Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '13

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
456
 

Yaratılışçıların dediği doğru olsaydı

Yaratılışçıların dediği doğru olsaydı
 

DNA hatası.


Evrim teorisine göre bütün canlılar tek bir hücrenin evrim geçirmesinden türemişlerdir. O yüzden bütün canlıların tek noktaya toplandığı bir evrim ağacı vardır. Ancak yaratılış hipotezine göre böyle bir hayat-evrim ağacı yoktur. Her canlının yerden yükselen, başka canlılarla bağı olmayan  bir doğru çizgisi vardır. Yaratılışçılar bütün canlıların tek tek yaratıldığını iddia ederler. Buna göre bir balarısı ile bir yaban arısı arasında hiçbir akrabalık bağı yoktur. Uçan bir böceğin aynı tür uçmayan bir böcek arasında hiçbir bağ yoktur. Buna göre insanlar da maymunlarla ortak bir atadan gelmemiştir ama düşünceyi orada bırakamayız. Devem edelim. Bonobolarla şempanzeler de -ikisi de maymun olmalarına rağmen- akraba değildir. Diğer primatlarla da akrabalıkları yoktur.

Hiçbir canlıda dumura uğramış organın bulunmaması gerekirdi. Örnek olarak köstebeklerin göz çukurları olmamalıydı. Her canlı mükemmel yaratılmıyor mu? Göze gerek yoksa o zaman göz çukuruna ne gerek var? Atlar tek tırnaklı, kediler, köpekler, kuşlar dört parmaklı yaratıldıklarına göre diğer parmaklar dumura uğramış olarak bulunmamalıydı.

Yeni hastalıklar olmamalıydı. Örnek olarak grip aşısı bir kez bulunduktan sonra bir daha gripten ölüm olmamalıydı. Halbuki grip virüsü her yıl mutasyon geçirdiği için her yıl ona göre aşı üretmek gerekir. Aids gibi bir hastalık çıkmamalıydı. Kuş gribi, domuz gribi olmamalıydı. Bunlar daha önce mevcut virüslerin mutasyonu sonucu ortaya çıkmışlardır.

Bir türle başka bir tür çiftleştiklerinde yeni ve melez bir türün olmaması gerekirdi. Buna göre, kurtlarla köpekler çiftleştiğinde kurt köpekleri, atlarla eşekler çiftleştiğinde katırlar olmamalıydı. Mendel farklı tür bezelyeleri çiftleştirememeliydi. Çünkü hepsi ayrı ayrı yaratılmışlardır.

Yaratılışçıların dediği doğru olsaydı genetik diye bir bilim dalının olmaması gerekirdi. Çünkü DNA üzerinde oynanamaz. Halbuki bugün laboratuvarlarda DNA üzerindeki gen parçaları değiştirilebiliyor, hastalıklı parçalar çıkarılıp yerine hastalıksız olanlar konabiliyor. Verimsiz olan bitki türlerinin genleri değiştirilerek daha verimli hale getiriliyor. İneklerde DNA üzerinde değişiklik yaparak süt verimi artırılıyor. Onlar haklı olsaydı, bunların hiçbiri yapılamazdı.

Yaratılışçılar için sopanın iki ucundan da tutulmayacak bir durum vardır. Yaratılışçılar canlıların DNA’larının mükemmel olarak yaratıldığını, üzerinde olacak en küçük bir değişikliğin canlıya zarar vereceğini iddia ederler. Buna göre insanlar arasında da bir fark olmaması, bütün erkeklerin Adem’e, bütün kadınların Havva’ya benzemesi gerekirdi. Çünkü en küçük bir farklılık bile zarar verirdi. Örnek olarak, siyah ten beyaza döndü mü güneş ışınları vücuda girer ve insan ölürdü. Ya da beyaz ten siyaha döndü mü artık vücut D vitamini alamaz, insan yine ölürdü. Bunlar hep DNA farklarıdır. Yaratılışçılar insanlar arasındaki farklılıkları açıklayamaz. Ama aynı mantığı devam ettirecek olursak, insanlar arasında farklılıklar olduğuna göre, bir Çinli ile bir Afrikalı, Avrupalı beyaz adamla Avustralyalı Aborjin akraba değildir, ayrı ayrı yaratılmış olmaları gerekir. Dünyada daha birçok insan ırkı olduğuna göre, bunların hiçbirinin birbirleriyle akraba olmaması gerekirdi. İki bireyin aynı veya yakın akraba tür olup olmadıklarına onların çiftleştiklerinde ne olduğuna bakarak karar verilir. Çiftin DNA’ları benzerse, uygun olarak eşleşir ve çiftin uyumsuzluktan doğan kısır olmayan cinsel açıdan verimli bir çocukları olur. İnsanlar da birbirleriyle cinsel ilişkiye girdiklerinde sağlıklı ve kısır olmayan çocukları olur. Bu deri ve görünüş rengi vs. farklı olsa bile insanların aynı tür olduklarını gösterir. Her iki durum da bizi mantık hatasına götürür.

Evrim teorisinde bütün bunların mantıklı bir açıklaması vardır ve mutasyon deneysel olarak kanıtlanmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Siz neden bu konuda yazmıyorsunuz" diyorsunuz haklı olarak ama benim asıl ilgilendiğim konu insanlığın geçirdiği sosyolojik evrim konusudur ve bende işte bu konuyu yazıyorum. Örneğin insan neden ve nasıl aptallaşıyor sorusunun cevabını bulabilmek için kaç sene araştırdığımı ve düşündüğümü bilseniz küçük dilinizi yutarsınız. Kimyasal evrimi, biyolojik evrimi ve insanın kültürel evrimini bir bütünlük içinde anlamadan insanı anlamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Sizce yanılıyor muyum? Ayrıca evrim üzerine yazılan hemen hemen bütün ciddi yazıları da elimden geldiğince takip ediyorum. Ama yaratılış teorisi taraftarlarını da okurum, çünkü onları da anlamadan insanın geçirdiği evrimi anlamanın mümkün olmayacağı ayrı bir gerçekliktir. Hidrojenden helyuma geçişin de evrimin ilk adımı olduğunu benden önce savunan kimse oldu mu? Tahmin ediyorum olmamıştır. Oysa ben bunu seneler önce yazdım. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 07.02.2013 12:56
Cevap :
Yaratılışçıları ben de okurum. Cansız dünyanın evrimi, Cansız dünya düzeni, Kırılgan Dünya, Canlılık nasıl başladı (Abiyogenez teorisi) başlıklı yazılarım var. Buralarda dediğiniz konulara değindim. İnsanın nasıl aptallaştığı konusu ilginç. Dediğiniz gibi, insan aptallaşıyor. Buna biz de dahiliz. Bugün kaç kişşi kalem kâğıt kullanarak karekök, küp kök hesaplayabilir? Sinüz Cosinüs hesaplarını kim ezbere yapabilir? Elimizde hesap makineleri var değil mi? bunun gibi birçok konuda insanlar hesap yapmaz, yapamaz oldular. Tehlikeli bir gidişe işaret olabilir. Selamlar, saygılar.  08.02.2013 20:39
 

Yaratılış teorisin en sakat tarafı örneğin helyum atomunun varoluş nedenidir. Sizde bilirsiniz ki helyum atomu 2 hidrojen molekülünün kaynaşmasıyla oluşabilen, yani evrim geçiren bir atomdur ve asla kendi başına varlığına kavuşamaz. Kısacası evrim süreci canlı hücre ile değil, ondan çok daha önce 14 milyar yıl önce hidrojenden helyuma geçiş ile başlamıştır. Bu arada yaratılış teorsine inananlara boşuna nefes tüketmeyin, onların evrimi anlayabilmeleri için dini inançlarını terk etmeleri gerekir ki bunu da zaten yapamazlar. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 04.02.2013 17:18
Cevap :
Evet, evrim süreci gerçekte büyük patlama ile başlamıştır. Evrenin, dünyanın geçirdiği evrimler gerçektir. Cansız dünyanın evrimi ve ilk hücrenin oluşmasına kadar geçen dönem, hepsi evrimdir. Ancak burada özel olarak sözünü ettiğim evrim canlıların evrimidir. Yani Darwin'le kayıt altına alınan evrim teorisi. Hepsini görmek lazım. Siz neden bu konuda hiç yazmıyorsunuz?... Dediğiniz gibi yaratılışçılara göre Helyum atomu da helyum atomu olarak yaratılmıştır. Nükleer reaksiyon diye bir şey olamaz. Zaten dünya en çok 6 bin yıldır vardır. Çünkü bu Tevrat'ta, İncil'de, Kuran'da yazar. Tümüyle bilime ve gerçeklere ters varsayımlar, hipotezler... Bu yazıları kemikleşmiş olanlar için yazmıyorum. Birçok insan okuyor. Onlar için yazıyorum. Gerçekleri görsünler istiyorum. Katkınız için teşekkür ederim. Saygılar sunarım.  05.02.2013 1:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 5967
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster