Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
530
 

Yargı İşini Yapsaydı Bu Ülkede Oluk Oluk Kan Akar mıydı?

Yargı İşini Yapsaydı Bu Ülkede Oluk Oluk Kan Akar mıydı?
 

Düşleri griye bezenmiş bir toplumun yetme kuşaklarıyız… Bildiğimiz en yalın gerçeğin ölüm çığlıkları olduğu bir coğrafyada büyüdük. Çocukluk günlerimde başladı ölümlerin zihnimi işgal etmesi. Maraş, Çorum, Sivas, 16 Mart, Bahçelievler, Abdi İpekçi, Cavit Orhan Tütengil, Doğan Öz, Ümit Kaftancıoğlu ve daha daha nicelerinin ölümlerini radyoların o kendisine has mekanik ses gıcırtılarından dinlemeye başlamıştım.

Bitmediki…

Oysa her şeyin yeni başladığını, ölümlerin sadece provalarının yapıldığını 1980 sonrasında yaşamımı sürdürmeye çalıştığımda anlamıştım. Yeni ölümler daha can alıcı, daha bir can yakıcı hali ile ruh dünyama kamçı vuruyordu.

İlk Erdal Eren ismini duymaya başlamıştım ve her okula gidiş anımda, mahalle arası konutların duvarları yazılara bezenmişti; “Erdal Erenler ölmez” diye. Kimdi bu çocuk? Neyin nesiydi? Niçin öldürmek istiyorlardı Erdal Eren’i?

Ve bir sabah sonrasında Erdal Eren’in idam edildiğini öğrenmiştim. Öğrenme hayatımın en vurucu gerçeği ile yüzleşmiştim. Sonraki yıllarda daha bir can alıcı oldu bu coğrafyanın gerçekleri. Düşleri griye bezenmiş olanların aşına kan doğrandı bu topraklarda.

Sene 1990’lı yıllar olduğunda, artık bütün gerçekler tüm çıplaklığı ile yüzümüze şamar gibi iniyordu. Dile kolay, 20 bine yakın faili meçhul cinayetin işlendiği bu topraklarda artık her şeyin bir bir anlamını yitirdiğine tanık olduk.

20 binlere yaklaşan faili meçhul cinayetler…Bütün mesele bu işte. Gerisi boş laftır.

Bütün mesele bu dedik ama pek tabiki bütün mesele bu değil. Ülke yakın tarihi faili meçhullerle dolu. Kronolojik sıralamayı tekrar yapmanın bir anlamı yok.

Bu ülkenin yargısı yargı olsaydı, bu coğrafyada bu kadar pervasız bir şekilde, bunca insan faili meçhule kurban gider miydi? Bu ülkede yargı işini yapmamıştır. Bu ülkenin yargısı, suçluları korumuştur ve suçluları koruyarak vicdanlardan oluk oluk kan akıtmıştır. Bu ülkenin yargısı, suçların üzerini örtme işlevi görmüştür. Uzantısı olan Adli Tıp Kurumu ile birlikte bir suçlu aklama merkezi haline dönüşmüştür.

Anayasa değişikliğine yönelik can alıcı noktanın, yargı erkinin revizyonuna yönelik olduğu açıktır. Kendilerini devletin en imtiyazlı gücü olarak gören yargı erkinin, elindeki gücün törpülenmesi ve daha demokratik bir yapıya kavuşturulması ülke geleceği açısından kısmende olsa önemli bir gelişmedir. Zira, bu hali ile ülke yargısı vicdanlarda akacak kan bırakmadı. Ve bu ülkenin yargısı, vermiş olduğu onca kararla şaibeli hale düşmüştür, revize edilmesi şarttır. Hatta ve hatta bir çok can alıcı dava kararları yeniden incelenmeli, yeniden karara bağlanmalıdır. Bu denli sorgulanan, bu denli yoğun bir şekilde eleştiri yağmuruna tutulan, ve kararlarının her birinin altında binbir türlü şaibe olan yargının yeniden revizyonuna farklı kılıflar aramanın bir anlamı yoktur.

Hayırcı cephenin derdi, AKP ve Recep Tayyip Erdoğan.

Bu cephenin başka derdi yok. Ne faili meçhuller, ne onca katliamlar bu cephenin ilgi alanının dışında. Onca yaşanan kanlı olaylara yönelik davaların nasıl sonuçlandığına, bu davaların hangi merhalelerde üst yargı organlarınca gidişatının değiştirildiğine bir baksalar, eminimki her birisinin yüzü buram buram kızarır. Özellikle anlamakta güçlük çektiğim kesimler aleviler ve kendisini solda tarif eden kimi sosyalist çevreler. Bu kesimlerin anayasa oylamasında hayır cephesinde olmalarının mantığını kavramakta zorlanıyorum. Hadi Kemalist çevreleri anladık. Dertlerinin ne olduğu alenen ortada. Dertlerinin yargı vesayetinin sürmesi ve AKP ve Recep Tayyip Erdoğan ne eylerse biz karşısındayız zihniyeti. Peki ya bunların arkasına takılan alevilerin ve kimi sosyalist çevrelerin hayır cephesinde yer almalarının mantığı nedir?

Sözüm özellikle Alevileredir.

Sivas Madımak katliamının yargı sürecini takip etmelerini tavsiye ederim kendilerine. Ayrıca Gazi Mahallesi olaylarının yargı sürecinin nasıl seyrettiğine bir bakmalarında fayda vardır. İşte o zaman Hayır cephesinde olmalarının ne denli mantıksız bir zemine oturduğunu alenen göreceklerdir.

ÇokEskidendi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bugün ortaya konulan anayasa değişikliğinin asıl amacı yargı bağımsızlığı değil,yargıyı iktidarın vesayetine sokmaktır.Beğenmediğimiz yargı yerindelik denetimi yaparak ülkenin varlıklarının peşkeş çekilmesini önlemiştir.Anayasa değişikliği gerçekleşirse yargı kamuyararı gözetemeyecek.Darbenin yarattığı siyasi ortamda Türk islam sentezi devletin resmi politikası olmuştur.Kısaca varlıklarını darbelere borçlu olanların darbe ile hesaplaşmaları olası değildir. Darbecilerle darbelerin muhatabı devrimciler hesaplaşabilir.12Eylül hesaplaşması gibi sunulması sadece ilüzyondan ibarettir.AKP iktidarı gazoza darbeciler yargılanacak hapı koymuştur,hikaye bundan ibarettir...

Necati TÜFEKCİ 
 06.09.2010 23:06
Cevap :
Necati hocam bloglarımızda bu hususları daha çok tartışacağımızı düşünüyorum.  22.09.2010 12:40
 

üstünlerin hukukunun ülkemizde işleyişini çok znlamlı bir şekilde kaleme almışsınız teşekkür ederim. saygı ve sevgilerimle

ferhat yıldırım 
 06.09.2010 21:32
Cevap :
Aynen dediğiniz gibi Ferhat Bey  22.09.2010 12:41
 

Senelerdir ülkemizde demokratikleşmekten bahsedilir. Oysa asıl dert hukuksuzluktur. Yargının işleyişi, işlevini yerine getirip getirememesi hukukçuların değil, tamamen ve tamamen ülkeyi yöneten "atanmış ve seçilmiş" lerin basiretsizliğinin doğal bir sonucudur. Hukukçular yasa yapmaz, onlar sadece uygularlar. Hatırlarsanız Türkiye 12 eylüle giderken Ecevit yargı solcuların elinde diye gocunuyordu ama kimsecikler hukukun üstünlüğü adına kılını bile kıpırdatmadı. Türkiyede her zaman hukuk atanmışlar ve seçilmişlerin tekelindeydi ve onlar tarafından belirlenmiştir. Bu nedenle de hukuk her dönemde siyaset kurumunun vesayeti altındaydı ve bu nedenlede hukukumuz siyasal bir hukuktu. Umarım bir gün hukukun üstünlüğünün ve özellikle de siyasete üstünlüğünün gereği ve de önemi anlaşılacaktır. Elinize sağlık, düşündürücü bir blog. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 22.08.2010 19:44
Cevap :
Sayın Matilla ilginç bir yorum yapmışsınız. Ülkemizdeki yargı sistemini daha çok seçilmişlerin üzerinde bir güç odağı olarak niteliyorum. Atanmışların tekelinde bir hukuk düzenimiz vardı ve bu atanmışların en nadide düşünce tarzı devleti utsamak üzerinedir. İktidar seçkinlerinin elini kolunu bağlayan bir yapı.  24.08.2010 17:33
 

28 yıldır devam eden yanlışlıkların düzeltilmesi için tarihi gün, 12 eylül 2010 Yaşadıklarımız, gördüklerimiz, görüp de sindiremediklerimiz, daha neler...Böyle gelmiş, böyle gitmez artık diyebilenlerin söz hakkı olacak gün: 12.eylül.2010 Zihniyet değişikliğinin tescil edileceği gün, 12 eylül 2010 Türkiye'mizin yıldız olma yolunda önünü açacak tarih: 12 eylül 2010 Selamlar...

Yurdagül Alkan 
 20.08.2010 22:29
Cevap :
Yurdagül Hanım; 12 Eylül günü çok şey değil ama devletin sarsılmaz kalelerinden birisine delik açma günü olarak düşünmek lazım. Zİra AKP'de sütten çıkmış ak kaşık değil.  24.08.2010 17:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1117
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster