Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '07

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1793
 

Yaratıcının iflas eden projesi; insan

Yaratıcının iflas eden projesi; insan
 

İnsanın insan olduğu zamandan bu yana dünya üzerinde 110 milyar insanın yaşadığı tahmin ediliyor. İnsanın, insan olduğu süre içinde 25.000 bin yıl öngörülüyor. Sırf bugün dünya üzerinde 7 milyara yakın insan yaşıyor. Deneyim kazanmak, biriktirmek ve doğruya ulaşmak için fazlası ile uzun bir süre ve oldukça fazla bir sayı.

Yani yaratıcımız oldukça uzun bir süredir ve çok fazla sayıda kuluna bu gezegende yaşam hakkı verdi. Elbette bu hakkı vermenin yanında, bir sürüde akıl, nasihat, yol haritası, işaret fişeği, temsilci, bilgi notu ile insanoğlunun önünü görmesini sağlayacak girişimde de bulundu.

Ancak kendi biricik eseri olan ve kendi varlığından bir nefes hediye ettiği insanoğlu nedense bir türlü yola gelmedi. O kadar uyarı, ikaz, eğitim, yönlendirme çabası, verilen nimetler, insanoğlunun dünya üzerinde huzuru, zenginliği ve barışı tesis etmesine fayda etmedi.

İnsanoğlunun küçük bir kısmı zenginliğin üst sınırlarında yaşarken, toplam insan nüfusunun yaklaşık 1/3 yoksulluk sınırında, 850 milyon insan ise açlık sınırında. Günde 18.000 bin çocuk açlıktan ve yetersiz beslenmeden kaynaklı olarak ölüyor. Haftada 30.000 İnsan temiz su imkânına sahip olmadığından dolayı ölüyor. Dünya nüfusunun %15'i hala okur yazar değil. İnsanoğlu ulaştığı medeniyet düzeyinde bile paylaşmanın yüceliğine erişemedi. Aksine birbirinin üzerinden zenginleşme fırsatlarını kaçırmıyorlar. İnsanın insanı sömürüsü, yerleşik hayata geçtikten sonra toplum yaşamının vazgeçilmezi oldu. Gerek toplumlar arasında hammadde savaşları, gerekse de insanlar arasında mal ve emek hırsızlığı son hızla devam etmekte.

Ancak dünya tarihinde doğal olmayan yollardan ölümün birinci sırada gelen gerekçesi ise din savaşları. Yani yaratıcıya inanan insanların, kendilerinin daha inançlı olduğu, yaratıcının kendilerini daha çok sevdiği gerekçesi ile insanlar birbirlerini öldürebiliyorlar.

Ölüm teknolojisi de son derece gelişmiş durumda. Hatta dünya üzerinde en gelişmiş teknolojinin silah teknolojisi olduğunu söylemek bile mümkün. İnsanlar zihinlerini ve bilimi, birbirlerini en kolay ve en çok sayıda nasıl öldürecekleri üzerine yoğunlaştırmış durumdalar. Ne komiktir ki, hayatımızı kolaylaştıran teknolojik ürünlerin birçoğu, silah teknolojisinin icatlarının, yan ürün olarak günlük yaşam kullanımına uyarlanmış halidir.

Dünya üzerinde milyarlarca insan her gün, her saniye tanrıya gerek ibadet ederek, gerekse de dua ederek ulaşmaya, sorunlarına çare ummaya, yarının bugünden daha iyi olması için onun desteğini alma çabasına devam ediyorlar. Bu iş için kimisi duvarların önünde ağlarken, kimisi nehir sularına girip arınmaya, kimisi dünyanın bütün nimetlerinden kendisini yalıtmaya, kimisi hayvan kurban etmeye çalışıyor.

Ancak kıyafetlerini, sakallarını, saçlarını simgelerini, mekânlarını kısaca tüm günlük yaşamlarını tanrının emirleri doğrultusunda belirleyen insanların bir kısmı, dünyaya eşitliği, adaleti, özgürlüğü getirmek için inançları adına silah kullanmaktan vazgeçmiyorlar.

Günümüzde dinlerin insan yaşamına hâkim olduğu tüm toplumlar, dünyanın en sorunlu bölgelerini oluşturuyorlar. Savaşların, yoksullukların, eşitsizliğin, adaletsizliğin en fazla yaşandığı bölgeler durumundalar. İsrail, Irak, Hindistan, Pakistan, Afganistan, Filistin, İrlanda ve neredeyse Afrika ülkelerinin tamamı inançlı insanlar arasında çatışmaların en fazla yaşandığı bölgeler.

Üç büyük dinin, en büyük siyasi aktörleri olan ABD, İsrail ve İran’ın en büyük harcama kalemleri silah. Ve her üç ülkede silah deposo gibi. Ellerindeki nükleer silahlar dünyayı birkaç kez yok edecek durumda. İran’ın nükleer silah elde etme olasılığının bir çok müslümanı sevindirdiğini görüyorum; “Yaşasın artık bizimde insanları yok edecek bir silahımız var."

Oysa geçen gün Haluk Şahin’in yazısından elde ettiğim rakama göre, dünyada askeri bütçelerin yıllık toplamı olan 800 milyar dolarla dünyada yoksulluk, susuzluk ve eğitimsizlik problemleri kolaylıkla çözülebilir.

Dünya üzerine en son 1400 yıl önce temsilcisini gönderen yaratıcı ise, bir yanıyla dünya üzerinde kendisine inanların çoğunlukta olması ile başarılı olsa da, kendisine inanların çoğunlukta olmasının, dünya üzerinde barışın, zenginliğin ve huzurun tesis edilmesi için yeterli olmuyor olmasının üzüntüsünü yaşıyordur herhalde.

Ve ben nedense yaratıcının bu dünyadan umudu kesip, uzun bir süredir ara sıra uzaktan bakmakla yetindiğini ve kendi ayarladığı zaman sayacının sonunda yaşamın “game over” olmasını dört gözle beklediğini düşünüyorum.

Kâinatın kurallarını, işleyiş sistemini en baştan belirleyip, söz konusu ayarlar doğrultusunda kendi kendini idame ettirecek şekilde harekete geçirdikten sonra, sürecin nasıl olup ta bu hale geldiğinin hesabını kitabını yapacaktır bir şekilde. Bu kadar çok sevdiği ve özendiği insanoğlunun hamuruna eklediklerine bakacak neyin eksik neyin fazla olduğuna karar verecektir elbette. Vicdanı biraz az, hırsı biraz fazla eklediğini fark edip, aklı biraz genişletip, korku, takıntı ve batıla yatkın yönlerini biraz daha törpüleyecektir belki.

Umarım bir sonraki denemede, daha başarılı bir sınav veririz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

eleştiriyle beraber yerine oturmuş yazınızda.Kelimeleri ve şeyleri hak ettikleri anlamında kullansak daha anlamlı tartışmalar da yapabilirdik belki de...Evrimin tamamlanamaması, tasarım ve mükemmel plan son paragrafta alçakgönüllülükle adını vurgulamadığınız "doğal seçilim"e cok yakışmıyor kanımca. Ben de sonraki denemenin dört gözle beklendigine dair bir inanç taşıyorum :-) Ve acaba hamurumuzdan bir parça koyabilecek miyiz içine o da bir merak konusu ayrıca. Saygılarımla...

Tolga Akın 
 29.05.2008 14:51
Cevap :
Sayın Tolga Akın, öncelikle beğeniniz ve ilginiz için teşekkür ederim. Ben doğanın her kural ve kanunun ilahi bir kanun olabileceğine inananlardanım. Diğer bir tabirle bilim dini diye bir dine inananlardanım. Bu nedenle, akıllı bir tasarımın bir parçası mıdır bilemem ama doğal seçilim denilen bir sürecin varlığını kabul ediyorum. Burada doğal seçilimi varsa ilahi bir akıl ve iyiliğin sahibi ile yürüyebilen (belki yürüse daha iyi olabilecek) ama o olmasa da kendiliğinden işleyebilecek bir süreç olarak düşündüm. Ama eğer varsa aklın ve iyiliğin sahibinin verili inançların kutsadığı kadar mükemmel olamayabileceğini, anlatmaya çalıştım. Yani, ya acemi ve naif bir tanrımız var ya da sürecimiz cılız bir sinyalle iyiyi ve doğruyu arayan bir olasılıklar zincirinden ibaret. Bir sonraki denemede umarım yerimeize sahneye çıkanlar daha başarılı olurlar:-)) saygılarımla  29.05.2008 15:49
 

Merhaba Sinan bey, ben de tasrımda sorun olmadığını düşünenlerdenim. Eğer öyle olsaydı bir format atıverirdi Tanrı.. Tüm sistem "evrimleşme" mantığı üzerine kurulumuş gibi sanki. Her nesil genlerine de yazdığı evrimleşmeyi bir sonrakine taşıyor. Hayat her nekadar ancak geriye doğru anlaşılsa da ileriye doğru yaşanmak zorunda.. Bu "ileri"nin uzunluğu kısalığı da göreceli. İnsanoğlu bu evrimleşme sürecinin içinde (bence başında) biryerlerde, tasarımın işleyişinde evrimleşmeye devam ediyor. Zaman ise rölativ bir kavram. Bir fıkra geldi şimdi aklıma: Bir adam, tanrının doğasını anlamak istiyormuş ve ona sormuş; "Tanrım, bir milyon yıl senin için ne kadar bir süredir?" Tanrı söyle cevaplamış; Bir milyon yıl, benim için 1 dakika kadardır. Adam sormaya devam etmiş; Peki tanrım, bir milyon dolar senin için ne kadardır? Tanrı cevaplamış; Bir milyon dolar benim için bir pennydir. Adam dayanamamış:"Tanrım bana bir penny verir misin?" demiş. Tanrıdan söyle bir cevap gelmiş; "1 dakika".. :) selamla

Yeşim E. Narter 
 15.10.2007 15:59
Cevap :
Merhaba Yeşim Hanım, aramızda kalsın ben aslında bir tasarımın olup olmadığından da emin değilim ama, ortalıkta bir tasarım olduğunu iddia edenler için insanlığın eriştiği düzeyin eğer varsa tasarımın sahibi için bile üzücü olduğunu anlatmaya çalıştım. Bu tasarım kelimesi bildiğiniz üzere, ABD'de ki yaratılışçıların eğitim süreçlerine sızmak için ürettikleri yeni yarı bir teorinin adında sıkça kullanılıyor; "Akıllı Tasarım" Bende yazımı birazda bu akıllı olduğu iddia edilen tasarım üzerine kurmaya çalıştım ve bu iddiayı üretenlere karşı ortalıkta iflas eden birşeyler olduğunu iddia ettim. Ama işin evrim kısmına gelince size katılmamak elde değil. Ancak evrimin her zaman başarıya ulaşacağına dair bir garanti yok. Herşey tersine çalışıp insanlık inanılmaz başarılı bir medeniyet örgütlese bile bir göktaşı herşeyi yok edebilir ve tüm süreç yenien başlayabilir. Yani süreç evrime tabi de olsa, tasarıma tabi de olsa, bence başarı beklentisi olmayan bir yaratıcıya sahip olmadığımız kesin,  15.10.2007 19:23
 

Güzel bir yazıydı. Bende Sayın Matilla gibi tasarımda bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Her şey O'nun istediği gibi işliyor. Bizim için kaos olan Tanrı için "an" meselesidir. Game over O'nun için sorun olmaz. Olması gereken düşünebilme yeteneği verdiği insanların inançlarını doğru, hayatlar düzgün yaşamalarıdır. Yaşamadıkları zaman bu tasarım bozulacak diye bir kural yok. Alternatiflerin fazla olduğunu düşünüyorum. Saygılar

Feryal Lale Aslan 
 03.10.2007 10:41
Cevap :
Sayın Feryal Lale Hanım, haklısınız. Yaratıcının enel tasarımcı gücü ve yeteneği konuysunda bir şüphe hiç kimsede yok. En azından insanoğlu bu kainatta varolana kadar bir sorun olmadığı kesin. Ancak yine sayın Matilla'nın da bahsettiği gibi kainaatın tarihi yanında çok kısa bir süre tutan insan tarihi bu dünyayı katletmemize yetti. Genel tasarımda problem yok, ama yaratıcının insana çok güvendiği, ona özel bir önem atfettiği ve ondan çok fazla şey beklediği de kesin. Bu nedenle başka canlılara gelmeyen elçiler bize geldi. Ben yaratıcının insan projesinde bir sorun olduğunu düşünüyorum sadece. Yani insanoğlu onun beklentisini karşılamadı bence. Eh, insan canlısınında hamurunu belirleyen kendisi olduğuna proje sahibi olarak bir başarısızlık var bence. Bunda insana bıraktığı irade payının da etkisi var elbet ama iradenin yanına sunduğu donanımlar, yani vicdan, mantık, hoşgörü vb eksik kalmış gibi. Game Over'ın elbet onu eksilten bir yanı yok, kaybedecek biz olacağız sonunda. Saygılarımla  03.10.2007 18:33
 

Yani demem o ki, dünya sınıflara ayrılmış bir plan... En iyi plan uygulamasını yapmak insanlara düşer... Sevgi ve saygımla...

Hoşsada 
 02.10.2007 13:17
Cevap :
Umarım bugünden sonra insanoğlu seni haklı çıkarır sevgili Seda, bana kalsa "game over"'ı beklemeden restart yapardım ama neyse, saygılarımla,  02.10.2007 13:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1732
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster