Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
690
 

Yargılama!! Önce sor ve öğren...

Yargılama!! Önce sor ve öğren...
 

Yargılamak


“İnsanları hayatlarının yalnızca bir anına dayanarak yargılamaktan sakınalım.”

Andre Gide

“Etrafınızda neyin iyi, neyin kötü olduğuna fazla kafa yorarsanız kendi ruhunuzu ihmal edersiniz. Başkalarını yargılamak için harcadığınız enerji sizi tüketip yere serer.”

Paulo Coelho

Yargılamak ve yargılanmak... Ne büyük kelimelerdir bunlar!!!

Sanki bir kılıcın 2 farklı kenarı gibi.

Nasıl bir Japon Samuray kılıcı “Katana”nın kesmeyen kenarı ile gelen saldırıyı karşılamak mümkünse, daha sert olan kesici kenarı ile de saldırmak ve kesmek mümkündür.

İnsanlar nedense hep kesen kısımda olmak isterler. Çünkü acı ve ızdıraptan muaf olmak kolayıdır.

Ve doğal olarak sürü insanı için kendine AYNA tutmak da bir o kadar zor zanaattır.

Bu yüzden insanlar kendilerine bakmaz, başkalarının kusurlarına bakarlar. Kendilerinin kusurlarını görmezler, başkalarınınkini görürler.

Belki görmek terimi bile yanlış, zira sıradan insan, sürü insanı, öfkesinin onu esir olmasına ve kin, nefret, hınç gibi duyguların aklının önüne set çekmesine engel olamaz.

Farkına bile varmadan içindeki tüm negatifi kusar. Kusar ve rahatlar. Ancak o hikayedeki gibi... Tahta kapıya çaktığı şuçlama çivilerini çıkardığında bile şuçlananı betimleyen o tahta kapıda hala delikler kalır.

İnsanız, kuluz...

Elbet hata yapacağız. Peki o zaman kula mahsus bu genel hatadan nasıl sıyrılacağız?

Stephen Covey, “Ekili Liderlerin 7 Alışkanlığı” adlı kitabında bunun panzehirini çok basitçe verir. “Gelen etkiye tepki vermeden önce seçim hakkımızı kullanmak ve öyle etkiye tepki vermek” der.

Yani...

Hayat evrensel bir yasa olan “nedensellik ilkesi” gereği her şeyin bir öncül etki vasıtasyla oluştuğunu söyler. Her tepki bir etkiden meydana gelir. Madde, etkiye tabi olduğu fizik yasaları gereği hemen tepki verir ve harekete geçer veya hareketini değiştirir.

Ama insan sadece bir madde değil, bir varlıktır da. Bilinci olan bir varlıktır. Bitki ve hayvandan da bilinci, zekası, tekamül seviyesi ile ayrılır.

O zaman insan bir madde gibi gelen etkiye körü körüne tepki vermemesi gereken bir varlıktır. Tasavvuf’ta “yeryüzünde Allah’ın Halifesi olarak ifade edilen insan”a yakışan da budur.

Ancak her insan henüz halifetullah mertebesinde değildir. Zaten öyle olsa, bu Dünya mekan-ı cennet olur. İnsan halifetullah makamına kendi tırnaklarıyla çabalayarak gelmeye muktedir bir varlıktır. Ama henüz bu mertebede olan çok ama çok azdır.

İşte bu yüzden “insan uyur” diyoruz. Hatta ayakta uyur. Belki uyurgezer bile denebilir insana. Çünkü böylesine muazzam bir potansiyele rağmen henüz imkanlarının farkında değildir. Kendinin farkında değildir.

İşte bu yüzden sürü insanı gelen etkiye tepki verir, eleştirir, yargılar, suçlar...Bakmaz önce kendine, koşullara, şartlara, olaylara.

Panzehir ne peki? SORU SORMAK dostlar. SORU SORMAK.

Mesela trafikte önünüze çıkan bir sürücüye hemen saydırmak kültürel alışkanlığımızdır maalesef. Ancak belki o kişinin biraz önce aldığı haberle dünyası yıkılmış ve kardeşinin kanser olduğunu öğrenmiş olabilir. Kafası bu yüzden dalgın olabilir.

Ya da uzun süredir iyi performans gösteren bir çalışanınız, son zamanlarda benzer bir sorundan dolayı düşük performans gösterebilir. Belki de bir sağlık problemi vardır. Bir aile meselesi olabilir.

Bunun gibi örnekler çoktur. Ama insanın öğrenmesi için önce soru sorması gerekir.

Soru sormak kadar güzel ve kolay bir şey yoktur.

Her şey 5N1K sorularıyla başlar. Bu soruları en iyi çocuklar sorar. Öyle basit ve güzel sorarlar ki en iyi, bildiğinizi bile anlatamaz olursunuz. Çünkü bildiğinizi bile düşündürtürler.

Sormazsan öğrenemezsin, öğrenmezsen ilerleyemezsin.

Yargılayanları bile anlamak için bir nefes alın, tepki vermeden önce soru sorun. Sadece anlamak için sorun... Göreceksiniz ki çoğunun sebepleri boştur, yoktur. Ama sebebi haklı olan ise sorularınızdan hakkıyla çıkacaktır ki, işte o zaman siz onun karşısında eğilin.

Siz bir sebepten ötürü kızar da yargılama haline geçecek olursanız... Hemen bir nefes alın, kendinize gelin ve bu sefer de kendinize soru sorun. Bu kızmanıza değecek bir şey mi? Kızmanıza sebebiyet veren kişi farkında mı? Ne yaptığını biliyor mu? Hep böyle mi yapar, yoksa bugün farklı bir durumu var mı?

Her iki durumda da soru sorun ve göreceksiniz ki çoğu zaman olaylar göründüğü gibi değildir.  Hakikat detaylarda gizlidir.

Sevgiler,

Kenan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 237
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1033
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster