Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

23 Şubat '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
602
 

Yargıda deprem

Yargıda deprem
 

Türkiye Cumhuriyetin temelini oluşturan üç kurumumuz var.

Bunlar;

Yasama,

Yürütme,

Yargı.

Cumhuriyetimizin bekası için vazgeçilemez kurumlarımız.

Yasamayı TBMM;

Yürütmeyi İktidar, yani hükümet,

Yasama ise çeşitli kurumlarıyla (Anayasa, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve bağımsız mahkemeler) hukuku ve hukukun üstünlüğünü temsil eder.

Bir ülkenin yargı bağımsızlığı, uyguladığı hukuk kuralları ve yargının bağımsızlığı ile ölçülür.

Yani yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı çok önemlidir.

Son dönemlerde ise görülen tehlike ise “kurumlar arası çatışmadır.

Yasamanın yargıyla, yürütmenin hem yargıyla, hem yasama ile sorun yaşaması, kurumlar arası çatışmayı tetikleyen en tehlikeli gelişmelerdir.

Kurumlar arası çatışma bir taraftan toplumu germekte, diğer taraftan ise bu kurumlara olan güvenin sarsılmasına neden olmaktadır.

Bugüne kadar birçok alanda sürtüşme ve çatışma olmuş, özellikle kurumların yetki alanlarına müdahale girişimleri yapılmasına rağmen son günlerde ki gelişmeler adeta bir “deprem” niteliğindedir.

Şimdi görünen artık yargının da hedefe konduğu, yürütmenin yargıyla ilgili bir takım “hesaplar” içine girdiği, sözün özü yargıyı da “uydu haline getirme çabaları içine girilmeye çalışıldığı görülmektedir.

Yargıdaki deprem ise; Erzincan Başsavcısı lhan Cıhaner’in Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal tarafından başlatılan soruşturma sonrası tutuklanması ve “Ergenekon terör örgütü üyesi” olmakla suçlanmasıyla başladı.

Savcının tutuklanması sonrası birçok yetkili ağız “bu tutuklamanın yasalara aykırı olduğunu, bu olayda hükümetin bilgisi ve dahli olduğunu, yapılan işlemle hukukun katledildiği” ifade ederken, hükümet kanadı ise, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu ileri sürmektedir.

Erzincan savcısını “tutuklamaya kadar götüren sürecin ise;2007 yılında İsmail Ağa cemiyetine karşı başlatılan soruşturmanın dikkat çekici olduğu, bu olayın iki savcı arasını açtığı, olayın perde gerisinde bu olayın etkili olduğu söylenmektedir.

İsmail ağa soruşturması esnasında savcının bizzat açıkladığı iki olayda dikkatleri çekmektedir.

Sayın savcının ifadesine göre o dönemin eski bakanı Cemil Çiçek kendisini telefonla arayarak “cezanın alt ve üst sınırlarını, ceza evlerinin doluluğunu, genel seçimler öncesi kendilerini bu soruşturmanın (İsmail ağa soruşturması) siyaseten çok zor durumda bırakacağını, ” söyleyerek, “gözaltındakilerin salıverilmesini istediğini” söylemektedir.

Cıhaner’in söylediği bir diğer olay ise Adalet Bakanlığı Ceza İşl. Gn. Md. Yar. Çetin Şen’inde kendisini cep telefonundan arayarak “Böyle soruşturmalar insanın başına derde sokar, Ankara’da ortalık toz duman. Yaptığın soruşturma Ergenekon soruşturmasına misilleme olarak algılanacaktır” dendiğini iddia etmektedir.

Basında bu konuyla ilgili yazılan ve vurgulananlar tabiidir ki birer iddiadır. Cemil Çiçek ve Genel Müdür Yardımcısı gerçekten savcı Cıhaner’i arayıp aramadıkları net değildir.

Eğer bu iddialar doğru ise “cemaatlere dokunanların başına neler geleceği” gerçeğidir.

Yargıda gelişen bir diğer önemli olay ise tüm bu yaşananlar sonrası HSYK yaptığı toplantıda aldığı bir kararla Erzincan Savcısını tutuklatan Erzurum Özel Yetkili savcısı Osman Şanal ve üç yardımcısı savcıyı bu görevlerinden alındığının açıklanması yargıda ki depremi daha da büyütmüştür.

HSKY görevden alma işlemine hükümet kanadı “hukuk ayaklar altına alınıyor” diyerek tepkisini koyarken; Yarsav, Yargıtay, Sayıştay alınan bu kararı desteklediklerini ve hukuka uygun olduğunu ileri sürmektedirler.

Yargıda son yaşananlar “yargı bağımsızlığını” zedelemiştir. Hükümetin bir an önce bu depremi durdurması, hukukun üstünlüğünün, bağımsızlığının sağlanması için gerekli çabayı ve tedbirleri geciktirmeden almasıdır.

Bugün ayaklar altına alınan hukuk, deprem yaratılan yargı yarın hepimize lazım olacağını asla unutmamalıyız.

Osman Özeker 19.02.2010

Son not: Bu yazı kaleme alındığında henüz yeni olaylar gelişmemişti. Görevden alınan Erzurumözel yetkili savcısı apar topar Cıhaner’in dosyasını Ergenekon savcılığına gönderdi. Ergenekon savcıları ise yaptığı inceleme sonucu bu dosyanın Ergenekon’la bir ilgisinin olmadığını ifade ederek, dosyayı tekrar Erzurum’a yolladı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba...Ne ilginçtir ki, 18 Şubat'ta aynı konuda yazdığım bloğumun adı da, konuya uygun olarak koyduğum resim de aynı...Yaznızın içeriği de pak farklı değil. Boşuna dememişler "aklın yolu birdir" diye...Selamlar.

cdenizkent 
 23.02.2010 16:37
Cevap :
Sevgili Denizkent, yazınızı yeni fark ettim. ikimizinde ortak noktaları var. Buda beni mutlu ediyor, "aklın yolu bir" tezini kuvvetlendiriyor. Selam ve sevigler.  23.02.2010 22:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 282
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2921
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster