Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '06

 
Kategori
Savunma Sporları
Okunma Sayısı
441
 

Yapamamak

Yapamamak
 

İşten çıkıp haldır haldır antremana koşmak, her zaman antreman çantasıyla dolaşmak, evden, ailenizden fedakarlık etmek, ona öncelik vermek, terlemek, çarpılmak, senelerini vermek, tekniklerinizi bir türlü istediğiniz yere getirememek ve üstüne üstlük bir de bunlar için para ödemek. Tabi bir de tüm bunları isteyerek yapmak. Yağmuru var, çamuru var, yolu var, saati var. İşte aikido! Çile sanatı. Hocam, "çile bir savaşçının temel besinidir" derdi. Hoşumuza giderdi, iyi bir şey yapıyoruz diye düşünürdük hep. Ama şimdi yaşımız ilerlemeye başlayınca anladığımızı düşünüyorum çile ile neyi kastettiğini.

Belki de bu yüzden başlayıp umduğunu bulamayan çok aikidoka oluyor. Ama aynı derecede kuvvetli başka bir ihtimale göre belki de bu yüzden bırakmamacasına çalışan çok aikidoka oluyor. Sadeliği ve sabırı hayat tarzınız olarak seçerseniz sıkıntı yok.

Teknikleri düzgün yapamadığımızın sık sık farkında oluruz. Aslında düzgün teknik yaptığımızı hissettiğimiz anlar ender anlardır desek daha pozitif bir söylem olur.

Bazen okuyorum, 3-5 yıl aikido geçmişi olan aikidokalar, internetten, yurtdışından, ingilizcelerinin de yardımıyla oldukça ileri seviyelerde kitaplar yazıyorlar. "Aikido=Bir sevgi yolu" türünden. Tanıtım ve katılımı arttırmak için olumlu görünüyor. Türk aikidosu için ise önemli bile sayabiliriz hatta. Bazı seminerlerde onlarla karşılaşıyoruz. Tekniklerinin, o kitabı yazandan beklemeyeceğiniz gibi olduğunu görünce... "Kabın içinde ne varsa dışına o çıkar" sözünü ispatlıyorlar adeta.

Yapamamak önemli bir şey esasında aikido için. Çünkü sizi sizle karşılaştırır ve sizi sizle tanıştırır. Bir aikidokaya "Git o madalyayı al, o kupayı getir, en iyi sen ol, şampiyon ol, onu yen!" denmez. Böyle isteklerde bulunulmaz. Egosu beslenmez. Tam tersine "Allah sağlık versin sağlıklı ol ve olduğun müddetçe antreman yap. Kendini geliştir" denir. Temel öğreti budur. Çalışmadan, antreman yapmadan, minderin tozunu yutmadan seviyenizi ve tekniklerinizi geliştiremezsiniz.

Tabi doğal olarak da ne kadar uzun süre ter döktüyseniz, ne kadar çeşitli uke'lerle çalıştıysanız, ne kadar seminere iştirak ettiyseniz, ne kadar araştırmacıysanız ve ne kadar istikrarlıysanız o kadar ilerlersiniz. İlerlediğinizi uke'nizi değiştirdiğiniz zaman daha iyi anlarsınız. Eski öğrencilere yani sempai'lere saygı bu yüzdendir. Onlar sizden daha erken bu yola çıkmışlardır ve daha uzun süredir çile sanatının içindedirler ve doğal olarak bilgileri sizden daha fazladır. Saygı, bilgiyi ve tecrübeyi elde edebilmek içindir. Çünkü bilgi ve tecrübe kıymetlidir, değerlidir, uzun yıllar boyu ter dökerek elde edilir ve haliyle hak edene verilmek istenir. Kendi egosu için değil de sizden alıp geliştirip diğer kuşaklara da öğretebilecek kapasitesi olanlar tercih edilir.

Yapamamanın kıymetini bilmek lazım. Çünkü bu daha iyiyi yapmayı öğretecektir. Çok iyi yaptığınızı düşündüğünüz bir tekniğinizi uke'nizi değiştirdiğinizde yeni uke'ye yapamadığınızı görürsünüz çoğu zaman. Bu gelişmeniz için bir fırsat esasında. Hem egonuz için, hem tekniğiniz için. Bu arada fizik tekniklerinizde ilerleme katetmeden, ruhi olgunlaşma elde edemeyeceksiniz dersem yanlış olmayacak sanırım. Ter, ter, ter yani.

Bilemiyorum ama, belki de bu sebepten ötürü Japonya'da 2. danlar dahi hocalık yapmazlar. Ancak 4. dan olduktan sonra tekniklerle ilgili beyanat vermeye başlarlar. E böyle olunca bir savaş sanatı ele ayağa düşmüyor, gelişiyor, korunuyor ve hocaları kıymetli oluyor.

Yine aynı yere geldik işte. Neden nedir? Çalışma nedenimiz nedir? Antremanı öğrenciye hava basmak için mi veriyoruz? Ya da antremanı aksiyon filmlerindeki gibi teknik yapıp "İşte o! En iyi o!" desinler diye mi yapıyoruz? Bildiğimizi ve çok iyi olduğumuzu onaylatmak için mi yazıyoruz? Nedir?

Sanırım burada yine hocamın bir sözüne yer vermem gerekli. "Kendinle hesabın bitmeden, tekniklerin netlik kazanmaz!" Bu gidişle antremanı bırakmadığı müddetçe hep gelişmeye devam edecek. Dolayısıyla hocam olmaya da devam edecek.

Bir gün ben de kendi doğru nedenimi bulacağımı umuyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1293
Kayıt tarihi
: 18.10.06
 
 

Evli ve 2 çocuk babasıyım. Üniversite terkim. 17 yıldır tekstil sektöründeyim. Ama konuşmak ve yazma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster