Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
350
 

Yargılanmak aklar yıpratmaz, şüphe yıpratır

Yargılanmak aklar yıpratmaz, şüphe yıpratır
 

Yargılanmadıkca yıpranır.


Abdullah Gül yargılanmadığı sürece, Cumhurbaşkanlığı Kurumu yıpranmaya devam eder. Çare zanlı lekesini Köşkde taşımak değil, ya aklanmak ya da terketmektir. Yargılanan Cumhurbaşkanlığı değil Abdullah Gül olacaktır.

Cumhurbaşkanlığı koltuğu, koltuğa oturmadan önce adi bir suç işlememiş birisi tarafından doldurulmuşsa Kurum yıpranmaz. O halde aklanmalıdır. Aklanmadığı sürece şüphe yıpratır. Yüksek makamın adi bir suç işlemiş birisi tarafından doldurulmuş olması şüphesinin devam etmesi çok yıpratıcı bir durumdur. Vahimdir. Bu hususa kimse itiraz edemez herhalde.

İyi niyet çercevesinde, polemiğe girmeden açık ve net yaklaşabiliriz konuya

Şu anda Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Abdullah Gül (kendisininde zanlı olduğu halde, yargılanmasının milletvekili olması nedeniyle ertelendiği, Necmettin Erbakan’ın ise yargılanabildiği için kesinleşen ceza aldığı) bu suçu işlememiştir diyebiliyor muyuz?

Diyebildiğimiz şey “Erbakan yargılanıp suçlu bulunurken aynı davada Erbakan’ la birlikte zanlı olan Abdullah Gül millet vekilidir diye yargılanmamıştır” şeklindedir. Başka deyişle ortada Trilyon liranın yok olduğu ve evrakta sahtekarlık yapıldığı yüksek yargıda kesinleşimiştir. Bu olgu süphe ve iddia değil gerçektir. Bu suçların birilerince işlenmiş bir suç olduğu Yüksek mahkeme kararlarıyla kesinleşmiştir. Suçu işlediği iddia edilenlerden Erbakan’ın suçu mahkemece onanmış ve mahkum edilmiştir. Abdullah Gül o zaman dokunulmazlık zırhına bürünmüş olduğu için mahkemede yargılanamamıştır. Şüphe, zan vardır ve mutlaka temizlenmelidir.

Suçu işleyip işlemediği mahkemece yargılanamayıp, yargılama ertelendiği için suç işlemiştir diyemiyoruz. Evrakta sahtekarlık suçundan Erbakanla birlikte zanlıdır ancak dokunulmazlık nedeniyle yargılanamamıştır diyoruz.

Abdullah Gül aklanmış degildir, zanlıdır. Mahkeme edilirse ya suçu işlemediği ortaya çıkacak ya da işlediği ortaya çıkacak ve mahkum olacak. Her iki ihtimalde mümkün.

Eğer Cumhur Başkanı yargılanıp suçsuz bulunsa, aklansa Cumhurbaşkanlığıda bu kirli ihtimalden arınmış olur, yıpranmaktan kurtulmuş olur . Bu tartışmasızdır ve hiç kimse aksini iddia edemez. Hem Abdullah Gül hem Kurum rahatlar. Eğer suçlu bulunursa, cumhurbaşkanlığı düşer ve yüksek makam, yasalara göre cumhurbaşkanı olamayacak birinin cumhurbaşkanı olarak görev yapması gibi vahim bir durumdan kurtulur. Yani yıpranmaktan kurtulur. Her halukarda yıpranmakdan kurtulması için bu şüpheden temizlenmesi gerekir.

Son söz: Kir su ile yıkanarak, adi bir suçtan zanlılık mahkeme kararıyla temizlenir. Dokunulmazlık zırhı sanıklık lekesini temizlemez, temizlenmesine engel olup lekeyi kalıcı yapar.

Saygınlık sembolü, özellikle tam ve gölgesiz aklık ve paklık gerektiren görevlerde aklanmamışlar oturursa, üstelik herkes sayın diyerek rağbet gösterirse aklanmamayı ödüllendirmiş ve teşvik etmiş oluruz. Çocuklarımıza ak olmayı ve ak kalmayı öğütleyemeyiz, öğretemeyiz. Kızımızın adını “akkız” oğulumuzun adını “onur” koyarak ak ve onurlu kalmalarını temin edemeyiz. Toplumda itibar ve değer normları bozulur ve hatta tersine çalışarak toplumu ahlaken dejenere eder, çökertir.

Hakkında suç dosyası olupda, dokunulmazlık zırhına sığınarak yargıdan kaçan, yargılanmayan, aklanmayan hiç kimseye “Sayın” diyemiyorum. Aklanmamış insanlara kim olursa olsun sayın ve siz diyemiyorum. Sayınlık ve “siz”lik rütbeyle ve koltukla hakedilemez, ak olmakla, gerçekten saygın olmakla hakedilir.

Nasılki bilenlerle bilmeyenler bir olamazsa, ak olanlarla aklanmamış olanlarda bir olamaz. Herkesi aynı kefeye koyup herkese sayın demek, riya ve istismara prim vermek olur ve toplumun geleceğini çürütür, gerçekten saygın olanlara saygısızlık ve haksızlık olur.

Ak olduğunu düşünen, ak olduğunu bilen ve söyleyen herkes haklarındaki dondurulmuş suç isnat dosyalarından bir an önce kurtulmalıdırlarki bizde o zaman riyasız bır şekilde ve rahatca “Sayın” diye hitab edebilelim onlara.

Aklanmaktan kaçınanlara, saygınmış gibi hitap etmek başkalarınıda yanıltan bir riyakarlıktır.

Kimseyle kişisel bir sorunum yok ama prensibim var. Ülkemi seviyorum.

Çöküntü ve riya sürecinden çıkmasını istiyorum.

Dr. Hamit Bozkurt

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 59
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1172
Kayıt tarihi
: 08.08.08
 
 

1950 yılında doğdum, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 1974 mezunuyum. 1986 yılında Gazi Ün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster