Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ağustos '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
327
 

Yapmak için yıllar, yakmak için bir an yetiyor!...

Yapmak için yıllar, yakmak için bir an yetiyor!...
 

Yeşilin yok oluşundaki hüzün!


Yapmak için yıllar, yakmak için bir an yetiyor!...

Oğuz TÜMBAŞ

“Güngören'de trafiğe kapalı yayaların dolaştığı alanda art arda iki ayrı patlama meydana geldi. 17 kişi öldü, 13'ü ağır 154 yaralı var.”

“ Konya'nın Taşkent İlçesine Bağlı Balcılar Beldesinde, Bir Vakfa Ait Kız Öğrenci Yurt Binasının Çökmesi Sonucu 17 Kişi Öldü, 27 Kişi Yaralandı.”

“Antalya’nın Serik ve Manavgat ilçelerinde orman yangını…”

Gazeteler, radyolar, televizyonlar, bilgisunar (internet) siteleri her gün çığlık çığlığa haberlerle selamlıyorlar bizi. Gün geçmiyor ki ülkemizde ya da ülkemizin dışında Radyonun, televizyonun düğmesini çevirdiğimizde, gazetelerin sayfalarına baktığımızda karşımıza çıkan haberler, görüntüler insanın içini acıtıyor.

9000 futbol sahasını düşünün. Bu denli çok alanı, saptanmış ölçülerde yapmak, alt yapısı, üst yapıyla olanaklı mıdır sizce? Üstelik kısa sürede. Sanırım hiçbir kişi buna evet diyemez, onaylayamaz. Bugün ülkemizde kaç futbol sahası var; bunlar kaç yılda hayata geçirildi, spora kazandırıldı? Böylesine bir araştırfma yapmadım. Antalya’da 6o futbol sahası bulunduğunu, bunlardan 44’ünün olimpik standartlara uygun olduğunu okumuştum. Her ilimiz Antalya’nın koşullarına, varsıllığına sahip değil. 81 ilimizin toplam futbol sahası sayısını kesin olarak bilmiyorum, bu kadar sayıyı bulmak da olanaksız zaten.

Peki futbol sahalarını kısa sürelerde yapmak, sporun hizmetine sunmak kolay mı? Bir çırpıda –sihirli bir el değmişçesine- yeşil sahalar oluşturmak olası mı? Peki 9000 futbol sahası büyüklüğünde yetişmesi uzun yıllar alan yeşil ağaçları, çamları, meşeleri, ormanları yakmak ne kadar kolay değil mi?

Yaz günlerinin kudurmuş bir boğa gibi saldıran sıcaklarında, yüreğimizi burkan, ciğerlerimizi dağlayan orman yangınları için ne diyeceğimi bilemiyorum.

Belki kırık bir cam parçası, trafolarda oluşan sürtünme, elektriklenme gibi istem dışı durumlar da yangına neden oluyor. Ancak bir çoğunun oluşumunda insan unsuru devreye giriyor ne yazık ki… Kendini bilmezlerin ihmal, yer kazanma hırsı, kasıtla yaktıklarına vahşet diyebiliyorum.

Yıllar önce habercilik görevim gereği Ege’de bir çok orman yangınıa gittim. Hele 1979’da Marmaris Çetibeli'ndeki orman yangınını hiç unutamam. Çam kozalakları sanki bir alev topu gibi oradan oraya fırlıyor, bir cehennem görüntüsü oluştuyordu. O güzelim ağaçların yanışını, yeşilin küle dönüşünü ağlayarak izlediğimi anımsıyorum.

Şimdi televizyonlardan yangın görüntülerini izlerken, o günleri yeniden yaşıyorum.

Ne oldu dünyamıza? Irak yıllardır bombalarla uyanıyor güne. Bebeler, çocuklar, yaşlılar, kadınlar, erkekler ölüyor durmadan. Afganistan’da, Filistin’de, Pakistan’da, Hindistan’da ve dünyanın başka yerlerinde her gün tatsız haberleri izlemek, okumak, duymak ne acı! İşin ilginç yanı bu haberleri o denli sık okuyor ve yaşıyoruz ki, sanki insan duygularını yitiriyor, sıradanlaşıyor her şey. Kanıksıyoruz tez zamanda tüm olanları. Öylesine hızlı gelişiyor ki olaylar…Daha birinin acısını silememişken, diğerleri sökün ediyor. Onaramıyoruz açılan yaraları.

Suçsuz, masum insanları öldürenlere, parçalayanlara, ormanları yakanlara insan demek mümkün mü? Onlar insan görüntüsüne girmiş canavarlar olmalı. Beyni, duygusu, ruhu satılmış, kirlenmiş…

Neler oluyor ülkemizde? Olaysız, acısız, kedersiz gün geçmiyor artık. Sevgiyi, saygıyı, paylaşmayı, dayanışmayı unuttuk. Katılaştık, kötüleştik, çirkinleştik… Küresel kirlenme içindeyiz. Dünyanın sonunu getirmek için uğraşıyoruz sanki.

Ama ben yine de içimdeki umut çocuğunu yıpratmamak için özen gösteriyorum. Sevgiyle bakıyorum ona. Gelecekte güzel şeyleri yaşamak için, ormanları yeşil kalan, insanları anlamsız yere öldürülmeyen, sevginin, barışın, dostluğun, kardeşliğin egemen olacağı günleri kucaklamak için…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir de o ormanlarda yanarak ölen canlilarin, DNA akrabalarimizin durumunu düsünün. Her canli türü milyarlarca yillik evrimin ürünü. Soyunu tükettigimiz her canli türüyle milyarlarca yilin ürününü bir anda yok etmis oluyoruz, korkunç bir katliam. Dünya hamam böcegi gibi hizla üreyip yayilan bu derece hoyrat insana uzun süre dayanamaz. Bu kafayla devam edersek kuraklik, kitlik, Ruanda savaslari ve hastaliklar kapimizda. Bizim hoyratligimizin bedelini en çok torunlarimiz ödeyecek. Dinciler kendi çikarlari için "2 yetmez, daha çok dogurun" diyedursunlar.

Mustafa Tümener 
 10.08.2008 15:40
 

Bir ağaçtan bir milyon kibrit çıkarmış bir kibrit bir milyon agacı yakarmış...Acaba o kibriti kim ateşledi,yani geleceğimizi...

Serçe! 
 10.08.2008 13:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1411
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster