Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '10

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
1333
 

Yaratılış ve evrim kuramı üzerine...

Yaratılış ve evrim kuramı üzerine...
 

Tek bir hücrenin bile tesadüfle oluşması mümkün olabilir mi?


Önce evrim nedir? Onu açıklamak istiyorum;

Evrim sözcüğünün anlamı TDK na göre ; * Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci.

* Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme olayı, tekâmül.

Özetle evrim; değişim demektir.

Bilindiği üzere 19 yüzyıl Darwin’in evrim teorisine göre tüm canlılar tesadüf eseri, doğal şartlar sonucunda oluşmuştur. Darwin, kuramında tüm canlıların tek bir atadan (maymundan ) geldiğini ve zamanla farklılaştığını söyler.

Yani tüm canlıların bir yaratıcı tarafından yaratıldığını reddeder. Ancak İslami inancı olan insanlar Darwin’in evrim teorisini reddederler ve kanattaki tüm canlıların bugünkü gibi ilk haliyle farklılaşmadan, değişime uğramadan Allah tarafından yaratıldığını savunurlar.

Şimdi asıl konuya geçmeden önce, şu açıklamayı yapmak istiyorum;

İnanmak ya da inanmamak kişiye özeldir. Ancak bilimselliği kanıtlanmış veriler herkes tarafından kabul gören doğruluğu ispat edilmiş somut verileridir. Bir de demokrasinin ışığında nasıl ki; düşünceyi ifade etme özgürlüğü varsa, farklı fikirlere saygı duyulması da demokrasinin gereğidir. Dolaysıyla farklı fikirlere de saygı duyulması gerekliliğini hatırlatmak istiyorum.

Aşağıda konuyla ilgili düşüncelerimi inanç verilerinde değil, bilimsel veri olarak ele almak istiyorum;

Şahsi görüşlerim;

Kainattaki her şey bir düzen dahilindedir. Bu görüşü savunmam için sadece kendi vücudumdaki muhteşem işleyişi görmem yeterli. Ancak böyle bir açıklama belki yeterli olamayabilir.

O halde kainattaki düzene bakalım; Kainattaki her şey en ince ayrıntısına kadar Yaratıcımız tarafından bir plan dahilinde tasarlanmıştır. En ufak bir sapma olsa tüm düzen bozulurdu.

Örneğin;

Dünyanın kendi etrafında dönme hızı;

Eğer daha yavaş olsaydı; gece gündüz arası ısı farklılıkları çok yüksek olurdu.

Eğer daha hızlı olsaydı; Atmosfer rüzgarları çok çok büyük hızlara ulaşır, kasırga ve tufanlar hayatı imkansız hale getirirdi.

Atmosferdeki oksijen miktarı;

Eğer daha fazla olsaydı; Bitkiler ve hidrokarbonlar kolaylıkla tutuşurdu. Eğer daha az olsaydı; canlılar solunum yapamazdı.

Yerçekimi;

Eğer daha güçlü olsaydı; Dünya atmosferi çok fazla amonyak ve metan biriktirir, bu da yaşam için çok olumsuz olurdu.

Eğer daha zayıf olsaydı; Dünya atmosferi çok fazla su kaybeder, canlılık mümkün olmazdı.

Dünyanın ekseninin eğimi; Eğer fazla ya da az olsaydı; Yeryüzünün farklı bölgelerindeki sıcaklık farkları çok fazla olurdu.

Albedo etkisi; (Yeryüzünden yansıyan güneş ışığının, yeryüzüne ulaşan güneş ışığına oranı )

Eğer daha fazla olsaydı; Hızla buzul çağına girilirdi.

Eğer daha az olsaydı; Sera etkisi aşırı ısınmaya neden olur, dünya önce buz dağlarının erimesiyle sular altında kalır daha sonra kavrulurdu.

Yine doğaya baktığımız zaman bir düzen intizam görüyoruz

Mesela yağmur gökyüzünden damla damla yağıyor. Damlacıklar birleşip sel olmuyor. Kontrolsüz bir şeklide böyle bir düzen olması söz konusu olamaz.

Ya da kendi içimize batığımızda örneğin ;

ağzımızdaki dişlerin sıralanışı;

32122123 = üst çene

3212123= alt çene .... sanırım bu muntazam dizilişe de tesadüf diyemeyiz.

Evrimci Alman bilim adamlarından Hoimar von Ditfurth, anne karnındaki mucizevi gelişme hakkında şunları söylemektedir: "Tek bir yumurta hücresinin bölünmesinin, nasıl olup da birbirlerinden öylesine farklılaşmış sayısız hücrenin doğuşuna yol açtığı, bu hücreler arasında kendiliğinden olan iletişim ve işbirliği, bilim adamlarının akıl erdiremediği olayların başında gelmektedir. ''

Anne rahminde oluşan tek bir hücre, 9 ay gibi bir süre içinde, gören, duyan, hisseden nefes alan, düşünen bir insana dönüşmekte, bu dönüşümün her detayı kusursuz bir plana göre gerçekleşmektedir. Dahası bu mucize milyonlarca yıldır, aynı kusursuzlukta sürekli tekrarlanmaktadır.

Özetle;

Kişisel görüşüm; Bilimin her geçen gün ilerlemesiyle Kâinat ve yaşam ile ilgili elde ettiğimiz her yeni bilgi, bizleri müthiş bir plânlama ve tasarımla karşı karşıya olduğumuz sonucuna götürüyor.

Kainat sahipsiz değildir, tüm düzen Yaratıcımız tarafından sağlanmaktadır.

Bunca tasarım, mükemmel işleyiş varoluştan itibaren, değişime uğramadan bugüne kadar gelmiştir.

Ayrıca Darwin toerisindeki gibi yaşamdaki hiçbir şeyin tesadüf eseri oluşmuş olabileceği ihtimalini benim aklım ve mantığım kabul etmiyor.

Bilimselliği kanıtlanmış veriler elbette ki en doğru sonuçlardır. Ancak teorilere inanıp inanmamak kişiye özgüdür. Ben Darwin'in evrim teorisine inanmıyorum.

Sevgi ve ışıkla.

.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız çok doğru. Evrim üzerine tam doğru bilgiler içeren faydalı bir yazı yazmışsınız. Tebrikler.

Nazli Ince 
 23.11.2010 22:30
Cevap :
Çok teşekkür ederim beğininiz ve ilginiz için. Mutlu oldum ayrıca :)Selamlarımla.  23.11.2010 23:08
 

Evrendeki gezegenlerin, yıldızların önce kendi etraflarında sonra da bağlı oldukları "güneşleri" etrafında dönmeleri faaliyetlerinde, milyarlarca yıldız-gezegenin olduğu bilinciyle bunların nasıl oluyor da rotalarının kesişmediği, çarpışmadıklarını bilim acaba çözebildi mi? Nasıl müthiş bir planlamadır ki bu nizam tam bir "uyum" içinde seyrini devam ettirir? Astronomi bilginlerinin ilim ve akıl gücü bu sihri çözebilmiş midir? Çok derin düşündüğümüzde, bizlerin akıl sağlığı ne kadar kalıcı olur? Ancak Yaradan'ın varlığı sorulara cevap teşkil edecektir. Selamlarımla...

Yurdagül Alkan 
 23.11.2010 12:17
Cevap :
N e kadar güzel ve doğru söylemişsiniz Gül Hanım, ancak Yaradan'ın varlığı sorulara cevap verebilir... Ayette belirttiği gibi biz sadece onun izin verdiği kadarını bilebiliriz. Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için. Selam ve saygılarımla.  23.11.2010 13:16
 

Günümüzde bilimadamlarından ziyade onların goygoycuları kraldan çok kralcı kesilerek bilimi putlaştırdılar. Henüz teori düzeyinde olan bir şeyi sanki ispatlanmış ve bilimsel bir görüş gibi herkese zorla dayattılar. Adı üstünde evrim teorisi. Yani doğruluğu ispatlanamamış. Teori lafını duyanlar da mal bulmuş mağribi gibi atladılar teoriyi bilimle özdeşleştirdiler. Sadece bir atomun bile nasıl kendi kendine oluşacağı ispat edilememişken kainatın kendiliğinden oluştuğunu söyleyecek kadar bilimden habersiz olanlar nasıl bilimsel oluyor onu hala çözebilmiş değilim. Matematik diye bir bilim var, olasılık hesapları var. Onu iyice öğrenip bir aminoaistin hadi onu da geçtim bir elementin kendiliğinden oluşma şansını hesaplayıversinler. Adına ister Allah desinler, ister başka bir şey, bizi ve evreni yaratan bir güç var. Herşey en ince ayrıntısına kadar hesaplanmış. Velhasıl size katılıyorum :) Sevgi, hürmet ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 22.11.2010 20:25
Cevap :
Murat Bey yine çok güzel bir katkıda bulunmuşsunuz, söyleyecek tek kelime bile bulamıyorum. Sadece ben de bir matematikçi olarak şu ilaveyi yapmak istiyorum, konuda matematik deyince :); sizde bilirsiniz Q sayısı düzensizliğin genliğini ifade eder. 1/ 1000 olarak ifade edilen oran çok az daha küçük olsaydı dünya sadece soğuk bir gazdan ibaret olurdu. Çok az bir büyüklük olsaydı da; güneş sistemi diye bir şey olamazdı. Dolayısıyla sizin de söylediğiniz gibi her şey en ince ayrıntısına kadar hesaplanmış. Teşekkür ederim değerli katkınız için, selam ve saygılarımla  22.11.2010 20:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 287
Toplam yorum
: 506
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 12574
Kayıt tarihi
: 22.11.08
 
 

Öğretmenlik yapıyorum ve anneyim. Çocukları çok seviyorum. Yüreği sevgi dolu olan insanlara, sela..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster