Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '12

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1759
 

Yaratıcı yıkım

Yaratıcı yıkım
 

“Yaratıcı yıkım” sözü kulağa hoş geldiği gibi, aslında bir o kadar da ürkütücü. Bu tılsımlı söze hangi açıdan bakıldığı çok önemlidir. Örneğin ekonomi boyutundan bakıldığında karşımıza Avustralyalı iktisatçı ve siyaset bilimci Joseph Alois Schumpeter çıkar: “Oluşan yeni olguların, diğer olguları eskiteceğini ve zamanla yıkacağını ve ayrıca yeni bir sistem üretmek için eski sistemi yok etmek gerekir.” fikrini savunmasıyla.

 

Günümüz dünyasında olayların akıl almaz bir hızla geliştiği ve değiştiği bu ortamda belki de en çok tartışılan olgu, günümüz dünyasının ekonomik sistemini barındıran “kapitalizm”dir. Kapitalizm, sahip olduğu dinamizm ile ekonomik sistemler içerisinde belki de en karmaşık olanıdır. “Kapitalizm, doğası gereği bir ekonomik değişim biçimi ya da yöntemidir… Asla, ama asla durağan olamaz. Yaratıcı yıkım süreci kapitalizmin asli olgusudur.” (Schumpeter; Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi)

 

Yaratıcı yıkım salt ekonomik bir kavram değildir. Yaratıcı yıkım sosyal, siyasi, hukuki, kurumsal bir kavramdır aynı zamanda. Bu kavram temelinde hayatın her alanında meydana gelebilecek değişimleri karşılayan bir “paradigma dönüşümünün işareti” niteliğinde olup sadece bir ekonomik krizin yansıması olmamıştır.

 

Alman filozof Friedrich Wilhelm Nietzsche’ye göre: “Yaratıcı yıkım, yaşam gücünün ortaya çıkışıdır. Yaşam, sürekli bir kaos halidir. Bu ortamda insanın doğasından gelen bir özelliği vardır ki, o da yıkıp yeniden yapmaktır.”

 

Batı’da ortaya çıkan bu kavram sadece yıkmak üzerine kurgulanmış olmayıp, eski yıkılırken yerine daha iyisinin, daha güçlüsünün ve eskisinden daha verimlisinin simültane bir biçimde yaratılması üzerine kurgulanmıştır. Günümüzde insan davranışları incelendiğinde çokça bir yıkım olduğu göze çarpmaktadır. Ülkelerin kendi içinde ya da uluslar arası ya da en basitinden bireylerarası yıkımların artış gösterdiği bir dönemi içinde barındıran bir süreçten geçmekte üzerinde yaşadığımız dünya. Evet, günümüzde bir yıkım olduğu bir gerçek fakat ortada başka bir gerçek var ki, o da yaşanan bu yıkımların yaratıcı yönünün olmadığı ve salt yıkım odaklı olduğudur.

 

Geçmişten günümüze dünyanın yaşamış olduğu bu dönüşüm içinde belki de en çok rastlanılan olay yıkımların salt olduğu gibi kalmasıdır. Bu durumun sebeplerine bakıldığında ise en önemli nedenin “çıkar çatışması” olduğudur. Çıkar çatışmalarının altında yatan ise bireysel güdülerden başka bir şey değildir. Belki de tüm ülkelerin yoğun olarak uyguladığı ekonomik sistem olan kapitalizmin insanlar üzerindeki en büyük etkisi “bireysel güdü”lerin baskın bir şekilde ortaya çıkması ve “toplumsal güdü”nün yok olmasıdır. Yaşanan olayların sosyal yönü incelendiği zaman “Yaratıcı yıkım süreci kapitalizmin asli olgusudur.” diyen J. A. Schumpeter bu yönüyle bugün için belki de yanılmış olmaktadır.

 

Her yanlış ardında başka bir doğru saklar. Her yeni doğrunun ortaya çıkışında “yaratıcı bir yıkım” mevcuttur. Çünkü ortaya çıkan her doğru, kendisinden önce doğru olarak bilinen yanlışın yeryüzünden silinmesine yol açar ortaya çıkan her yeni doğru bir öncekinden daha iyi, daha güçlü ve daha verimli sonuçlar verebiliyorsa.

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1356
Kayıt tarihi
: 24.06.11
 
 

Çukurova Üniversitesi Maliye Bölümü mezunuyum. 8 Nisan 1987 doğumluyum ve Adana'da Seyhan ilçesin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster