Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '17

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
212
 

Yaralı Kalpler

Yaralı Kalpler
 

36.İstanbul Film Festivali başlayalı birkaç gün oldu. Ve işte benim ilk filmim; Yaralı Kalpler. Aslında sırf adının çağrıştırdıkları nedeniyle  bile, görmek istediklerim arasında değildi başlangıçta  bu film. Daha çok  Romen yazar Max Blecher’in otobiyografik  romanından uyarlanmış olmasıyla  beni kendine çekti.   

Hastalık, yaşam ve ölüm olgularını işleyen  çok kederli bir konusu var filmin. Öyle ki;  ustaca kullanılan mizah unsurları bile  içimizde duyduğumuz o batıcı hissi hafifletmeye yetmiyor.  Belki de bu sebeple, filmi bitirmeden salondan ayrılan pek çok seyirci vardı.  

Bunu bir yana  koyarsak ,  inceliklerle örülmüş   özgün  senaryosu,  başarılı  oyunculukları, eşyalara ve   mekana  yüklenen zaman  duygusu, sabit kamerayla çekilmiş harika   görüntüleri ,   bölüm aralarındaki  şiirsel  seslenişleriyle  çok ilginç ve   baş döndürücü  bir derinliğe sahipti Yaralı Kalpler.

1936 yılında Romanya’nın bir şehrinde , denize sıfır  bir senatoryumdayız.  Her şeyiyle dönemin ruhunu yansıtan yüksek tavanlı, taş bir bina  burası. Krem rengi yağlıboya kapıları, açık mavi duvarları, dar koridorlarında sağa sola koşturulan  sedyeleri,  tekerlekli  bambu karyolaları, hastaların başucuna monte edilmiş eski tip abajurları ve onların  soluk  ışığı altında kitap okuyuşları ,   satranç tahtası gibi yer karoları,  pikapta dönen bir Mozart  ezgisi, el işi dantel bir örtü, beyaz bir çarşafla kaplanmış düğmeli sarı bir yorgan, kilim desenli bir battaniye ayrıntılardaki zenginliklerden yalnızca bazıları. Olacak şey mi diyesim geliyor bir an, fakat belki de  o döneme has bir durum bu.  Yani  henüz bilinmiyor  demek ki sigaranın sağlığa zararları. Hastalar ve doktorlar öyle çok sigara içiyorlar ki   ilaç kokuları arasından yayılan   sigara kokusunu duyar gibi oluyorum.  İyi ki   hastaların havalandırılmaya çıkarıldığı, denizle iç içe bir verandası var. Bir de moral amaçlı düzenlenen danslı, şarkılı eğlenceleri.    Kemik veremi tedavisi görüyor hastalar burada.  Kimi koltuk değnekleriye  ortalıkta dolaşırken,  kimi   alçılarla cendereye  alınmış  bedenine aldırmadan  güzel bir kadınla aşk yapıyor.   Küçük mutluluklarla,   tutkulara  ve birbirlerine  sarılıyorlar, melankoliden yaşama  sevincine uzanan  hayatlarının   ağırlığını taşıyabilmek için.

 Genç  ve şair ruhlu kahramanımız Emanuel  (Lucien Teodor Rus ) ve  Solange ( Ivana Mlaenoviç ) arasında da böyle bir ilişki var. Sevgi dolu, merhametli, tutkulu  ve şehevî…Ama asla sahiplenici değil. Doktor alçılarının yakında çıkarılabileceğini söylediğinde  öyle seviniyor ki  Emanuel, kendisinden yaşça epeyce büyük olmasına rağmen, Solange’ye   evlenme  teklif ediyor. Hem insancıl  hem de  başına buyruk bir kadın olan Solange’yse   tüm evliliklerin kısıtlayıcı olduğunu  söylüyor.  Fakat o da ne,  gözleri yaşlı   Solange’nin   sesi kırılgan. Denize doğru yürüyor yavaş yavaş. Hani  nereye gitti o özgürlüğüne toz kondurmayan  neşeli  kız diye düşünürken   asıl sorunun umut etmekten,  hayal kırıklığından  ve aşkın da bir gün her şey gibi ölecek olmasından  korktuğunu anlıyoruz .

İzleyin derim, canınız çok yanarsa kıyısına çekilir oradan bakarsınız  benim gibi. Sevginin, dayanışmanın  insana kattıklarını ve  bu hayatın aslında küsülmeye değmeyecek   kadar kısa olduğunu hissedeceksiniz.

Filmin Kadrosu:  Yönetmen ve senaryo  :  Radu Jude . Görüntü yönetmeni : Marius Panduru. Oyuncular : Lucian Teodor  Rus , Ivana  Mladenoviç , Ilinca Harnut,   Bogdan Cotlet, Marian Olteanu.

Nil ALAZ, Hasan Hüseyin Dulun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

:)))...siz "izleyin" derseniz o film izlenir...hiç tersi olmadı bende şimdiye kadar...saygıyla...eyvallah...

nedim üstün 
 09.04.2017 11:34
Cevap :
Mutlu oldum. Çok teşekkür ederim...  09.04.2017 23:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 439
Kayıt tarihi
: 02.11.09
 
 

Edebiyat, sinema, tiyatro ve müzik başlıca ilgi alanlarım. Gezmeyi, okumayı, yazmayı, düşünmeyi v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster