Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '14

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
884
 

Yara İzleri

Yara İzleri
 

 

Yazmayı seçen insan onarılacak yaraları olan insandır. Acıdan var olandır. Yaratıcılık serüvenine yürümesinin debisinde acı vardır.”*

Bazen kendimizle yüzleşmekten korkarız. Kendi kendimizi yargılayıp mahkum etmek daha kolayımıza gelir.  Kimselere anlatamadığımız, paylaşamadığımız hüzün dolu yalnızlıklar, pişmanlıklar, keşkeler, bir türlü saramadığımız yaralar yokmuş, hiç olmamış gibi davranırız.

Başaramayız tabii ki!

İçimizde bir yer kanar durur incecik…

Utanırız. Ayıplanmaktan, gülünç olmaktan, sınanmaktan, toplumun değer yargılarından… Ve büyür acılarımız içimizde.  Tedirgin, ürkek, yabancı oluruz insanlara.  Aykırı, ayrıksı görürüz kendimizi.

En mutlu maskemizi takar sürekli gülümseriz. Mutsuzluğumuzu saklamanın tek yolu gülümsemektir derler ya… Kimseler bilmez maskenin altındaki yüzü, acıların izini kimseler görmez.

Mutlu görünmekten yorulduğumuzda kendimize sığınırız. Yalnızlığımızı bir örtü gibi üzerimize çekip sıyrılıveririz dış dünyadan kendi iç alemimize.

Derinlere, en kuytulara ineriz.

Ve yazmaya başlarız orada.

Yokmuş gibi davrandığımız yaraların ruhumuzu ele geçirmesine karşı bir tür savunmadır bu.

Elsa Triolet, “Yazar değilim ben, sadece mutsuzluğunu yazan mutsuz bir kadınım,” der; Aragon’un ölümsüz aşkına ve onca ününe rağmen…  Yazmak, sadece yazmak iyi gelir ona. Çünkü yazdıklarımız, anlatamadıklarımızdır.

Yazdıklarımızla yaralarımızı üfleriz!

İyileşmezler ama acıyı daha az hissederiz.

Çünkü, “Hiçbir yara tamamen iyileşmez; ya deride, ya ruhta daima varlığını anımsatan bir iz kalır.”**

Ve biz hep bu izle yaşarız…

 

*Feridun Andaç / Zamana Yazılan Sözler

** Jorge Franco Ramos / Yara İzleri

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazmak yırtılan umutları birleştirmek yada tamamen kanatmak kanadıkça kalem hafifler dökülür tüm cümleler bende böyle oluyor diğer tüm yazılanlar şuanki yağmur gibi sadece üstümü ıslatıyor.

butterfly21 
 06.09.2014 12:54
Cevap :
Sebep ne olursa olsun yazmak güzel bir şey. Eğer yazarak rahatlayabiliyorsak daha da güzel tabii.Paylaşım için teşekkürler.  06.09.2014 22:02
 

Yazma işi aslında estetik ve duyarlılığı yüksek bir olay. Estetik, güzellik bilimi, tersi ise anestezi; bütün duyular kapalı hale getirildikten sonra yapılan demek. yazanın mutlaka (önemli) bir derdi vardır. ya da ardında büyük hayal kırıkları vardır. Aslında bu da yazmak için iyi bir şeydir. "Kendim için yazıyorum" sözü geçersizdir. Çünkü topluma mal ettiğiniz her söz aynı zamanda ardında toplumsal bir sorumluluk da getirir. Dostoyevski'nin çetecilikten başlayıp ayyaşlık, kavga-dövüş, idama mahkumiyet, Çar'ın son anda gelen affı ile vb. dolu çalkantılı hayatını bilmeyen yoktur, Balzac'n ki de aynı derecede dramatik, Stendhal Prusya'da küçük bir kasabanın adı ve kendine bu adı veren yazar sadece adınlar karşısında çekici, başarılı olmayı amaçlamıştır. Müzik dehası Beethoven'i çocukken babası yağmurlu havalarda dışarı atarmış, Mozart'ı ise kırbaçlarmış. Mozart'ın cenazesine katılan sadece 23 kişi var! Yazdıklarınızı örnekler saymakla bitmez! içten saygı ve selamlarımla..

Ersin Kabaoglu 
 06.09.2014 0:22
Cevap :
Yazmanın büyük ölçüde mutsuzluktan kaynaklandığı bir gerçek. Ama yazarak mutsuzluktan kurtulabiliyor muyuz, tartışılır... Bazılarımızı deliliğin sınırlarına götüren acılar yazdıkça ne derece hafifler? Eğer hafifleseydi, bu şizofren ruhlar için kurtuluş olurdu. Ama değil işte! Pavese, Plath, Woolf, Mayakowski...ve onlarcası kurtulmak isterken tamamen kaybolanlardan.Biz sadece- yazdığım gibi- yaralarımızın üzerini üflüyoruz. O kadar. Teşekkürlerimle.  06.09.2014 21:55
 

Mutlu aşk -şair/yazar- yoktur:-) Dostlukla...

yeşilsoğan 
 05.09.2014 9:15
Cevap :
Mutlu aşk olsaydı, sanırım şairlerin tamamıyla yazarların önemli bir kısmı da olmazdı... Bu durumda, "Yaşasın mutsuz aşklar!" Yanılıyor muyum?  05.09.2014 15:58
 

:)))bir de bakmışsın "bülbül susmuş gün doğarken"...ne mutluluk ne mutsuzluk...hiç işte...hiç..."günaydın"

nedim üstün 
 05.09.2014 5:44
Cevap :
Güzel bir kitap olduğunu duydum.Hele ki Elsa yazdıysa... Tavsiye ediyorsanız okurum.Hep mutlu kalın.  05.09.2014 16:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 227
Toplam yorum
: 1821
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2016
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster