlısı okurlarımızdan “Olumsuz” boyutta yorum da alıyorum, ama hepsini de yayınlıyorum. Bazen gerçekten “Hakaret” boyutuna varanlar var ki, onlardan “yayınlanabilir” olanlarını bile yayına alıyorum. Bugüne kadar 1930 yorum almışım, bu türden yayınlamadığım yorum sayısı on adedi geçmez…

Yani, her görüşe karşı açık tavırlıyım. Ben nasıl burada yazıyorsam, beni de herkes eleştirebilmemi, ama hakaret etmeden. Ayrıca dediğim gibi, hakaret olanların su götürür olanını bile yayına alıyorum.

Madem bu noktaya geldik, konuyu biraz daha açayım…

Elli yılı aşan bir zamandan ve siyasette olan ilgim nedeniyle ülkenin siyasi havasını takip eden biriyim. Birbirleri ile neredeyse kanlı-bıçaklı olan siyasetçileri biliriz. Onlar bile siyaset yaptıkları sürece kullandıkları dillerine dikkat ettiler. İktidara geldiği günden beri Sayın Başbakanın söylediği sözlerin hiç birini söylemediler.

Evet, birbirlerine çok kızdıkları oldu, evet birbirlerine çok ağır sözleri de söyledikleri oldu, ama bu kadar “Argo” ve “Sokak ağzı” kullanmadılar hiçbir zaman.

En ağır sözleri söylediklerinde bile, siyasi terbiyeyi, devlet adamlığının kişilik yansımasını ortaya koydular. Benim vurgulamak istediği şey bu…

Bir başka yadırgadığım şey, milletin bu türden söylemlere ne yazık ki prim vermesi…

Şunu iyi bilmek gerekir ki laf ağızdan bir kere çıkar. Eğer yanlış çıkarsa düzeltmesi mümkün olmadığı gibi, bazen, aynı bugünlerde olduğu gibi, çözülebilecek olumsuzlukları bile kilitler…

Oysa bu sözler söylenmemiş olsaydı, krizi çözmek daha kolay olacaktı.

Sonuç olarak şunu söylemeliyim. Yanlış nerede ise, o yanlışın ve yapanın her zaman karşısında oluruz.
Evet, CHP bu konuda yanlış yapmıştır, bedelini ödeme vadesi, bir daha seçmenin önüne sandığın konulacağı güne kadardır. Elbette yanlışın da “Tek adresi” olmaz…

Her adreste, her hatanın bir bedeli vardır, o bedel, ödeneceği günün koşullarına göre değerlendirilir.

08 TEMMUZ 2011
İBRAHİM PEKBAY

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İbrahim bey, eminim siz de şahit olmuşsunuzdur, ilkokulda çocuğun biri durup dururken önündekine, yanındakine bir çimdik atar, cetvelle vurur, saçını çeker, ensesine dokunur vs.vs. Bunu çok yakın çevredekiler hariç kimse görmez. Eyleme muhatap olan çocuk birdenbire tepki gösterir, ya "ne oluyor bee!" diye sesini yükseltir, ya da cevap olarak çocuğa bir tokat atar, öğretmen de onu görür ve cazalandırır. Bizim siyasetçilerin yaptıkları da biraz buna benziyor. Yıllardır siyasetin içinde biri olarak politikanın bu kadar seviyesizleşmediğini söylüyorsunuz ve dolaylı olarak sanki bunu başbakanın başlatmış olduğunu ima ediyorsunuz. Yani ne yapıp edip nâhak yere başbakana saldırmaktan vazgeçilemiyorsa, ben de bu haksızlığa karşı çıkmaktan vazgeçmeyi düşünmüyorım İbrahim bey. On yıllık arşivleri tarayalaım bakalım. Sayın başbakan bu tür olaylarda tartışmayı başlatan ilk kişi olmuş mu? Yapılan haksızlığa da cevap vermesin mi yani? Ayrıca sayın Demirel'in sözlerini de unutmayın. Selam ve saygılar

Ahmet YILMAZ 
 11.07.2011 0:21
Cevap :
Sevgili YILMAZ... Belli ki bu konuda daha çok tartışacağız. Olsun, ben sizinle saygı, sevgi ve dostluk içinde tartışmaya devam etmeye hazırım ve yine biliyorsunuz ki sizi çok sever ve sayarım, bundan da kendi adıma mutluluk duyarım. Sizin "Arşivlere bak" önerine uyacağım. Saygı ve sevgilerimle... İBRAHİM PEKBAY  11.07.2011 13:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 912
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster