Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
60
 

Yapma - Bırak öleyim

Y A P M A - B I R A K G İ D E Y İ M Yazan:Uçar Demirkan

Hasan o Ramazan bayramını kayın pederinin evinde geçirecekti. İzmir’den İstanbul’a gelmişler; öğleden sonra Amerikan mafya filimlerinde görülenler gibi bir geniş aile sofrasında bir araya toplanmışlar, yiyorlar, içiyorlar, eğleniyorlardı. Hasan, yemek boyunca hem konuşulanlara katılıyor; hem de eski günleri aklından geçiriyordu. Eşini kayın pederinden kendisi istemişti. Annesi, babası yaşlı olduklarından bulundukları kentten Ankara’ya gelememişlerdi. Kız isteme seromonisi Hasan’ın kendisine kalmıştı. Gelecekteki eşinin daveti üzerine; onun teyzesinin evine akşam yemeğine gidecekti. Bir yetmişlik rakı aldı ve verilen adrese gitti. Ev halkıyla tanıştılar. Sofra kurulmuştu. Oturdular, yiyip içmeğe koyuldular. Müstakbel kayın babası, elinde içki şişesiyle gelmesine kızmıştı. ”Burada içki yok mu da içki getirdiniz “dedi. Hasan da “Ne getirebileceğimi düşündüm, şaşırdım kaldım. En uygunu bu olur dedim. Filimlerde şarap getirilir. .Ben de Avrupa’da kaldım. Orada da davet evine şarap getirilirdi. Ben de rakı getireyim dedim”diye konuştu. Gelecekteki kayınbaba “Hadi bakalım iyi kıvırdın”dedi. Hasan’ın morali bozuldu. Yemekten sonra salonda oturup kahvelerini içmeğe başladılar.Hasan,söze nereden başlayacağğını bilemiyordu,kıvranıp duruyordu. Allah razı olsun, bu sorulardan ve yanıtlardan sonra gelecekteki kayınbaba “Eee..Sen bizim kızla evlenmek istiyormuşsun haa”dedi. Hasan, mal bulmuş mağrıbi gibi hemen lafa dalmış ve “Allahın emri ve peygamberin kavliyle kızınıza talibim”demiş ve derin bir nefes almıştı. Gelecekteki kayın baba ciddi ciddi “Rakı içtiğini gördük. Briç oynar mısın?”demiş,. Hasan “Oynarım efendim”demişti. ”Bu lehine bir puan. Pekiyi hangi partiyi tutuyorsun” demişti gelecekteki kayınbaba. ”Cehepeyi tutarım efendim”demişti Hasan ürkek ürkek. ”İşte bu olmadı. Ama neyse, idare ederiz artık. Kızı sana verdim gitti” demişti. Hasan derinden bir ohh çektiğini anımsıyordu. Sonradan öğrendiğine göre kayın babası geçmiş yıllarda demokrat partiden aday olmak istemiş ve ön seçim denilen oyunda diğer adaylar ona kendi deyimiyle “kazık” atmışlar ve aday olamamıştı. İçki kadehleri yerine kahve fincanlarını kaldırıp “Şerefe”diyerek birer yudum kahve içmişlerdi. Kayınbabası her sabah erken kalkar, sabah namazını kılar, akşam da rakısını içerdi. Rakının üzerine bir Tekel birası içer, yatarken de rahat uyusun diye “bir sıçan kuyruğu viski”içerdi. Gün boyunca da bir buçuk paket sigara tüketirdi. Konya’da bir mevlevi dedesine kayınbabasının bu durumunu anlatınca dede”Doğru yapıyor. Baksana, kuşlar bile iki kanatla uçuyor. Tek kanatla uçulur mu? Namazı da kılacaksın, istiyorsan içkini de içeceksin. Baksana, trenler de iki rayda gidiyorlar”demişti. Hasan”Bu adam,Japonya’da tek rayda giden trenleri bilmiyor”diye düşünmüştü. Bir keresinde Hasan “Baba,sınırımı aşıyorum ama,yine de söylemeden edemeyeceğim. Şu Tekel birasını ve viskiyi içmesen,sigaradan da vazgeçsen iyi olmaz mı”demişti. Çok sert bir tepkiye hazırlanırken kayınbaba “Damat, ben bunlarla dengelenmişim. Birinden vazgeçsem, bedensel ve tinsel dengem bozulur.”demişti. Bu Ramazan öncesi, tekel birasından ve viskiden vaz geçtiğini,sigarayı da azalttığını öğrenmiş ve çok sevinmişti. Dengesi yerindeydi maşallah. Meğer, hiç de öyle değilmiş. Bayram yemeği sofrasında herkes neşeyle yiyor, içiyordu ki kayınbaba çatalını yere düşürdü. Masanın başında oturuyordu. Çatalını almak için eğildi ve oturduğu sandalyeden düşüp boylu boyunca yere uzandı. Tüm masadakiler telaşla ayağa fırlayıp babanın olduğu yere doğru koştular. İçlerinde bir de doktor konuk vardı. Doktor, babanın yürek yetmezliği çektiğini düşünüp onu sırt üstü yatırdı ve iki eliyle yüreğine bastırıp çekmeğe koyuldu. Baba, çoktan evren değiştirmek üzere olduğunu anlamıştı. Gözlerinin öününden o çok sevdiği ve biraz önce kızına şarkısını söylettiğii han duvarları gelip geçiyordu. Başbakanlık teftiş kurulundan emekli müfettişti. Konuşamıyordu, devinemiyordu. Birden, sol eliyle doktorun bileğinin birini tuttu.Doktor çok şaşırmıştı. Eli çok güçlü bir biçimde bileğini kavramıştı. Gözlerini yukarı kaldırıp aşağı indiriyor “Yapma-bırak beni gideyim. Bırak öbür yana geçeyim”diyordu. Doktor da çaresiz kalmıştı. Bir süre sonra, gözlerin devinimi de durdu ve baba derin bir son nefes alıp verdi. Her canlı gibi o da ölümü tatmıştı .Ölümünden sonra Trabzon’daki bir olay ile ilgili olarak sık sık anılır olmuştu. Bir yerel düğüne davetliymişler. Çalgıcılar horon havaları çalıyor, uşaklar da oynuyorlarmış. Otelin salonunda oturan otel müşterilerinden birisi çalgı çalanlara çıkışmış. “Yahu ne bu böyle vıy vıy da vıy vıy. Biraz da başka şarkılar çalın”demiş. Bizim kayınpeder ayağa fırlamış, adamın yakasına yapışmış “Ne dedin…Ne dedin…Vıy vıy da vıy vıy öyle mi” Adamı hastanelik etmiş. Ondan sonra kimse horonla vıy vıy diye dalga geçmemiş….Öyle tevatür ederler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 454
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster