Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
469
 

Yardımı reddediyoruz ama yardımlaşmayı değil; çünkü yardım dilencilik, yardımlaşma insanlık

Yardımı reddediyoruz ama yardımlaşmayı değil; çünkü yardım dilencilik, yardımlaşma insanlık
 

Dünyada/hayatta bazı işler/hatta çoğu işler tek başına yapılamaz; bu nedenle birlikte yapma/yardımlaşma zorunludur. Yardım ve yardımlaşma birbirine karıştırılıyor oysa ikisi çok farklı. Birini işlerimizi görmek diğerini ise bazılarını zor durumdan kurtarmak için yapıyoruz.

Zor durumda olanları kurtarmak onlara yardım etmek (para vs vermek anlamında) değildir. Dinin zekât yönü anladığımız gibiyse insanlarda soru işareti yaratıyor. İnsanlarla ilgili yapmanız gerekenleri yaptığınızda zaten onlara yardım etmiş olursunuz. Dindeki zekât acizleri ve zaruret hallerini kastediyordur. İş var, adam/kadın çalışabilir durumda ama çalışmıyor ya da başka nedenle fakir; kusura bakmasın. Günah işlerim korkusuyla ya da dindarların tepkisinden çekinerek bunları söylemekten kaçmamalıyız.

Yardımlaşmanın gereği ortada; zira işlerimizi ancak bu şekilde yapabiliyoruz; lakin bunu da abartmamak lazım, adam ayakkabısını da kendi giysin artık yani. Ağaç hareketi düzeni yürürlüğe girdiğinde kişinin tek başına yapacağı işler belirlenecek (meslekler tanımlanırken nasıl ve kaç kişiyle yapılacağı da belirtilecek)

Şimdi yardım ve yardımlaşma birbirine karışmış, ortada anlam kargaşası, davranış bozukluğu, düzensizlik var. Atıyorum ülkede hayvan severler var, hayvan severler derneği binasının dibinde bir kedi açlıktan ölüyor. Bu arada yeni düzende hayvanlarla ilgili bakım/koruma böyle yardımlarla değil meslek anlamında devletin bir sektörü (bütçesi olan, çalışanlarına maaş verilen, gönüllüleri ödüllendirilen) olarak faaliyet gösterecek; hayvanlara bakmaya mecburuz.

Yardımın yardım edilene güvence vererek onun hayata yönlenmesini engellediği bir tarafa atıl bırakıp bilgi ve becerilerini de gereksiz kıldığı doğru ama işte kimse bunu görmüyor. Üstelik kişinin onurunu zedeleyici yönü de var. Ama işte insanlar alıştırılmış normal geliyor. Yeni düzende tek eli tutan kimse bile bu eliyle bir şey yapacak. Elbette çalışamayacak durumda olanlara devlet bakacak.

İşlerimizi daha kolay ve hızlı yapabilmek için yardımlaşmayı ön planda tutuyoruz ama elbette bu da kolay değil. Kişilerin o işe uygun bilgi ve eğitimi olmak zorunda. Düşünceleri, yetenek ve karakterleri farklı insanlara birlikte aynı işi yaptırmak kolay değil. Bu konuda bizim çalışma sistemimizdeki birbirleriyle anlaşan kimselerden oluşacak doğal ekipler (biz bu işi yaparız, bu işi siz üçünüz yapın gibi)yine de işe yarayacak diye düşünüyoruz. Yoksa otuz kişiyi koyduk bir yere bu dağı kazın mantıklı görünmüyor.

 

 

 

Abbas Oğuz, Birgül YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne zaman ki efendiler de kulluğu kabul eder işte o zaman kulun kula kulluğu da ortadan kalkmış olur.Sizin de dile getirdiğiniz gibi:Yardımı değil,yardımlaşmanın bereketini herkese yetecek hale getirmek lâzım.İnsanlık ancak böylelikle adına yakışır şanı edinmiş olur...Çok anlamlıydı Kerim bey dostum.Selamlarımla.

Abbas Oğuz 
 21.02.2014 22:43
Cevap :
Okuyan ve anlayan için sizin yorumlarınız da çok anlamlı Abbas bey...  22.02.2014 13:00
 

Bizde bu kavramların ikisi de istismar edilmekte ne yazık ki... Artık insanların içine şeytan kaçmış diyecebileceğim bir noktadayız. İnsan ne yapacağını şaşırıyor. Güzel bir paylaşımdı kardeşim Sevgi ve selamlar ile

SAHAFÇA 
 21.02.2014 17:22
Cevap :
Evet, insanların içine şeytan kaçmış.Güzel bir yorum selamlar benden de.  22.02.2014 13:38
 

Kerim bey...Ailen fakirdi. Harçlıklarımızı, kendimiz çalışarak kazanırdık. Sokakta simit satmakta harçlığımız kazanmanın bir yoluydu...Liseye gidinceye kadar, yaz tatillerinde, kahvehanede çalışan ağabeyime yardım ederek( askı ile dışarı dükkanlara ve bir iki küçük fabrikaya çay, kahve, gazoz taşırdım. Biraz sevimli ve biraz da sessiz olduğum için, servis yaptığım yerlerde amcalar ve ablalar beni severdi. Bir gün, o fabrikalardan birinin sahibi, giydiğim eski pantolonu görünce, yarın sana bizim çocuğun pantolonlarından birini getireyim de giy" dedi...Bunun samimi bir yardım olduğunun bilincinde olmadığım için, ağlayarak eve geldim...Bir daha da çalışmaya gitmedim. Simit satmaya devam ettim...Size anlattığım bu iki olay, sınırları iyi çizilmemiş yardım ve yardımlaşmalardır...O günden bu yana kimseden yardım almam. Hele hele maddi yardım ya da borç almam. Kredi kartım da yoktur; çünkü o da bir şekilde "borç"tur...Umarım, bundan sonra da yardıma muhtaç olmam...Yaa! İşte böyle...Selamlar.

cdenizkent 
 21.02.2014 13:14
Cevap :
Benzer hayatları yaşamışız...Ben de yazsam aynı şeyleri yazardım...Başımın üzerinde simit tablası sümüklü çocuk uzak köylere gider yumurta karşılığı simit satardım.Tren yollarında yürümeyi severdim,uçuk hayaller kurarak.Daha sonra kendimi anlatan bir şiirimde bu yıllara değinmiş "Edison olurdum demir yollarında..." demiştim.  23.02.2014 20:19
 

Merhaba Kerim bey...Yardım ve yardımlaşma toplumsal bir gerçek; ama bunun sınırını iyi çizmek gerekir. Size yaşanmış bir örnek vereyim. Çalıştığım bir kurumda, görev alanımız içine giren bölgede, fakir aile çocuklarına "giysi" yardımı için bir gün tertiplendi. Bu güne çalışanların eşleri ve çocukları,cicili biçili giysileri ile katıldılar ve bu şekilde fakir çocuklara yeni giysiler verdiler. Çekilen fotoğrafları görünce, tepem attı ve amirime "sizin yaptığınız yardım bu mu?" diyerek bir fotoğraf gösterdim. Fotoğrafta, güzel giysili bir hanım ve yanında renkli ve güzel giysisi ile kız çocuğu. Bu kız çocuğu, fakir bir kıza yeni giysi veriyor. Hanım ve kızı gülüyor; fakir kız ise ezik ve mahcup...Nasıl yorumlarsanız yorumlayın...Diğer yorumum kendimle ilgili...Selamlar.

cdenizkent 
 21.02.2014 13:00
Cevap :
Verdiğiniz örneği ibretle okudum...  23.02.2014 20:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 5245
Toplam yorum
: 13597
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 663
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster