Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '20

 
Kategori
Değerleme
Okunma Sayısı
35
 

Yapay Zekâ Egemenliği

Eğitim ve Etik başlıklı sempozyumda Sayın Yusuf Çotuksöken’de oluşan bir gelecek endişesi: “Bir öngörüye göre, yapay zekanın yaşamımıza egemen olması (20-50 yıl içinde) insanoğlunda hiç de küçümsenmeyecek korku ve tedirginlik yaratmaktadır.”
 
Her şeyden önce, yapay zekânın insan yaşamına egemen olması insanın kendi zekâsını kapatmasıyla ancak olasıdır ki bu da yetmez, aynı zamanda yapay zekânın da insanları kendine kul/köle edebilir gelişkinlikte olması gerekir. Tanrı bile insanı kendi egemenliğinde tutmayı becerememişken yapay zekânın becerebileceği kanısı bence insanın hayal gücünün kurguladığı bir gelecek efsanesinden ibarettir.
 
Burada Tanrı’nın gücünü küçümsediğim sanısıyla, “Tanrı’yı karıştırma!” diyenleri duyar gibiyim. Allah aşkına, Cennet’te bile Tanrı yasağına uymayan insan iradesi değil miydi? Neden böyledir? Çünkü, Tanrı insanı o denli özgür iradeyle var olacak nitelikte yaratmıştır. Şimdi insan kalkıp da kendi tasarımı bir yapay zekânın egemenliğinde yaşamaya razı olursa Tanrı kahrolmaz mı? Sırf bu yüzden, adına şanına yakışır biçimde Tanrı da insanı kahretmez mi?
 
Aslında gelecek endişesini yapay zekâ ile ilişkilendirmenin kendisidir yanlış olan. Çünkü, gelecek endişesi gerçekte insan zekâsının yapay zekâyı işletim niyetiyle ilişkilidir. Yapay zekâ, insan zekâsından bağımsız kalarak geleceği asla insana karşı bir oluşumla tasarlayamaz. Yapay zekâ dediğimiz şeyin insandaki zekâya eşdeğer bir olgu olmadığı ve bence olamayacağı açıktır. Nedeniyse, yapay zekâ ne kadar gelişkin bilgi kullanma yeteneği sergilese de insan gibi kendini bilir bir bilinç oluşturamayacaktır. Oluşturamaz, çünkü yapay zekâ işlevselliğinin fişi her zaman insanın elinde olacaktır. Ancak, enerji üretimi ve dağıtımıyla birlikte güvenlik ve savunma işlerini kendi kendine düşüne tasarlaya yapabilir olmuş yapay zekâlı robotlara teslim ettiğimiz noktada, yapay zekânın insan egemenliğine ciddi tehdit oluşturacağını da hayal edebiliyorum. Biz de o kadar salak olmayalım, di mi yani?
 
Bence, yapay zekâdan değil de asıl insan zekâsından endişe etmeliyiz. Neden denirse, tıpkı şeytanın kendisini insanın dışında sandırması gibi, insan zekâsı da yapay zekânın insandan bağımsız işlediğini sandırabilir. Hatta bazı üst düzey insan zekâları yapay zekâ egemenliğinde yaşamayı bir uygarlık övüncü olarak da yutturabilir. Uygarlık değerlerini ve koşullarını belirleyen paranın efendileri ve onların gücüne kulluk eden devletlerin yapay zekâdan beklentileri neyse, modernite kölesi insanlar da o kadar yapay zekâ egemenliğinde yaşayacaklardır…
 
Benim asıl endişem, insanların ‘yapay zekâ’ ile yaşarken iyice düşünme tembeli olarak biyorobotlara dönüşme olasılıklarıdır. Toplumu yönetme gücünü elinde tutanların, düşünme tembeli insanları yapay zekâ ürünlerine bağımlı kılarak kendi çıkarları doğrultusunda yönetip yönlendirme olasılığı hep olacaktır. Ancak, bu tehlike asla yapay zekânın doğrudan kendisine değil, insan zekâsının yapay zekâyı işletim niyetine bağlı bir tehlike olasılığıdır.
 
Geleceğe uyarlanmış yüksek insanlık nitelikleriyle donanımlı bir yaşam biçimini insan uygarlığı henüz anca hayal ettirmektedir. Şimdilik paranın gücüne teslim bir uygarlığa takılmış öylesine sürükleniyoruz. Gene de yapay zekâ uygarlığının olası tehdidinin önünü almayı önemsemeliyiz. Bu önlem de ancak en ileri özgürlük içinde, bireyin çağdaş var-oluş gereksinimlerini güvenceye alan demokrasi ve mutlaka düşündürmeyi kendine en öncelikli görev edinmiş bilimsel eğitimle olasıdır.
 
Yapay zekânın ana kumanda fişi her zaman insan bilincinin zekâ işletimine bağlı kalacaktır… Yani, yapay zekânın fişi benim zekâ üretecime bağlıdır… Yapay zekâyı insanlığı kurtarıcı ya da bir insanlık öcüsü görmekse düşünme ve düşündürme eylemini angarya sayan bir zekâ tembelliğidir. Bizi bizden başkası ağlatamaz da güldüremez de… İnsan insanın hem belası hem şifasıdır; bilincin iman görüsünde her ne kadar ‘Allah’tan varsayılsa da hayır ve şer sadece ve her zaman insan elinden çıkar… Muharrem Soyek, Ocak 2018)
***
Cemile Torun, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 367
Toplam yorum
: 2809
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1661
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster