Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '15

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
642
 

Yapay Oyun "The İmitation Game" Alan Turing Yolculuğu

Yapay Oyun "The İmitation Game" Alan Turing Yolculuğu
 

Bir homoseksüel olan Alan Turing aynı zamanda bir matematik dahisiydi.


" Burada yarattığım şeyin asla önemini anlamayacaksınız"   Önemi  o gün anlaşılmayan,  yaratılan şeyin bugün tuşlarına basarak  bu konuyla ilgili yazı yazdığım "bilgisayar" olması insanı ister istemez tuhaf bir duyguya kaptırıyor. İnsan gibi düşünen bu elektron beyni yaratan ve bu sözü söyleyen  isim ise Alan Turing'tir. Film, bu matematik dehasını anlatıyor. 

    Elimizden mürekkep kalemlerini bıraktıran ve yerimize bir çok işi yapan bu aletin yararlarını, zararlarını bir tarafa bıraktığımızda tartışmasız yirminci asrın en önemli icatı olduğunu söyleyebiliriz. Bilgisayar, fransızca'da ordinateur olan bu aletin göbek adı ise Cristopher'dir.Bu isim Alan'ın lise yıllarından  çok yakın olduğu erkek arkadaşının adıdır. Makine Cristopher'in önemi ise İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanyası'nın gizli mesajların şifrelenmesi ve tekrar çözülmesi amacıyla kurulan şifre makinesi olan "enigma"nın şifrelerini çözecek olmasıdır. 

  Film üç ayrı zamanda geçer, Alan'ın orta öğrenim yılları, İkinci Dünya Savaşı yılları ve bin dokuz yüz elli yıllarının başlangıcı. Yer İngiltere. Bu üç ayrı zamana kapı açan ana temalar ise Alan'ın homeseksüel eğilimleri, lise yılları, Cristopher'in icadı, ikinci Dünya savaşı ve Alan'ın homeseksüelliğini anlaşılıp, o dönemde İngilterede  bunun ahlaksızlık suçu sayılması nedeniyle  çeşitli sorgulardan geçmesi hormon tedavisi ile hadım edilmesi, bin dokuz yüz elli bir.Filmde önemi bakımından zaman aralığını en uzun tutulduğu bölüm ise ikinci Dünya Savaşı yıllarıdır. Cristopher'in icadı ölüm kalım meselesidir. Bu büyük ihtiyaç icadın gerçekleşmesini sıkıştırır, Alan Turning, bunu şu sözlerle dile getirir, "herkes Almanya ile savaşırken, biz zamanla savaşıyoruz"  Zamana -çok zor koşullarda da olsa- Turning galip gelir ve Enigma'nın şifreleri çözülmeye başlanır. Beş kişi, dağ başında bir çiftlik atölyesinde dünyanın en güçlü insanlarını dahi bilmediği bilgilerin sahibidirler artık, dünyanın kaderiyle oynama kudretine sahiptirler.  Bu beş kişilik çalışma ekibinde Turning'in kişisel özelliklerine de tanık oluyorsunuz. İnatçı, geçimsiz, mesafeli, diğerlerini küçümseyen kibirli biridir o. Kız arkadaşı ve göstermelik nişanlısı arkadaşlarıyla iyi iletişim kurmasına yardımcı olur. 

   Soru: makineler insan gibi düşünebilir mi

Cevap: Elbette makineler de insanların yaptığı gibi düşünebilirler; yalnız makine insandan farklıdır dolayısıyla farklı düşünür; mesele şu ki farklı düşündüğünde düşünmediği anlamına mı gelir? İnsanların beyinleri farklı çalıştığı için farklı düşündüğü anlamına gelmiyorsa neden farklı şeylerden zevk alıyor, farklı tercihlerde bulunuyoruz? bunu insanlar için söylüyorsak; bakır, kablo ve çelikten yapılmış beyinler için desöyleyebiliriz. 

Soru: Yazdığıız makale bununla mı ilgili

Cevap: evet, "YAPAY OYUN" bir çeşit oyun, bir çeşit test

Bu sorgu odasında geçen konuşmalarlardır. Cevaplar Alan Turning 'e aittir. Sahne beş kişilik odaya geçer, arkadaşı Alan'a şöyle demektedir:

" Bulmaca çözerek Nazizmi mağlup ettin"

.......................................................................

           

                                                                  22/02/2015

                                                                                                                                                          

   

Abdülkadir Güler, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benedict Cumberbatch'i görünce diğer oyunculara bakmamıştım bile. Bu yüzden Keira Knightley sürpriz bir giriş yapmış oldu benim açımdan. :) -ve buna çok sevindim tabi.- Kriptoloji ve icatlar her zaman ilgimi çekmiştir. Bu filmde de bu ögeler çok doyurmasa da kabul edilebilir düzeyde mevcuttu. Kodlamaları çözen makinenin sadece dış görünüşünü görebildik, kendi içinde işlemleri nasıl hallettiğiyle ilgili biraz daha teknik detaya girilseydi harika olurdu bence. Ve maalesef ki filmin sonu çok sönük oldu. Keşke izleyiciye, kahramanın başardığı hissini daha çok verip hüzüne bağlamadan bitseydi...

Ferhat Dağkıran 
 21.03.2015 18:30
 

İlginç bir yazı.Üç ayrı zamanlı filmi izleyeceğim...Soyutun somuta dönüştürülmesi ve düşüncenin ışınlanası yeteneği sanki.İnsan aklının bir ürünü olmasına rağmen bazan aklın da önüne geçebiliyor bilgisayar.Kozmik canlı gibi,üstelik yemesi içmesi da yok...Düşündürücüydü!Elinize sağlık Nurbanu hanım.Selamlar.

Abbas Oğuz 
 23.02.2015 16:44
Cevap :
Sevdiğim bir anlatım tarzı, edebiyatta da bunu önemsiyorum ve uyguluyorum; kopuk zamanları birbirine yapıştırmak,ya da zamanların arasına yamalık atmak gibi bir şey...Güzel bir filmdi. İyi seyirler   24.02.2015 19:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1270
Kayıt tarihi
: 10.08.11
 
 

Hacettepe Fransız Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Öğretmenim, şu anda yurt dışında görev yapıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster