Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '15

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
169
 

Yaratıcı (Yenilikçi) ekonomisi olan ülkeler

Yaratıcı (Yenilikçi) ekonomisi olan ülkeler
 

Son söyleyeceğimi baştan dile getireyim: Maalesef ülkemiz “başımıza icat çıkarma” geleneğinden gelen, yeni fikirlere pek de iltifat edilmeyen, araştırma-geliştirme bütçesini ‘boşuna’ gören genel bir kavrayışa sahip.

Gerçi son yıllarda kurumsallaşmanın da etkisiyle bu kavrayış tedricen değişmeye başladı sayılır. Bunda dünya ile rekabet arayışları ile alanında çok iyi yetişmiş değerlerimizin katkısı belirleyici oldu.

“Yaratıcı bir ekonomi” bir sacayağından oluşuyor: Teknoloji, Yetenek, Hoşgörü…

Bir: Araştırma-Geliştirmeye yatırım yapılan, patentle somutlanan bir teknolojik devinim; İki: meslek edindiren nitelikli bir eğitim öğretim anlamında yeteneklerin yükselmesi; Üç: tüm azınlık ve özellikli gruplara ve kesimlere açık bir sistem…

Bu üçlü, yani, teknoloji, yetenek ve hoşgörü toplumların gelişmişlik düzeyiyle de bire bir ilintili.

Böylesi toplumlarda fikri sermayeye dayalı bir üretim ve tüketim kompozisyonu hakim ve bu anlamda Avusturalya, Yeni Zelanda, Kanada, Danimarka ve Finlandiya gibi ülkeler dünya sıralamasında başı çekiyor.

Fikri sermayenin unsuru insan sermayesi. Peki "insan sermayesi" neden bu kadar önemli?

Toprak, emek, sermayeye insan sermayesi kavramı ekleneli elli yılı aştı. Üretim faktörleri işte bu anlamda genişledi...

Öte yandan “güç” kavramı klasik tanımlanmasının yanı sıra, özellikle insan sermayesine dayanan ve onun entelektüel potansiyeli de kapsayan “yumuşak güç” olarak yeni bir derinliğe erişti.

İnsan, toplum ve üretim hayatını etkileyen bir genişleme ve derinleşme ile karşı karşıyayız. 

Bu gelişmeleri doğru okuyan masada kalacak ve oyunda kazanma şanasını koruyacak. Bu gelişmelere karşı bildiğini okuyanlar ise ikinci sınıf birer aktör olarak kendisine yazılanı oynayacak.

Pasif ve klasik şablonlara dayalı bir ekonomi anlayışı yeterli gelmiyor; eski silahlarla avlanılmıyor av olunuyor! Eskiden iyi olanı da yeniye feda etmeyen, farklı bir bakış, etkili bir kavrayış, yeni bir tanımlama ve anlayış gerekiyor; Yaratıcı (Yenilikçi) Ekonomi bu momentte belirebiliyor.

Sınıflı ama kategorize edilmemiş, sekter bir şekilde bir diğerine duvarlarını yükseltmemiş bir toplumda, olabildiğince olanak eşitliği içinde, yeteneklerin özgürce serpilmesi ve bu yeteneklerin ekonomik ve sosyal üretim potansiyelinin yeniliklere açık teknolojiyle desteklenmesi gerekiyor...

İşte "Yaratıcı Ekonomi” hem bu ortama ve koşullarda doğmaktadır hem de bu ortamı ve koşulları doğurmaktadır. O ekonomik çevrimin içinde yumuşak güç'ün serpilmesi daha olanaklı olabiliyor.

Yaratıcı ekonominin içinde –yumuşak güç’ü de oluşturan- çok iyi eğitim almış ve nitelikli üretim yapan bir sınıfın varlığı yani; teknoloji alanında çalışanlar, sanatçılar, 'kültür insanları, eğitim kurumlarında ve sağlık sektöründe çalışanlar, gazeteciler, oldukça belirleyici kümeler.

Ne demiştik? Yaratıcı Ekonomi için bir sacayağından söz etmiştik. Üç ayağı tek cümlede toparlarsak;

Teknoloji, refah ve gelişmenin temel kaldıracı ve yeniden üretimin sigortası...

Yetenek, bir başka deyişle insan sermayesinin nitelik ve niceliği gelişmenin anahtarı...

Hoşgörü ise teknoloji ve yeteneklerin yenileşmeye dönüşmesinde önemli bir katalizör...

Peki Yenilikçi Bir Ekonominin alt bileşenleri neler: AR-GE ve Patent...

Üretime dönüştürülebilen "yenilikçilik" araştırma-geliştirme fonlarına bağlı… Bu alanda, ulusal gelirden AR-GE’ye ayrılan yüzdesel paylar bakımından İsrail en önde. Diğerleri şöyle sıralanıyor:

2. Finlandiya 3,84 

3. Güney Kore 3,74

4. İsveç 3,38

5. Japonya 3,26

Türkiye ise, AR-GE’de dünya sıralamasında 32. sırada.

Bir milyon kişiye düşen patent başvurusu bakımından sayılar ise şu sıralamayı veriyor: Güney Kore 3.606, Japonya 2.691, Singapur 1.878 ve Hong Kong 1.797. Bu skalada Türkiye 56'ıncı.)

Dönelim sacayağımıza: Yaratıcı (Yenilikçi) Ekonominin üç ana başlığına:

Küresel Teknoloji sıralamasında Dünya'da Güney Kore başta onu, Japonya, İsrail, Amerika ve Finlandiya izliyor. Bu sıralamanın alt bileşenleri itibariyle Türkiye 58'inci.

Küresel Yetenek haritasına göre dünya sıralamasına gelince: Avusturalya, İzlanda, Amerika, Finlandiya ve Singapur ilk sıralarda… Türkiye, yeteneklerin değerlendirilmesi anlamında dünyada 53’üncü sırada.

Hoşgörü” anlamında ise; Yeni Zelanda, Kanada, Norveç, İzlanda, Singapur sıralaması var… Türkiye, bence ihtiyatla karşılanması gereken bir derecelendirme ile (bazen uluslararası raporların alt kesitleri bile öznel değerlendirmelere konu olabiliyor) bu anlamda maalesef 120. sırada.

Şimdi tekrar başa dönelim:

Türkiye; 

-bu yüzyılda teknolojiye ivme katan ve yenlikçiliğe yol açan araştırma-geliştirmeye daha çok kaynak ayırmalı ve destek sağlamalı,

-küresel rekabette kendisini yükseltecek yaratıcı sınıfların yani yumuşak gücünün kavrayışı içinde fikri yeteneklerine sahip çıkmalı,

-demokratik ve katılımcı bir eğitim öğretim sistemiyle çağını yakalamalı,

-o arada kendi üstünlük alanlarını belirleyerek tüm zorluklarını aşmalıdır…

Yaşayan, Yapan, Yarışan öğrencilerin yetiştiği bir eğitim sistemi bu hedeflerin abc'si olsa gerek. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 478
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster